<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112</id><updated>2011-07-31T09:10:12.690+03:00</updated><category term='çocukla iletişim'/><category term='anne sütü'/><category term='uyuma sorunları'/><category term='çocukla yolculuk'/><category term='suyla oyun'/><category term='tuvalet eğitimi'/><category term='kitap'/><category term='çocuklarda öğrenme'/><category term='şifalı bitkiler'/><category term='Bebeklerde karın ağrısı'/><category term='doğum'/><category term='organik'/><category term='çocuk ve müzik'/><category term='1-2 yaş çocuk kitapları'/><category term='Bebek sağlığı'/><category term='tatil'/><category term='Sevgi'/><category term='kabızlık'/><category term='süt'/><category term='diş çıkarma'/><category term='bebek beslenmesi'/><category term='doğum günü'/><category term='Çocuklarda diş çürüğü'/><category term='Kullandığımız Baharatlar'/><category term='emzirme'/><category term='Montessori'/><category term='çocuklarda ateş'/><category term='Doğal tedavi'/><category term='müzik'/><category term='araba koltuğu'/><category term='oyunlar ve oyuncaklar'/><category term='bebek bakımı'/><category term='Çocuk eğitimi'/><category term='nasihat etme'/><category term='El örgüsü'/><category term='pişik'/><category term='bebek maması'/><category term='grip'/><category term='çocuklarda düzen'/><category term='bebek oyunları'/><category term='bebek gelişimi'/><category term='bebek hastalıkları'/><category term='gece sütü'/><category term='çocuklar için kitap seçme'/><category term='kitap okuma'/><category term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>ANNEANNENİN GÜNLÜĞÜ</title><subtitle type='html'>Bu blogdaki  yazılar Eren' e baktığım süreç içinde, sadece Eren'le benim yaşadıklarımızın ve onun büyümesi esnasında gözlemlediklerimin yansımasıdır.
Ek olarak yıllardır araştırdığım ve biriktirdiğim sağlıkla ilgili deneyimlediklerimden alıntılardır.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>121</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7240475660165033291</id><published>2010-10-21T12:08:00.002+03:00</published><updated>2010-10-21T12:16:12.354+03:00</updated><title type='text'>VEDA</title><content type='html'>Veda sözcüğü her zaman hüzünlüdür.&lt;br /&gt;Ama o anın geldiğini hissettim.&lt;br /&gt;Eren'le durumumuzda yeni birşeyler yok.&lt;br /&gt;Günler sıradanlaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogu açtığımdan beri bizi okuyan, takip eden herkese teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7240475660165033291?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7240475660165033291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7240475660165033291&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7240475660165033291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7240475660165033291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/10/veda.html' title='VEDA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3107505522976947655</id><published>2010-10-05T13:30:00.006+03:00</published><updated>2010-10-05T13:55:21.262+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>YUMURTA VE PEKMEZ BAŞARIYI ARTIRIYOR</title><content type='html'>FİGEN ATALAY'ın yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların okulda başarılı olmaları için güne kahvaltı ile başlamaları şart.Yeterli ve dengeli bir kahvaltıda dikkat edimesi gereken en önemli nokta ise yumurta ve pekmezin mümkün olduğunca sık tüketilmesi.Uzmanlara göre her iki besin de çocuklarda sıkça görülen ve öğrenme bozukluklarına yol açan demir eksikliğine karşı birebir.&lt;br /&gt;........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Kadıköy Hastanesi' nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, çocukların besin öğelerini yeterli almadıkları takdirde büyüme geriliği ve mental gelişim gecikmesi gibi ciddi sorunlarla karşılaştıkları uyarısında bulunarak, "Hafif düzeyde beslenme yetersizliği kolaylıkla farkedilmiyor ancak çoğunlukla öğrenme bozuklukları ile sonuçlanıyor.Örneğin daha çok yetersiz besin seçimi ve öğün atlama gibi nedenlerle oluşan demir eksikliği de davranışlarda ve performansta düşüşün yanı sıra konsantrasyon bozukluklarına yol açıyor.Bunun için çocuklara mümkün olduğunca sık yumurta ve pekmez yedirmek gerekiyor." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şengül Sangu Talak'tan çocuklara kahvaltı önerileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocuğunuzun her gün bir yumurta yemesini sağlayın.Çünkü yumurta yüzde yüz emilebilen en kaliteli protein kaynağı ve kan yapıyor.Ayrıca sürülebilen çikolata,bal,reçel gibi tatlılar yerine kan yapan ve kemiklerin gelişimini sağlayan kalsiyumdan zengin pekmezi tercih edin. Kahvaltılara az miktarda domates,salatalık ile maydanoz gibi vitamin ve posa içeren sebzeler ekleyerek çocuğunuzun iştahının açılmasını ve bağırsaklarının çalışmasını sağlayabilirsiniz. Kahvaltıda sadece ve sürekli mısır gevreğiyle süt tüketimi belki pratik olsa da, sakıncalı. Bu nedenle karışımı kuru meyve, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemiş ve taze meyvelerle daha besleyici ve lezzetli hale getirmeye çalışın. Kahvaltının yanında çay içilmesi demir emilimini engelliyor, ayrıca çok fazla kaynatılması da besin değerini düşürüyor. Bu yüzden mümkün olduğunca çocuğunuza çay içirmeyin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3107505522976947655?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3107505522976947655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3107505522976947655&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3107505522976947655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3107505522976947655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/10/yumurta-ve-pekmez-basariyi-artiriyor.html' title='YUMURTA VE PEKMEZ BAŞARIYI ARTIRIYOR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3237904009030831508</id><published>2010-09-24T21:00:00.015+03:00</published><updated>2010-10-22T14:34:07.021+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda düzen'/><title type='text'>YAPILAN İŞİ BİTİRME VE TOPLAMA</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;Çocuklara düzenli olmayı öğretme çalışmaları iki yaşından sonra başlıyormuş. biz daha önceleri de bu konu üzerinde duruyorduk. Oyuncaklarını toplatmayı, kitaplarını raflara dizdirmeyi gösteriyorduk beraber toplayarak ama pek bir sonuç alamıyorduk. İki yaşından sonra daha çok üstünde durmaya başladık bu davranışların. Ama bizimki bir topluyor, iki dağıtıyordu. Daha doğrusu önce topluyor sonra hepsini birden yeniden dağıtıyordu. Üstelik arada bir eline ne geçerse oraya buraya fırlatıyor, toplama çalışmalarına da yanaşmıyordu. O zaman zorlamanın alemi yok diye boşveriyor, belki önümüzdeki günlerde alışır diyerek biz topluyorduk. Bizim toplamamızı gördükçe öğrenir, alışır diye düşünüyorduk. Ama yanlış düşündüğümüz öğrendiğimiz bir bilgiyle ortaya çıktı: Çocuğun yaptığı işi mutlaka bitirmesi gerektiği yoksa büyüyünce yaptığı işleri de yarım bırakabileceğini öğrendik. Bu çok önemli bir bilgiydi. Kitap okuduğumuzda sonuna kadar dinliyor ama kitapları yerine koymaya gelince aldırmıyordu. Öğretmeye çalışıyorduk ama bir yerde boşverdiğimiz oluyordu. Şimdi artık boşvermek yok. Oynadığı oyunu bitince yemek yemeye mi gideceğiz ortada ne varsa "Bunları toplayalım, yemek yemeye gideceğiz." gibi söylemlerle işi sonlandırmaya çalışıyoruz. Sokağa mı çıkacağız ne yapıyorsak acele de olsa bitirip toplayıp çıkıyoruz. Belki biraz daha büyüdüğünden, belki de kararlı duruşumuzdan olacak sonuç almaya başladık gibi. İtiraz etmeden toplama çalışmasına katılıyor, yerlerine koyuyor.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu davranışı biz söylemeden ne zaman kendiliğinden yapar onu şimdi bilmiyorum ama, bazı şeyleri öğretmek için sayısız tekrarlar yapmak gerekiyor da, bazen bir kez yapılan bir davranış belleğe yerleşiyor, ömür boyu insanın kişiliğini etkiliyebiliyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3237904009030831508?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3237904009030831508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3237904009030831508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3237904009030831508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3237904009030831508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/09/duzenli-olma-calismalari.html' title='YAPILAN İŞİ BİTİRME VE TOPLAMA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4425081865072602129</id><published>2010-08-31T19:35:00.054+03:00</published><updated>2010-08-31T23:03:08.904+03:00</updated><title type='text'>EREN'İN  HALLERİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH1S6KljykI/AAAAAAAAAlA/y5N5ZMCXGmo/s1600/005.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH04FQqnfUI/AAAAAAAAAkY/-hU30ZfBzio/s1600/017.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 401px; DISPLAY: block; HEIGHT: 273px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511623181995572546" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH04FQqnfUI/AAAAAAAAAkY/-hU30ZfBzio/s400/017.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün sabahleyin yine erkenden uyanmış Eren. Eline kitaplarından birini almış dolaşıyor odaları.  Çok acıkmamış herhalde, yoksa mutfağa gidip ekmek aramaya başlardı. Zaten epeydir fazla birşey yediği yok. Vejeteryan takılıyor aylardır. Et,tavuk, balık, yumurta ağzına koymak bir yana, yakınında bile görmek istemiyor.Sebze de yok. Kala kala tahıl ile baklagiller kalıyor. Onları da zaman zaman yedirebiliyoruz, her zaman değil. Sürekli Eren'e bugün ne yedireceğiz düşüncesi ortalarda dolaşıyor. Meyveyi seviyor neyse ki. Yemediği tüm besinlerin açığını yediği birkaç meyve kapatır mı bilmiyoruz. Zaman zaman gözlerinin altı kızarıyor.Alerjik mi, yoksa bu kadar az çeşit içinden yediği birşey mi buna neden oluyor anlayamadık.Yarın doktordan randevu alıp götüreceğiz.Yine gözlerinin altı iki gündür fena. Hali de yok gibi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511663471942767762" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH1cucalFJI/AAAAAAAAAlQ/9ZUx6HoYHHk/s400/020.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aşırı sıcaklar gidince buranın iklimi de normal seyrine döndü. Yaz başında havalar bir türlü ısınmadı diye şikayet ediyordum. Artık içerlerden sıkılmıştık ve balkonda açık havada vakit geçirmek istiyorduk.Eren için de daha rahat olur diye düşünüyordum.Oysa balkondaki tehlikeleri hesaba katmamışım. Balkonda sürekli koşturuyor, yerler ıslaksa kazara aman Allahım. Balkon demirleri ayrı bir stres.İlk zamanlar birinci demire basıp uzanıyordu, artık bir üst demirlere de tırmanmaya başladı. Sonra bahçede oynayan çocukları gördükçe sürekli sokağa çıkmak istiyor,gözü başka birşey görmüyor. Artık içeri dönmek istiyorum, balkon kapılarını kapatmak istiyorum.&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 401px; DISPLAY: block; HEIGHT: 236px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511635972241495538" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH1DtwC4FfI/AAAAAAAAAkw/uPT4FKCZKeU/s400/011.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İstiyorum da evde günü nasıl geçireceğiz bakalım...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4425081865072602129?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4425081865072602129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4425081865072602129&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4425081865072602129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4425081865072602129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/08/erenin-halleri.html' title='EREN&apos;İN  HALLERİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TH04FQqnfUI/AAAAAAAAAkY/-hU30ZfBzio/s72-c/017.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6841679236071571043</id><published>2010-08-20T23:16:00.000+03:00</published><updated>2010-08-20T23:37:08.864+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap okuma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar için kitap seçme'/><title type='text'>ÇOCUKLARA SIRA DIŞI HİKAYELER</title><content type='html'>FİGEN ATALAY' IN yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de kitap okuma oranı yalnızca yüzde 4,5. Bu oranı artırmak anne-babaların elinde. Çünkü kitap okuma sevgisi küçük yaşta kazanılıyor. Çocuğunuzun seve isteye kitap okuması için bebeklikten itibaren uğraşmanız gerekiyor. Kitap almaya birlikte gidin. Kitap seçerken çocuğunuzun da isteklerini dikkate alın. Bırakın uzun uzun incelesin kitapları, sabır gösterin. Birlikte okuma zamanları yaratın, evrensel ve sıra dışı hikayeler okuyun.&lt;br /&gt;Davranış Bilimleri Enstitüsü(DBE) Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi psikologları, okumanın ve çocuklara "okuyan rol modeller" olarak gözükmenin, onlarda heves uyandıracağına dikkat çekiyorlar. Ancak, okuma işinin çocuğa ayırdığınız zamanı kısıtlaması ve kitabın arada bir engel oluşturması durumunda tam tersi bir etki yapabileceğini aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor. Büyüklerin, evde televizyon ve bilgisayarı, çocuğun yatma saatinden sonraya bırakmaları gerektiğini vurgulayan DBE uzmanları, "Kitapların nasıl kaleme alındığı kadar nasıl resimlendirildiği de çok önemlidir. Çocuklar, kelimelerden önce resimleri okumayı öğrenirler. 'Nitelikli' bir şekilde kaleme alınmış bir kitap özenle resimlenmemişse hak ettiği ilgiyi göremiyebilir." diyorlar. Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarına göre, iyi ve kötü ayrımının yer aldığı kitaplar; çocukların kendi doğrularını seçebilmelerine fırsat yarattıkları için yararlı ve çocuklar, başka kültürlerde ortaya çıkan kitapları da okurlarsa evrensel bir bakış kazanırlar. Sıra dışı, çocuğu kalıpların dışına taşıyacak ve yaratıcılığını kışkırtacak hikayeler seçilirse çocuğun hayata bakış yelpazesi genişler. Kitabın dilinin de akıcı ve anlaşılır olması, Türkçenin iyi kullanılmış olmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Kitapların mutlaka bir ders vermek ya da yeni bir bilgi edindirmek gibi bir görevi yok. Kitap, sadece çocuğu eğlendirmek, keyifli zaman geçirmesini sağlamak için de seçilebilir. Çocuk kitabının "nasıl olması gerektiği " hakkında konuşurken "öğretici" yanını abartmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kitap Nasıl Seçilmeli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;0-3 yaş çocuğuna&lt;/strong&gt;:Tanıdık nesnelerin olduğu, parlak renkli, kısa ama ahenkli cümlelerden oluşmuş, az kelimeli ve bu kelimelere ait resimleri olan, bol resimli uzun süre elinde kalacağı için kaliteli malzemeden yapılmış, kolay yıpranmayacak, ellerinin boyutuna uygun;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3-5 yaş çocuğuna:&lt;/strong&gt;Masallar,bildik hikayeler içeren, tanıdık durumların anlatıldığı, nesneleri sınıflandırabileceği, iyi resmedilmiş,hayal gücünü harekete geçiren,ayrıntılı resimleri olan kitaplar;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5-8 yaş çocuğuna&lt;/strong&gt;:Güçlü hikayeleri olan, karakterleri güçlü, sadece iyi-doğru değil, kötü-yanlış karakterleri de içeren, içinde yabancı ve bilinmedik kelimeler olmayan, gerçek hikayelerden alıntılar içeren, yeni bilgiler öğreten, detaylı resimleri olan, okumayı yeni öğrenenler için uzun olmayan ve küçük yazılarla yazılmamış, ilgi alanına giren konular içeren kitaplar;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8-12 yaş çocuğuna&lt;/strong&gt;:Çocuğun karakter ve zevkine uygun, sadece mesaj kaygısı taşımayan, beyin fırtınası yapabileceği, kendisinin seçeceği kitaplar alabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6841679236071571043?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6841679236071571043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6841679236071571043&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6841679236071571043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6841679236071571043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/08/cocuklara-sira-disi-hikayeler.html' title='ÇOCUKLARA SIRA DIŞI HİKAYELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6660526805045670965</id><published>2010-08-07T22:42:00.020+03:00</published><updated>2010-08-08T00:02:04.981+03:00</updated><title type='text'>YAZ GÜNLERİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF3AdfaoVEI/AAAAAAAAAjs/ahz-77PO5SI/s1600/177.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502765932598547522" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF3AdfaoVEI/AAAAAAAAAjs/ahz-77PO5SI/s400/177.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF2_ExSuXJI/AAAAAAAAAjc/ra2AgIzXJdM/s1600/012.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502764408388869266" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF2_ExSuXJI/AAAAAAAAAjc/ra2AgIzXJdM/s400/012.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Sıcakların etkisini fazlaca gösterdiği günlerdeyiz. Kapı , pencere ne varsa her taraf açık. Daha doğrusu evin ne tarafında açılacak bir pencere ya da kapı varsa açmak gerektiği günlerdeyiz. Bu durumda Eren' e de oynayacak şeyler çıkıyor. Eli değdiğinde tüm gücüyle açıp kapattığı fırın kapağını, ya da buzdolabı kapısını bırakıp, çıkılacak pencerelere çıkmaya, yoksa camlarını açıp açıp kapatmaya başlıyor. Bu açıp kapatmalardan bize gına geldi ama O ilk günkü heyecanla, büyük bir çoşkuyla bulduğu kapıları, pencereleri açıp kapatmaya bayılıyor. Öyle yavaşça açıp kapatsa razıyız. Tüm gücünü toplayıp bir çarpışı var ki ... Bunlar engellenirse balkonda koşturmaya başlıyor. Geçenlerde koştururken bir düştü, neyseki gözünün altına gelmiş balkonun çıkıntısı da gözüne birşey olmadı. Gözünün altında yumruk yemiş gibi oluşan morluklar daha yeni geçti. Velhasıl her taraf tehlike. Balkona sandalye koyup oturmak da tehlike. Bir anlık unutkanlık sonucu O'nu sandalyenin üstüne tünemiş buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evin içindeki bu açıp-kapamalardan, çarpıp durmalardan biraz uzaklaşıp enerjisini dışarda harcaması için uygun saatlerde dışarı çıkıyoruz bazen.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya göl kenarına gidiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya zıp zıp zıplamaya.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 358px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502770171314040434" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF3EUN3J7nI/AAAAAAAAAj0/Vz2QiDVHvfM/s400/051.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya da komşunun bahçesinden kayısı toplamaya.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502763311787380978" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF2-E8IjkPI/AAAAAAAAAjU/3ZrfjoZHal0/s400/011.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sıcak yaz günleri de böyle geçiyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6660526805045670965?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6660526805045670965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6660526805045670965&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6660526805045670965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6660526805045670965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/08/yaz-gunleri.html' title='YAZ GÜNLERİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TF3AdfaoVEI/AAAAAAAAAjs/ahz-77PO5SI/s72-c/177.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2409246121477133214</id><published>2010-07-26T00:02:00.007+03:00</published><updated>2010-07-26T00:19:25.008+03:00</updated><title type='text'>HAZIR GIDAYA DİKKAT</title><content type='html'>ÇOCUKLARI UZAK TUTUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle çalışan annelerin kurtarıcısı olan hazır gıdalar, çocuklarda allerjiden kaşıntıya, karın ağrısından ishale pek çok hastalığa neden olabiliyor.&lt;br /&gt;Anneleri uyaran çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, bebeklikte anne sütüne eşdeğer sunulan hazır sütlerle çocukluk çağında da bisküvi, çikolata, şekerleme ve papates cipsi gibi gıdalardan uzak durulmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrol şart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hisar Intercontinantel Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Fazlı Yılmazer, katkı maddeli gıdaların çocuklarda  kontrolsüz ve bilinçsiz kullanılmasının en sık görülen yan etkisinin allerji olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;Hassas kişilerde besin katkı maddelerinin kaşıntı, kurdeşen, alerjik nezle, deri döküntüleri, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishale yol açtığını belirten Yılmazer anneleri şöyle uyarıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En ideal doğal beslenme olan anne sütünü asgari altı ay tek başına olmak şartıyla 2 yaşına kadar vermeye gayret göstermeliyiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi&lt;br /&gt;               25.Temmuz.Pazar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2409246121477133214?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2409246121477133214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2409246121477133214&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2409246121477133214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2409246121477133214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/07/hazir-gidaya-dikkat.html' title='HAZIR GIDAYA DİKKAT'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4232463320700595747</id><published>2010-07-14T14:51:00.009+03:00</published><updated>2010-07-14T22:06:00.716+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk ve müzik'/><title type='text'>YASMİN LEVY  VE  EREN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TD4HLG_AYOI/AAAAAAAAAjM/EqQHLk_Swyg/s1600/yasmin-levy-300x294.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 294px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493836482873417954" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TD4HLG_AYOI/AAAAAAAAAjM/EqQHLk_Swyg/s400/yasmin-levy-300x294.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;Birgün Yasmin Levy'nin CDsini dinliyorduk. Biraz sonra farkettik ki Eren koşturmuyor, bir yerlere tırmanmaya çalışmıyor, dolapların kapağını açıp bize bakarak çarpmıyor; ya da istediği birşeyleri O'na vermemiz için mızır mızır dolaşmıyor. Ne yapıyor bu çocuk diye dikkat edince ancak o zaman anladık ki: Eren Yasmin Levy'i dinliyor. Hiçbir şeyle ilgilenmeden, oturarak, uzanarak, sessizce dinliyor. Tamamiyle kendini vererek sanki o yabancı dili biliyor, ne söylediğini anlıyor gibi dinliyor. Şaşırdık epeyce. O'na müziği hep dinlettik. Önceleri daha çok Mozart dinletiyorduk. Büyüdükçe her türlü kaliteli yerli ve yabancı sanatçıları dinletmeye başladık. Aralarında sevdiği parçalar olduğunu belli ediyor, takip ediyor onlar çalmaya başladığında tempo tutuyor elleriyle orkestra yönetir gibi hareketler yapıyordu. Sonra kendi oyunlarına dönüyordu.Fakat bu başka birşey. CD'yi sonuna kadar ilgiyle dinliyor. Çocuk şarkıları CD'si çalarken de en çok Ali Baba'nın Çiftliği , Küçük Kurbağa, Mini Mini Bir Kuş gibi şarkıları ilgiyle dinlerken, diğerlerini öylesine dinliyor havası veriyor. Çünkü küçüklüğünde bu şarkıları annesi O'na hep söylüyordu.&lt;br /&gt;Bir zaman sonra ortaya şöyle bir durum çıktı: Eren'in isteklerine karşılık veremediğimiz, bunaldığımız, yorulduğumuz anlarda "Yasmin Levy zamanı geldi" deyip düğmeye basıyoruz. İşte o zaman Eren bir anda taşkınlıklarını bırakıp dinleme moduna geçiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Biz de her seferinde şaşırıp duruyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4232463320700595747?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4232463320700595747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4232463320700595747&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4232463320700595747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4232463320700595747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/07/yasmin-levy-ve-eren.html' title='YASMİN LEVY  VE  EREN'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TD4HLG_AYOI/AAAAAAAAAjM/EqQHLk_Swyg/s72-c/yasmin-levy-300x294.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-531869128625819320</id><published>2010-07-03T22:34:00.010+03:00</published><updated>2010-07-03T23:53:47.542+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='suyla oyun'/><title type='text'>SUYLA OYNAMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TC-bafWbI9I/AAAAAAAAAjE/efyTb_D9DD4/s1600/251.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 378px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489777350182380498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TC-bafWbI9I/AAAAAAAAAjE/efyTb_D9DD4/s400/251.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt; Artık balkonda daha çok zaman geçirmeye başladık. Önceleri bütün toplarını balkona taşıyor, onlarla epeyce bir oynuyordu.Artık o da pek ilgisini çekmez oldu,Topları bir bir balkondan aşağı atmaya başladı. Topları atıyor, sonrada balkondan uzanıp almak istiyordu. Balkondan değilde kapıdan gidip bahçeden topları almaya başlayınca, bu kez bahçeye inmek için sürekli atıp, sonra kapıya koşup bahçeye gitme yolunu öğrendi. Hava sıcak, güneş etkili bunu da Eren'e anlatamayınca ilgisini çekerek oynayacağı yeni bir şey düşünduk. Suyla oynama. Zaten suyla oynamaya bayılıyor. Ancak her tarafı ıslanacak, balkonda rüzgar eksik olmaz genelde, dolayısıyla herhangi bir üşütme durumu olmasın diye aktivite önlüğü alındı ve de çizmeler. Kovayı suyla doldurup balkona koydum. Uzunca bir süre keyifle oynadı. Pek mutlu oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 358px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489777002834217602" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TC-bGRYKyoI/AAAAAAAAAi8/x8P72W9U8MY/s400/248.JPG" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-531869128625819320?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/531869128625819320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=531869128625819320&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/531869128625819320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/531869128625819320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/07/suyla-oynama.html' title='SUYLA OYNAMA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TC-bafWbI9I/AAAAAAAAAjE/efyTb_D9DD4/s72-c/251.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1172010009613795623</id><published>2010-06-24T20:48:00.013+03:00</published><updated>2010-06-25T14:47:39.292+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukla iletişim'/><title type='text'>" HAYIR DÖNEMİ "</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bu aralar Eren'e sürekli "Dur, yapma, elleme" gibi sözcükleri çok kullanmaya başladık. Artık elinin ermediği bir yer kalmadı gibi. Uzanamadığı yerlere de ayağının altına yakınında bulduğu tencere, kutu, karpuz, top ne bulursa koyup basarak uzanmaya çalıştığından, haliyle feryatlarımız bitmiyor. Üstelik ne desek tersini yapmaya çalışıyor. O kadar istediği sokağa çıkarken bile, "Hadi Eren giyinelim de gidelim" dediğimizde; hiç ilgilenmediği oyuncaklarıyla veya ilgisiz birşeylerle oynamaya başlıyor. Biz de sürekli "Hadi Eren, hadi Eren" deyip duruyoruz. İşte tam da bu sırada Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in kitaplarıyla tanıştık. İlaç gibi geldi içinde bulunduğumuz duruma. Şöyle bir öneri var kitapların birinde: Bu yaşlarda çocuk herşeye hayır der, yemek yemez, bezini değiştirtmez, otur dersin oturmaz, kalk dersin kalkmaz gibi. Bu durumlarda " yap" yerine "yapma" denildiğinde çocuk tersini yapacağından sizin aslında istediğinizi yapacaktır. İki tarafın da istediği olacak, inatlaşma, ısrar etme ortadan kalkacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hemen bunu denemeye başladık. Bir yere gideceğiz, oyalanıyor, gelmiyor. Üstünü giydiremiyoruz. "Pantolonunu giyme" diye başlıyoruz. Sakince. İşe yarıyor. Pantalonunu alıp geliyor. Gün boyunca her şeye tam olarak uygulayamasak da, (zaten uygulanması sanırım sağlıklı olmaz) genelde işe yaradı. Biraz rahatladık. Sıkıştık mı tersini söylüyoruz, yatmak istemiyor mu, "Yatma , tamam yatma " diyoruz. Önce şaşırıyor, bunlar ne demek istiyorlar der gibi bize bakıyor, biraz sonra elimizden tutarak yatmaya gitmek istiyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte 3. yaşımıza böyle başladık...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1172010009613795623?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1172010009613795623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1172010009613795623&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1172010009613795623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1172010009613795623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/06/hayir-donemi.html' title='&quot; HAYIR DÖNEMİ &quot;'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7995248074149317651</id><published>2010-06-18T10:17:00.010+03:00</published><updated>2010-06-22T22:22:14.041+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum günü'/><title type='text'>İKİNCİ YAŞIMIZ DOLDU</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBt_wNte1vI/AAAAAAAAAi0/HbyKIs7qoqI/s1600/IMG_3598.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 307px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484117437544584946" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBt_wNte1vI/AAAAAAAAAi0/HbyKIs7qoqI/s400/IMG_3598.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;17 Haziran' da Eren ikinci yaşını bitirdi. Geçen bir yıl içinde, ele avuca sığmayan, çoğunlukla ne yapacağımızı ve nasıl davranacağımızı bilemediğimiz anlar yaşatan bir afacan oldu. Bir ara, basından seçmelerde, yarım saat içinde annelerin çocuklara sayısız kere "yapma, dur, elleme, etme" dediklerini aktarmıştım. Şu dönemlerde sürekli o durumdayız. Hiçbir şey doğal olarak uzun süre dikkatini çekmiyor. Sürekli yeni şeyler bulup, yeni oyunlar, yeni faaliyetler yaratmak zorundayız. Artık tam bir oyun çocuğu. Onu görmeye gelen kuzenini de çileden çıkarttı. Sakıncalı ne varsa, elleri orada. Allahtan akşam üzerileri biraz sokağa çıkıyoruz, orada koşturup duruyor da, biraz enerjisini boşaltıyor. Artık onu sevmek için yanına gelen çocuklara bile vurmaya başladı. Bazen önümüzdeki yıllarda nasıl baş edeceğimi düşünüyorum. Herhalde üç yaşında kreşe gitmeye başlar da, yaşıtlarıyla bol bol oynar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm bu afacanlıklarına karşın, çok da şirin, sevimli, mıncırılası bir çocuk. Hareketsiz ve durgun bir çocuk olsa nasıl olurdu bilmiyorum ama yine de bu halini isterdik sanırım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgi, sağlık ve güzellik dolu, istediğince bir yaşamın olsun Eren.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğum günün kutlu olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7995248074149317651?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7995248074149317651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7995248074149317651&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7995248074149317651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7995248074149317651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/06/ikinci-yasimiz-doldu.html' title='İKİNCİ YAŞIMIZ DOLDU'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBt_wNte1vI/AAAAAAAAAi0/HbyKIs7qoqI/s72-c/IMG_3598.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3390685539487908275</id><published>2010-06-15T23:42:00.003+03:00</published><updated>2010-06-15T23:44:49.850+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda öğrenme'/><title type='text'>ÇOCUK VE ÖĞRENME</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBfmKwuteUI/AAAAAAAAAic/Im2DbQwjd8k/s1600/001.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483104143900768578" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBfmKwuteUI/AAAAAAAAAic/Im2DbQwjd8k/s400/001.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div align="justify"&gt;Bugün Eren’le tahta bloklarla oynuyorduk. Bu bloklar alındığından beri ona çeşitli şekiller yapması için örnekler gösteriyorduk. Tabii her gösterdiğimizi hemen yapacak diye bir şey yok. En çok üst üste koyarak kuleler yapmasını seviyor. Daha çok da o şekilde oynuyordu. Her seferinde kuleler yapıyor, daha çok tahtayı üst üste koymaya çalışıyor en tepesine de bir çatı konduruyordu. Gösterdiğimiz diğer şekilleri hemen eliyle itip bozuyor, istemiyordu. Bu böyle bir süre devam etti. Herhalde başka hiçbir şekil yapmayacak bu çocuk hep böyle oynayacak bu tahtalarla diye düşünüyorduk. Ama geçen gün bizi şaşırttı. Uzun zaman önce gösterdiğimiz şekilleri yapmaya başladı. Epeydir bu şekilleri birlikte yapmamıştık; istemiyor, hele bir müddet böyle gitsin biraz daha büyüsün diyorduk. Bir anda o şekilleri yapmaya çalışınca ben de yine birçok çağrışımlar bir biri ardına kafamda dolaşmaya başladı. Beyin her şeyi kaydediyor, zamanı geldiğinde ortaya çıkarıyordu. Bu yalnız böyle şekillerde olsa iyi. Doğduğumuzdan itibaren yaşamımıza giren, bire bir yaşadığımız ya da tanık olduğumuz olaylar, davranışlar. Çevremizdeki insanların onca farklı, iyi kötü davranışları. Bunları her varlık nasıl algılayıp, nasıl kaydediyor beynine. Büyüdüğümüzde bizde hangi davranışların oluşmasına neden oluyorlar veya olmuyorlar. Üstünde hiç durmadığımız, hatta önemsiz gördüğümüz sıradan olaylar, davranışlar çocukların üstünde nasıl bir etki bırakıyor? Bunun sonucunu yıllar sonra görüyor ve şaşırıyoruz.&lt;br /&gt;Nerden nereye geldim. Yani hiçbir davranış çocuk tarafından boşverilmiyor. Kaydediliyor. İşte durum ortada. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3390685539487908275?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3390685539487908275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3390685539487908275&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3390685539487908275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3390685539487908275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/06/cocuk-ve-ogrenme.html' title='ÇOCUK VE ÖĞRENME'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/TBfmKwuteUI/AAAAAAAAAic/Im2DbQwjd8k/s72-c/001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-66217214796066652</id><published>2010-06-07T00:46:00.008+03:00</published><updated>2010-06-09T21:31:05.311+03:00</updated><title type='text'>İKİ YAŞ  DURUMLARI</title><content type='html'>Birkaç gündür Eren' e birşeyler oldu. Düzenimiz iyice şaştı. Öğle saatlerinde hergün , güzelce yemeğini yiyip uyuyan çocuk gitti. Sabah aynı saatlerde kalkmasına karşın öğleyin uyku saati gelince şaşırıyor. Yatmamak için elinden geleni yapıyor. Uykusu var, sürünüyor ama yine de yatağına götürünce birden canlanıyor, güzel bir uykudan dinlenerek yeni kalkmış gibi oyuna başlıyor. Kendini yatakta ordan oraya atarak oyun yapmak istiyor. Evde enerjisini boşaltamıyor belli. Biraz bu sürüyor baktım olmayacak zorlamanın anlamı yok, uyutmaktan vazgeçip yeniden oynamaya gidiyoruz. Saatler geçiyor bazen yere yatıp sızacak oluyor, sonra yine kalkıp dolanmaya başlıyor. En az normal uyuduğu saatten iki saat geçince ya koltuğun kenarında, ya dizimde sızıp kalıyor. Hatta geçen gün akşamın beş buçuğuna kadar uyumadı. Yemek yemesinde de sorunlar var.Herşeye burun kıvırır oldu.Makarna, pilavla yaşıyor sadece bu günlerde. İki yaşını doldurmaya günler kaldı, acaba uykuları azalıyor mu diye düşünüyorum ama, daha çok erken bunun için. Yoksa iki yaş sendromu denilen şeyler mi başladı. Bir de geçen hafta annesi 4 gün iş gezisindeydi. Bu olay ondan sonra ortaya çıktı. Neden bu mu bilemiyorum. Ama şimdilik düzenimiz bozuldu.&lt;br /&gt;Neler oluyor Eren, bir söylesen?&lt;br /&gt;Yoksa iki yaş durumları mı bunlar? Hı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-66217214796066652?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/66217214796066652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=66217214796066652&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/66217214796066652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/66217214796066652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/06/iki-yas-durumlari.html' title='İKİ YAŞ  DURUMLARI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5850839188668897512</id><published>2010-06-01T15:13:00.006+03:00</published><updated>2010-06-01T20:22:05.922+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>KEÇİBOYNUZLU ISLAK KEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-p0dmhK6MI/AAAAAAAAAhk/g0XhKwDmEzE/s1600/005.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 393px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470312749299591362" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-p0dmhK6MI/AAAAAAAAAhk/g0XhKwDmEzE/s400/005.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Keçiboynuzu tozuyla yapılmış bir keki yıllar önce Ankara' da bir kafede yemiştik. Daha sonra Ayrancı semtinde köylerden getirilen doğal ürünleri satan bir dükkan açıldı. O dükkanda da çekilip un haline getirilmiş keçiboynuzu satılıyordu. Biz de oradan alıp kakao yerine bu tozu kullanarak kek yapmış ve tadını çok sevmiştik. Kaç yıl oldu anımsamıyoruz, biz bu keki yapmamışız ve bu tadı unutmuşuz. Geçen gün bir kitabı karıştırken keçiboynuzunun faydalarına rasladık, dolayısiyle de aklımıza düştü. Evdeki keçiboynuzlarından birkaç tanesini önce havanda küçük parçalara böldük, sonra kahve değirmeninde un haline getirdik. Kakao yerine kullanarak ıslak kek yaptık.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Keçiboynuzu tozu kakao kullandığımız her yerde kakaonun yerini alabilirmiş. Keçiboynuzunda protein, B vitamini, kalsiyum, potasyum, mağnezyum, demir, manganez, krom, bakır varmiş.Faydalı olduğunu biliyordum ama, bu kadarını bilmiyordum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tadında bir çekicilik var.Sürekli yemek istiyor insan. Çocuklar içinde oldukça faydalı bir besin sayılabilir içindeki vitaminlere bakılırsa.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Malzemeler:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3 veya 4 yumurta&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 su bardağı şeker (Biz az tatlı sevdiğimiz için yarım bardaktan biraz fazla koyduk)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4-5 yemek kaşığı keçiboynuzu tozu (isteğe göre azaltılıp-çoğaltılabilir)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 su bardağı sıvı yağ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 su bardağı süt&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2 su bardağı un ( Tam buğday unu koyunca daha lezzetli oluyor)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 paket vanilya istenirse&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 paket kabartma tozu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yapılışı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şeker,süt,yağ,keçiboynuzu tozu, vanilya karıştırılır.Bir su bardağı kadar ayrılır.Yumurtalar çırpılarak ilave edilir.Un ve kabartma tozu katılır. Kek kalıbına koyarak fırında pişirilir.Pişince ayrılan sıvı, kek sıcakken üzerine dökülür.Kek sıvıyı çekipte soğuyunca istenilen şekillerde kesilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5850839188668897512?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5850839188668897512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5850839188668897512&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5850839188668897512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5850839188668897512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/06/keciboynuzlu-islak-kek.html' title='KEÇİBOYNUZLU ISLAK KEK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-p0dmhK6MI/AAAAAAAAAhk/g0XhKwDmEzE/s72-c/005.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5878399362158484571</id><published>2010-05-25T20:07:00.029+03:00</published><updated>2010-05-27T14:52:59.101+03:00</updated><title type='text'>EVDE YOKTUK</title><content type='html'>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475270524485191762" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S_wRiGUbSFI/AAAAAAAAAhs/nmufiS2jHFs/s400/059.JPG" /&gt; &lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Klasik deyimle günler su gibi akıp geçti bu günlerde. Yine bir Ankara gezimiz oldu. Eren koltuğuna alışıp rahat oturunca, biz de stressiz bir yolculuk yapmış olduk. Hatta dönüş yolculuğunda rekor kırdı tam 4,5 saat hiç kalkmadan koltuğunda oturdu. Bu süre içinde iki kez kısa da olsa uyudu. Molasız eve geldik.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 229px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475299484775426658" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S_wr3zzrKmI/AAAAAAAAAiU/mtQznR52wrc/s400/043.JPG" /&gt; &lt;div align="justify"&gt;Ankara' da bir gün Beypazarı, bir gün Kızılcahamam derken bir haftanın nasıl geçtiğini anlamadık.Beypazarı zaten ünlü bir ilçe, evleri, doğası, havucu, ilçeye özgü yemekleriyle oldukça ilgi çekiyor.İnözü vadisinde doğanın içinde çok güzel yemek yenecek yerler var. Tesadüf o gün Beypazarı'nın pazarıymış. Biraz dolaştık. Pazarda satılan tezgahlardaki tüm ürünler sanki fabrikasyon üretim gibi aynıydı. Hiç bir köylünün önünde doğal bir ürün göremedim. Tüm pazarı dolaşamadık gerçi ama gördüğümüz kadarıyla böyleydi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Kızılcahamam ise kaplıcalarıyla ünlü. Biz günübirlik gittiğimizden, üstelik hışım gibi bir sağanak yağmura yakalandığımızdan sadece Soğuksu milli parkını gezip döndük.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu gezilerde Eren'e doğayı sevdirmeye çalıştık. Ağaçları, çiçekleri gösterip anlattık. Kuşları gösterdik. Kuşlarla ilgilendi ama ağaç ve çiçeklere pek ilgi göstermedi. Hayvanlara ilgisi daha fazla. Teyzesinin kedisi Jüpiter'le pek yakınlaşıp koklaştılar bu kez. Önceki görüşmelerinde Eren kovalıyor, Jüpiter kaçıyordu. Onlar da alıştı birbirlerine.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475282067673161618" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S_wcCAC5n5I/AAAAAAAAAiE/e5OafZtEvLA/s400/erenkedi.JPG" /&gt; Eve dönünce sakin, sıradan günlerimiz yeniden başladı Eren'le.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sabah kahvaltı. Sonra çeşitli oyunlar, kitap okumalar, öğle yemeği,uyku saati derken akşam oluyor. Akşam üzeri sokağa çıkarıyoruz biraz, ama eve geri getirmemiz olay oluyor ve gün böylece doluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475297864904380642" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S_wqZhUUkOI/AAAAAAAAAiM/SKhtNMNZtYI/s400/page.jpg" /&gt; Bugün birazcık yağmur yağdı Eğirdir' e. Bir ara pencereden dışarı bakarken gökyüzünde harika bir gökkuşağının çıktığını gördüm. Hemen fotoğraf makinemi kaptım, birkaç poz çektim. Göl ve gökyüzünde gökkuşağı harika bir görüntüydü gerçekten. Benimle birlikte balkona fırlayan Eren'e birkaç poz çekeceğim diye gökkuşağını gösterip anlatmayı unuttuğumu çok sonra farkettim.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5878399362158484571?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5878399362158484571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5878399362158484571&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5878399362158484571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5878399362158484571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/05/evde-yoktuk.html' title='EVDE YOKTUK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S_wRiGUbSFI/AAAAAAAAAhs/nmufiS2jHFs/s72-c/059.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-9043735351632358196</id><published>2010-05-08T09:25:00.001+03:00</published><updated>2010-05-08T09:27:51.415+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukla yolculuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='araba koltuğu'/><title type='text'>KOLTUĞA ALIŞIYORUZ GALİBA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-UD1TPPwNI/AAAAAAAAAhM/fthgpdYyQL0/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 298px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468781536743506130" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-UD1TPPwNI/AAAAAAAAAhM/fthgpdYyQL0/s400/3.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Havalar birdenbire ısındı. Epeydir Eren'in traş olması gerekiyor, ama olamıyor. Çünkü traş olmak için kımıldamadan oturmak gerekiyor; o da Eren için mümkün olmuyor. Kimbilir berber nasıl traş ettiğini bilmiyordur, O'nun feryatlarını ve çırpınışlarını tahmin ediyoruz. Önlük bile taktırmamış, tüm giysileri kıl dolu. Yine de yaz traşı yapılmış oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu pazar günü bir Antalya kaçamağı yaptık. Bakalım Eren arabadaki koltuğunda ne kadar oturacak, bir değişim var mı , deneyelim dedik; Antalya'da deniz mevsimi açılmıştır, belki denize gireriz, olmazsa kumsalda otururuz, Eren de oynar diye düşündük. Arabaya binmeden karar alındı: Ne yaparsa yapsın, istediği kadar çığlık atsın O' nu oyalamaya çalışmayacağız. Herkes normal davranışını sürdürecek. Zaten daha önceki O'nu oyalama deneyimlerimiz hiçbir işe yaramamıştı. Ancak biz hayli yorulmuştuk. Yine de tüm kıyameti koparmasına rağmen; bazen yetti artık indirelim koltuktan diye düşünceler kafamızda uçuşmasına rağmen, koltuğundan yol bitene kadar almamıştık. Bu yolculukta o direncimizin karşılığını aldık sayılır. Daha arabaya binerken itirazları başlayan Eren bu kez hiç sesini çıkarmadı, güzel güzel oturdu, görebildiği kadar çevresindeki arabalara baktı, hatta kendince şarkılar bile söyledi. Hiç sesimizi çıkarmadık, aman ne güzel oturuyor falan diyeceğiz, diyemiyoruz. Her an durumun değişme riski var çünkü. İçimizden sevinerek, dışımızdan susarak Antalya' ya sorunsuz bir şekilde vardık. Dönüşte de aynı şekilde hiç sorun yaşamadık. Arabadan indirirken güzel güzel oturduğu için mutlu olduğumuzu O'na belli ettik.&lt;/p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468780767347050466" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-UDIhA1h-I/AAAAAAAAAg8/3Voiy2gBthk/s400/1.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Antalya çok sıcaktı, kumsaldan on beş- yirmi metre berisi yanarken kumsala inildiğinde hatırı sayılır bir rüzgar vardı. Deniz suyu da soğuktu bizim için. Denize girenler daha çok yabancılardı.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Eren' i zor tuttuk, illa denize gireceğim diyor. Biraz kumsalda oynadı ama gözü denizde kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468781184539043506" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-UDgzLKJrI/AAAAAAAAAhE/aPQE9qx_TMY/s400/2.JPG" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-9043735351632358196?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/9043735351632358196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=9043735351632358196&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9043735351632358196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9043735351632358196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/05/koltuga-alisiyoruz-galiba.html' title='KOLTUĞA ALIŞIYORUZ GALİBA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S-UD1TPPwNI/AAAAAAAAAhM/fthgpdYyQL0/s72-c/3.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3667253174469661113</id><published>2010-04-30T23:48:00.025+03:00</published><updated>2010-05-01T09:23:55.336+03:00</updated><title type='text'>İLK ÇOCUK BAYRAMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9vH7eEzJ5I/AAAAAAAAAg0/_UErtOy74pQ/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466182397243631506" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9vH7eEzJ5I/AAAAAAAAAg0/_UErtOy74pQ/s400/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466058175751780370" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9tW809N-BI/AAAAAAAAAgE/tdnhqBHc2ic/s400/STH70088.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;23 Nisan' da Ankara' daydık. Yola çıkmadan önce bizi yine kaygılar aldı. Arabayla mı gitsek, otobüsle mi ? Arabayla gitsek az çok yaşayacaklarımızı tahmin ediyoruz ve bunu göze alabilir miyiz diye konuşuyoruz. Koltuğuna oturtunca zincire vurulmuş gibi kıyametleri kopartıyor nerdeyse kucağımıza alacağız, bu kez de bir daha koltuğuna oturtamıyacağız. Hayır bunu göze alamıyoruz, otobüsle gidilecek. Sanki otobüsle çok mu rahat gidiyoruz. O da ayrı bir olay...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ankara' ya gittiğimiz günün ertesi 23 Nisan' dı. O gün bayrama götüremedik ama ertesi gün Kuğulu parka götürdük. Eren orada farkında olmasa da ilk çocuk bayramını yaşadı. Park çocuklarla doluydu.Hepsinin elinde balonlar, simitler... Kuğulara bakıyorlar, güvercinlere simit atıyorlar, balon uçuruyorlar, yaşıtlarıyla tanışıp oynuyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466060552658013058" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9tZHLn0y4I/AAAAAAAAAgU/vf1vLfCS018/s400/STH70112.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren kendi balonunu uçurdu, bu kez çevredeki çocukların balonlarına koşturmaya başladı. Her gördüğü balonu ortak mülkiyet sanıp almaya çalışıyor. Bizim olmadığını, onların balonu olduğunu söylüyoruz. Şimdilik anlamıyor. Biraz balonlarla koşturuyor, biraz güvercinleri kovalıyor. Biraz sonra da elinde simit gördüğü bir çocuğun yanına gidip simidini istiyor. Onlar verince de almak için düşünüyor mu, nazlanıyor mu belli değil. Bakalım ne yapacak, nasıl davranacak diye bekliyoruz biz de, karışmıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz da kaydıraktan kaydırdıktan sonra parktan ayrılıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 149px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466179598718913266" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9vFYkwgyvI/AAAAAAAAAgk/vOMaUv7lkDg/s400/1.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Simit sarayı denilen yerlerden birine girip Eren' e simit ziyafeti çekiyoruz. Böylece henüz hiç yemediği simitin de tadını almış oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tunalı da gezerken akşam üzeri bir genç bulunduğumuz çevrede gitarını açıp çalmaya başlıyor. Eren' in dikkatini çekiyor, biraz seyrediyor ve dinliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 293px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466057729306751746" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9tWi10bcwI/AAAAAAAAAf8/yB4yqXUfFcE/s400/STH70129.JPG" /&gt;  &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O'nun için hareketli geçen bu günün sonunda eve giderken takside uyuyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3667253174469661113?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3667253174469661113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3667253174469661113&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3667253174469661113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3667253174469661113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/04/23-nisan-da-ankara-daydk.html' title='İLK ÇOCUK BAYRAMI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S9vH7eEzJ5I/AAAAAAAAAg0/_UErtOy74pQ/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-9157256518413310939</id><published>2010-04-21T21:01:00.001+03:00</published><updated>2010-04-21T21:04:35.415+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1-2 yaş çocuk kitapları'/><title type='text'>EREN'İN  KİTAPLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87qRcxsYaI/AAAAAAAAAfQ/uJeJXtTMCzk/s1600/%C5%9Fekil.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462560983550288290" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87qRcxsYaI/AAAAAAAAAfQ/uJeJXtTMCzk/s400/%C5%9Fekil.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87bdk2Bq8I/AAAAAAAAAew/6-tFyukqkKs/s1600/007.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462544699199957954" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87bdk2Bq8I/AAAAAAAAAew/6-tFyukqkKs/s400/007.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eren' i kitapla tanıştırmamız kaç aylıkken başladı, anımsamıyorum. Kitabın kokusu, ekmek kokusu gibi ona tat versin, yaşamında olmassa olmaz olsun istiyoruz. Biz istiyoruz da O ne denli bunu benimseyecek bilmiyoruz. İyi bir okur olur mu, hangi kitapları tercih eder onu da bilmiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462542205744539058" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87ZMb_7ZbI/AAAAAAAAAeg/eA10LBu0b10/s400/003.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nerdeyse daha bebekliğinden beri kitapların resimlerini gösterip anlatıyoruz, uyuturken ya da uygun zamanlarda masal kitapları okuyoruz. Artık kitaplarının içinden istediğini seçip getiriyor, okumamızı istiyor, ya da içindeki renkleri söylüyoruz, şekilleri anlatıyoruz, hayvanları tanıtıyoruz. Gün içinde bu döngü ara ara devam ediyor. Şimdilik kitapları benimsemiş gözüküyor, her ne kadar bazılarını alıp fırlatsa da, okumamızı istemese de sevdiği kitapları belirlemiş. Durmadan onları bulup getirdiği oluyor okutmak için.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462541562611586146" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87YnAJFVGI/AAAAAAAAAeY/kGiogAePQKU/s400/001.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kitapların raflarda durduğu zaman sadece Eren uyuduğunda oluyor. Bir bakıyoruz hepsini alıp alıp fırlatmaya başlıyor, toplamak içinse hiç zahmet etmiyor. Düzeni öğrenmesi için iki yaşını doldurmasını bekliyoruz. Öyleymiş. Çocuklara iki yaşından sonra eşyalarını toplama, düzenleme gibi davranışlar öğretiliyormuş. Vallahi bizimki şimdilik bunu hiç yapmayacakmış gibi gözüküyor. Oyuncaklarını bir fırlatışı var, bir mutlu oluyor bunu yaparken, o zaman acaba toplamayı, düzenli tutmayı öğrenebilecek mi diye bir soru havada asılı bekliyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-9157256518413310939?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/9157256518413310939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=9157256518413310939&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9157256518413310939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9157256518413310939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/04/erenin-kitaplari.html' title='EREN&apos;İN  KİTAPLARI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S87qRcxsYaI/AAAAAAAAAfQ/uJeJXtTMCzk/s72-c/%C5%9Fekil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8187557651958446436</id><published>2010-04-14T00:11:00.001+03:00</published><updated>2010-04-14T00:12:56.098+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>SOYALI ÇÖREK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S8TZRTAyUXI/AAAAAAAAAeQ/0DldrQsKsKU/s1600/IMG_3457.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459727539464458610" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S8TZRTAyUXI/AAAAAAAAAeQ/0DldrQsKsKU/s400/IMG_3457.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bazı günler Eren' e ne yedireceğimizi bilemiyoruz. Çok seçici davranıyor.Her sebzeyi yemiyor, et türü hiçbir şey yemiyor. Ama pasta oldu mu itiraz etmiyor. Geçenlerde lor ile kurabiye yapmıştık. Yumuşak olmuştu hem de lezzetliydi. Ama tatlı olduğu için rahat yediremiyorduk. İki yaşına kadar şekerli ve tuzlu şeyler fazla önerilmiyor ya. Daha önce soyalı kek yapmıştık pekmezle. Onu da çok seviyor. Bir de soya fasulyesi ile tuzlu birşey yapabilir miyiz diye konuşurken, lor ile yaptığımız kurabiyeyi tuzluya çevirebilir miyiz diye düşündük ve denedik. Güzel oldu, herkes sevdi. Lor yerine haşlanıp püre yapılan soya fasulyesi koyduk, şeker yerine de bir parça tuz attık. Yapılışı da basit ve malzemeler de çok değil. Soya fasulyesi alırken dikkat etmeli, genetiği değiştirilmiş soya olmasın aman.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Soya proteini çok kaliteliymiş. Mineral ve vitamin bakımından da oldukça zengin. Kalsiyum, fosfor, demir, bakır, manganez, potasyum gibi minareller ve A,B1,B2,C,D,E ve K vitaminleri varmış. Bu yüzden yemek aralarında Eren'in eline vermek için iyi bir alternatif oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler şöyle:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir bardak soya püresi ( Soya fasulyesi haşlanıp püre yapılacak. Biraz iri de olabilir)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 bardak tam buğday unu&lt;/div&gt;2 yumurta&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1/4 su bardağı zeytinyağı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 çay kaşığı karbonat&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir tatlı kaşığı tuz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz susam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yapılışı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir yumurtanın beyazını bir kaseye ayırıp, sarısını diğer yumurta ile birlikte bir kaba koyun.Zeytinyağını ilave edip biraz karıştırın.Soyayı ilave edip karıştırın.Una karbonatı karıştırıp ilave edin. Cevizden büyük parçalar alarak yuvarlayın, önce yumurta akına, sonra susama batırarak tepsiye koyun.180 derecede ısıtılmış fırında altı hafif kızarana kadar pişirin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8187557651958446436?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8187557651958446436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8187557651958446436&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8187557651958446436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8187557651958446436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/04/soyali-corek.html' title='SOYALI ÇÖREK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S8TZRTAyUXI/AAAAAAAAAeQ/0DldrQsKsKU/s72-c/IMG_3457.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5102942235043370060</id><published>2010-04-06T00:05:00.003+03:00</published><updated>2010-04-06T00:07:47.780+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasihat etme'/><title type='text'>ÇOCUĞU YÖNLENDİRME</title><content type='html'>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 261px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456760800912340130" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S7pPCYqn9KI/AAAAAAAAAeA/pXA7J-6pgaI/s400/IMG_2973.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Buralarda hiç bitmeyen soğuk rüzgarların biraz hafiflemesiyle bugün Eren'i göl kenarına götürdük. Eğirdir gölü büyük bir göl. Türkiye' nin ikinci büyük tatlısu gölüymüş. Yedi renkli göl de deniyor. Gün boyunca sürekli renk değiştiriyor, hele bir turkuaz renge bürünüyor ki görmeye değer. Kıyılarında yazın göle giriliyor. Şimdilerde piknik yapmaya başlamış insanlar. Biz de sadece gezinti niyetiyle gittik. Eren rahatça koştursun çimenlerde diye. Gezdi, koşturdu, yerden taşlar alıp fırlattı. Sonra da yorulup kaldırım kenarındaki taşlara oturdu. Bu arada biz de yaptığımız bazı davranışların yanlışlığını gördük:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456749140033476626" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S7pEbogdGBI/AAAAAAAAAd4/tRn3rZCwDzY/s400/Eren+5nisan2010.jpg" /&gt; &lt;div&gt;Eren yerden taş alıp atıyordu. Alırken ve atarken bizden onay almaya çalışıyordu. Hiç düşünmeden " hadi al " veya " atabilirsin" gibi onaylama sözcüklerini kullandığımızı farkettik. Daha şimdiden ne yapıp yapmayacağına biz karar veriyoruz gibi bir durum oluşuyordu. Bunu farkedince bize sorduğunda hiç ses çıkarmadık. Bir müddet sonra kendi kendine alıp atmaya başladı. Bu durum o kadar önemsiz, sıradan bir şey gibi görünse de zamanla başka başka olaylarda da yaşandığında pekişecek, belki de karar alma davranışını etkileyecek diye düşündük. Bu O' nun her davranışına sınırsız karışmama anlamına gelmiyordu tabii. Kendine ya da birşeylere zarar verecek bir durum oluşacaksa elbette anlatılarak müdahele edilecekti.&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456760911509277650" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S7pPI0q_S9I/AAAAAAAAAeI/bLVtF7QxhnI/s400/IMG_2975.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eve geldiğimizde TV8'de Doğan Cüceloğlu'nun 'İnsan İnsana' adlı programı vardı, onu izledik. Her hafta pazar günleri saat 10.45'de başlıyor. Çok güzel konular işliyor. Bugün de çocuğa verilecek eğitimin ve sevginin ne kadar önemli olduğu üzerine konuştular. Çocuğa nasihat etmenin hiçbir fayda sağlamadığı, dur-yapma-etme gibi söylemlerin işe yaramadığı ama sabırla verilen sevginin hep olumlu sonuçlar verdiği üzerine sohbet ettiler..  (&lt;a href="http://www.dogancuceloglu.net"&gt;www.dogancuceloglu.net'den&lt;/a&gt; geçmiş programları izleyebilirsiniz.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu değerli insanları dinlemek bize hem keyif veriyor, hem bilgi veriyor ya da bilgilerimizi pekiştiriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren için artık her davranışın ve sözün daha çok önem taşıdığı günler geldi. Bu mutlaka bebekliğinden beri önemliydi, ama şimdi daha da çok özen göstermemiz gerektiğini böyle programları her dinleyişimizde ya da eğitimle ilgili her kitabi okuyuşumuzda anlıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi düşünüyorum: Çocuk yetiştirmek ne kadar bilgelik istiyor ve bunu çoğu anne ne kadar geç anlıyor benim gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5102942235043370060?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5102942235043370060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5102942235043370060&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5102942235043370060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5102942235043370060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/04/cocugu-yonlendirme.html' title='ÇOCUĞU YÖNLENDİRME'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S7pPCYqn9KI/AAAAAAAAAeA/pXA7J-6pgaI/s72-c/IMG_2973.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8505876135776303570</id><published>2010-03-30T00:09:00.008+03:00</published><updated>2010-03-30T01:04:07.875+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>KİTAPLAR</title><content type='html'>Bir kaç gündür Doğan Cüceloğlu' nun ' Keşke ' siz Bir Yaşam için İletişim adlı kitabını okuyorum. Aslında bir günde bile okunabilecek bir kitap. Ama Eren uyuyana kadar okumak mümkün değil. Elimden kitabı alıp kendi kitabını getiriyor ve onu okumamı istiyor. Bu günlerde Sincap Sini nin Kurabiyeleri kitabına takmış durumda. Onca kitabının içinden onu bulup okumamızı istiyor. O yüzden kitap birkaç gündür elimde dolaşıyor. Dili açık ve akıcı. İlgiyle okunuyor, elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Herkesin faydalanabileceği ve kendinden birşeyler bulabileceği bir kitap. Hele çocuk büyütenlerin mutlaka okuması gerekir diye düşünüyorum. Herkes için iletişimin önemini, bilhassa çocuk büyütürken nasıl davranıldığı ve nasıl davranılması gerektiği konularında verdiği örnekler çarpıcı. Ve samimi bir dili var aynı zamanda. Samimi çünkü bilgisini ve yüreğini insanlara açmış. Ne güzel etmiş, insanlarda yararlanıyorlar böylece. Yararlanan insanlara ne mutlu diyorum kendimce. Bir başucu kitabı. Diğer kitaplarını da alıp okumalı ne kadar geç kalmış olsam da kendimce.&lt;br /&gt;Kitaptan örnekler vermek isterdim ama izinsiz alıntı yapılamıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka kitaplar da var evde. Zaman zaman okuyup kendimizi eğitmeye çalışıyoruz ki çocuğa faydalı olalım, doğru davranalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yararlandığımız kitaplar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana-Baba ve Çocuk- Haluk Yavuzer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-Baba Olma Sanatı- İlkim Öz Tan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıllı Bebekler Akademisi - Dr.M.Semih Summak&lt;br /&gt;Dr.A.Elçin Gören Summak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarla İletişim - Adele Faber&lt;br /&gt;Elaıne Mazlısh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Montessori Eğitimiyle ilgili kitaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun İlk 6 Yılı - Haluk Yavuzer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8505876135776303570?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8505876135776303570/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8505876135776303570&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8505876135776303570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8505876135776303570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/03/kitaplar.html' title='KİTAPLAR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3672270180053519718</id><published>2010-03-21T22:57:00.014+02:00</published><updated>2010-03-22T08:22:52.763+02:00</updated><title type='text'>EREN ALIŞVERİŞTE</title><content type='html'>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 264px; DISPLAY: block; HEIGHT: 401px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451203807163206290" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S6aQ-xw4SpI/AAAAAAAAAdg/JebCyvp6LZc/s400/20+mart+2010.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün alışverişe gittik. Eren'i de beraber götürdük. Ama bu alışveriş tam bir maceraya dönüştü. Eren için mi, bizim için mi onu tam bilemiyorum. Belki hepimiz için. Arabada koltuğuna oturtuyoruz ama kısa bir süre dayanıyor. Kemerleri elinden gelse koparıp atacak. Alın beni buradan diye feryatlar koparacak bu sözcüklerle cümleler kurabilse.Koltuğun ters olması da bunda etkili sanırım. Daha emniyetli diye yönü arkaya bakan koltuk alındı ama, oturunca arkadan gelen arabaları görüyor sadece sanırım arkada araba falan olmayınca sürekli bir boşluğa bakar gibi oluyor. İlgilenecek birşey bulamıyor. Birimiz ne kadar hayal gücünü zorlayıp yeni  oyunlar bulsa da sonucu değiştirmiyor. Koltuğa oturmak istemiyor. Ama geçenlerde yaptığımız Ankara yolculuğunda rekoru var: Bir buçuk saat şikayet etmeden oturabilmişti. Dün ise Isparta' ya giderken ve de dönerken yarım saati nasıl geçireceğimizi bilemedik. Bir ara mama sandalyesine de 'zinhar oturmam' davranışları sergilemişti. Aylar sonra birgün hele bir oturtturalım demiştik de hiç itiraz etmeden oturmuştu ki, hala oturuyor ve hoşuna da gidiyor sanki. Belki bir gün bu ters koltuğu da sevebilir, kimbilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öyle böyle markete geldik. Market arabasına da oturmaz. Etrafta kurcalanacak onca şey varken oturur mu?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Alışverişi O'mu yaptı, biz mi anlayamadık. Raflarda ne bulduysa sepete dolduruyor, elinizi çekin sepetten dercesine elimizi sepetten ittiriyor, kendi sürmeye kalkıyor. Hele top raflarını görünce kendini kaybediyor, tüm toplar yerde, hangisiyle oynayacağını bilemiyor. Hiçbirinden de vazgeçmek istemiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aceleyle ne alınacaksa alınıp, marketten kaçarcasına çıktık. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451204447065397938" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S6aRkBlc2rI/AAAAAAAAAdw/prY8HXOXV9o/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC002.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451204074608915618" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S6aROWE59KI/AAAAAAAAAdo/sL5BTc69nRk/s400/Eren+migros+mart+2010.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu Eren' le gidilen her alışverişte her daim yaşanan sıradan bir olay olsa da yine de içinde bir macerayı barındırıyor her iki taraf için de. Bize öyle görünüyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3672270180053519718?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3672270180053519718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3672270180053519718&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3672270180053519718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3672270180053519718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/03/eren-alisveriste.html' title='EREN ALIŞVERİŞTE'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S6aQ-xw4SpI/AAAAAAAAAdg/JebCyvp6LZc/s72-c/20+mart+2010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8289858402585266904</id><published>2010-03-14T00:26:00.004+02:00</published><updated>2010-03-14T13:38:11.500+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>BASINDAN  SEÇMELER</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="h11"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Farkında mısınız?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="h41"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;SADIK ÇELİK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Onkolog Uz. Dr. &lt;b&gt;Yavuz Dizdar &lt;/b&gt;3 Mart ve 10 Mart 2010 tarihlerinde Dünya gazetesindeki köşesinden soruyor; &lt;i&gt;“Sütler ve yoğurtlar neden bozulmuyor, bunlar dayanıklı beyaz eşya mı yoksa bozulmaya karşı efsunlular mı?” &lt;/i&gt;diye. Herkes dikkat etmiştir, son yıllarda satın aldığımız kutu sütler ve yoğurtlar buzdolabında bir ay kalsa dahi ekşimiyor, ancak günler sonra ekşiyerek değil küflenerek bozuluyor. Eskiden satın aldığımız yoğurtlar 3-4 gün içerisinde tüketilmezse ekşir, tadı değişirdi. Şimdilerde marketlerden satın aldığımız yoğurtların ve kutu sütlerin içerisindeki bakteriler, UHT teknolojisi kullanılarak yok edildiğinden, içerisinde bakteri bulunmayan sütler ve yoğurtlar ekşime yapmıyor, hatta günlerce bozulmadan saklanabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Ancak, pastörizasyon yapılan yani hızla ısıtılıp soğutulan süt ürünlerindeki sağlığa zararlı bakteriler ortadan kaybolurken sağlığa yararı olanlar da yok oluyor. Uzmanlar, sütün içerisindeki bazı bakterilerin hastalık yapmadığını, birçok hastalığı önlediğini ve sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını söylüyorlar. Hatta bu bakterilerin, sağlıklı sütün bir çeşit sigortası olduğunu da belirtiyorlar. Bu durumda, aslında süt çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, UHT gibi işlemler sonrası zararlı bir ürün haline geliyor. Prof. Dr. &lt;b&gt;Ahmet Aydın &lt;/b&gt;bu zararları 2 şekilde açıklıyor;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;1- Teknolojinin elini değdirdiği süt ve süt ürünleri, yapılan işlemler sonucu doğal enzimlerini ve proteinlerini kaybederken sindirilemez hale geliyor. Sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimleri pastörizasyon ve UHT gibi işlemler sonrası canlılığını yitiriyor ve yetişkin mideler tarafından gerektiği kadar sindirilemiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;2- Enzim eksikliği ve hayati öneme sahip proteinlerin değişmesi, sütteki kalsiyumu ve mineral elementlerini eritiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Konuyla ilgili 1930’lu yıllarda Dr. &lt;b&gt;Francis M. Pottenger&lt;/b&gt;’in 900 kedi üzerinde 10 yıl süreyle yaptığı araştırmaya göre, çiğ süt içen bir grup kedi, sağlıklı olarak büyürken, pastörize sütle beslenen grup bir süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hale geldi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Görüldüğü gibi doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü değil yalnızca raf ömrünü uzatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Kutu süt ve süt ürünlerinin aylarca bozulmaması, uzun ömürlü olması pastörizasyon işlemleri ve UHT teknolojisinden mi yoksa ambalajlamalarından mı ya da inekleri yayılım için hiç meralara çıkarmadan ahır ortamında hazır yemlerle, antibiyotik kullanarak büyütülüp beslenmesinden mi kaynaklanıyor bilemiyoruz ancak bildiğimiz bir şey var ki, kaymak bağlamayan, ekşimeyen, kesmeyen sütler ve yoğurtlar doğal değildir. Ayrıca homojenizasyon sırasında süte 2 ton civarında bir basınç uygulanıyor ve süt proteinlerinin moleküler yapısı büyük ölçüde değişiyor. Moleküler yapısı değişmiş proteinlerin ise immün sistemini aşırı uyararak bazı hastalıklara sebebiyet verdiği de bilinmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Yoğurt ve süte benzer bir başka örnek de açıkta bırakılan margarinlerde görülmektedir. Yapılan bir araştırma margarinlerin günlerce bozulmadığını, acımadığını hatta karınca ve sineklerin bu margarine yaklaşmadığını gösterdi. Bu ilginç araştırma, acaba margarinlerin içerisinde ne tür bir katkı maddesi var, yoksa bunlar da mı efsunlu, diye düşündürüyor. Margarinlerin üzerinde transyağ yoktur, kalp dostudur gibi doğruluğu margarin üreticilerince kanıtlanmış, tüketicilerin sorgulamadan inandığı ibarelerin yer almasına artık söz söylemiyoruz fakat margarinlerin gözle görülen, şahit olunan bu durumuna ne diyeceğiz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Teknolojinin elinin değdiği sütlerin ve süt ürünlerinin her ne kadar zararları bilinse de sağlığa olan yararlarından ötürü süt ve süt ürünlerinin tüketimi tüm dünyada artmaktadır. Yaşamsal aminoasitleri içeren yüksek değerli süt proteini, yaşamsal yağ asitlerini içeren süt yağı, birçok mineral madde, süt şekeri ve birçok vitamini ile süt, temel gıda maddesi olarak kabul edildiğinden kutu sütlerin raf ömrünü uzatmak için yapılan çalışmalarda aşırıya kaçılmamalı, süt ve süt ürünleri doğal özelliklerini kaybetmemelidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8289858402585266904?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8289858402585266904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8289858402585266904&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8289858402585266904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8289858402585266904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/03/basindan-secmeler-farkinda-misiniz.html' title='BASINDAN  SEÇMELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4507428813795180344</id><published>2010-03-04T22:36:00.001+02:00</published><updated>2010-03-04T22:36:16.277+02:00</updated><title type='text'>ÇAY KEYFİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eren'i  mama sandalyesine kaç aydır oturtamıyoruz. Oyunla falan oturttuk bir zaman, ama  hemen kalkmak istiyor bu sefer de. Sıkılıyor herhalde. Biz de vazgeçmiştik artık. Kucağımıza alıp yediriyoruz. Yine kucağımda öğle yemeğini yediriyordum bugün.  Birkaç kaşık yedi. Bir kaşık daha uzatırken baktım ağzı dolu dudakları büzülmüş ve kapalı öyle duruyor.  Aaa gözleri de kapalı.  Aman Eren uyumuş. Ağzında yemek öylece uyumuş. Yemekten sonra zaten uyku saatiydi, uyutacaktım ama bunu beklemiyordum doğrusu. İki gündür hafif  kırgınlık vardı üstünde. Ondandır diyorum kendi kendime ama, ağzı yemek dolu..Yavaşça seslenerek su vermeye çalıştım, bardağı dudaklarına değdirince ağzındakini çiğnemeye başladı ardından da biraz su verince ağzı boşaldı, ben de rahatladım.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Onu yatağına yatırınca hemen kendime bir çay koydum. Eren uyuyunca çay keyfi yapmanın zamanı. Kitap ya da gazete okuyarak değil, sadece çayı içtiğini hissederek içmek. Çayın keyfine varmak. Birşey okurken içtiğim zaman çay bitmiş ben farkında değilim. Tadını alamıyorum. Bu arada televizyonu da açıyorum. Eren uyanıkken pek açmıyoruz çünkü. Televizyonda izlediğim birşey de yok aslında ama çayımı içerken, kısa bir süre kanallar arasında öylesine dolaşmak hoşuma gidiyor. Sonra Eren  uyumaya  devam ediyorsa  gazetemi okurum, olmadı internete girerim ya da mutfağa.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Eren uyuyunca, uyanana kadar şunu da yaparım, bunu da yaparım diye planlar yaparım kafamda ama o süre hemencecik geçiverir. İşte ağlıyor,uyandı bile.  Bugün bir saat kadar uyudu. Neyse ki çay keyfini yapabildim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4507428813795180344?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4507428813795180344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4507428813795180344&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4507428813795180344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4507428813795180344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/03/cay-keyfi.html' title='ÇAY KEYFİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7348581747430245260</id><published>2010-02-24T20:43:00.010+02:00</published><updated>2010-02-25T00:50:43.615+02:00</updated><title type='text'>MUTFAK PERİŞAN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eren'le birlikte mutfakta iş yapmak mümkün değil. Elinin uzandığı her yere, hatta uzanmadığı yerlere bile parmaklarının ucuna basarak uzanıp herşeyi almak, herşeyle oynamak istiyor. Parmakları sürekli birşeylere uzanıyor, hep faaliyetteler.Tencere,tava,üç takım çaydanlığın ikisini veriyoruz yine de beğenmiyor.Daha çok, daha fazlası. Bardakları, kupaları, fincanları her şeyi istiyor.Verdikçe istiyor. Bizde  dolapların içindeki elinin erdiği herşeyi, yani oynamaması gerekenleri, erzaklar,baharatlar falan başka taraflara taşıdık.  Anlayana kadar bu böyle olacak kabul, başka çare yok. Ama bir de tezgahın üstüne aceleyle konan sakıncalı şeyler var. Çay koyarken demliği bir an bırakıp suyunu koymaya çalışırken bakmışsın ki bir el hemen onu almaya çalışıyor. 'Aman Allah'ım' feryadıyla demliği yakalıyorsun ama içinden birşeyler akıp gidiyor. Aman çok dikkat etmeli, bıçak gibi kesici şeyler elimizdeyse, bir an elimizden bırakacaksak Eren'in uzanamayacağı en uzak köşeye bırakmalı ve bunu unutmamalı. Fırın çalışırken aman ha Eren'le mutfağa gitmeyelim. Unuturuz falan hemen elini atar. Zaten fırın onun oynamaya bayıldığı bir oyuncak sanki. Düğmelerine kilitler aldı annesi ama kullanışlı değildi. Pek kullanamadık. Bir başka oyuncağı da buzdolabı. Buzdolabının alt kapısını açıp içine çömeliyor, sonrada arada bir bize  bakıp O'nu güya bulmamızı bekliyor. Orada donacaksın diye hemen de buluyoruz biz de. Bu saklambaç oyununu pek seviyor, mutfaktan salona giderken hemen önden koşup salon kapısının arkasına saklanıp heyecanla bizi bekliyor. Bu kez oyunun tadına varsın diye O'nu arayıp sonunda buluyoruz. Pek keyifleniyor. Sonunda bir de bakmışız ki biz de kendimizi kaptırmışız oyuna sen beni bul, ben seni bulayım derken.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mutfağın perişanlığı bu akşam bir kez daha tescillendi. Annesi değişik bir kek tarifi bulmuş onu yapmaya çalışıyor. Çalışıyor diyorum çünkü aradığı bir gerecin nerede olduğunu bilmiyoruz. Acaba şurada mı, yoksa burada mı... Baharatlar, diğer erzaklar da öyle. Eren' in uzanamıyacağı çeşitli yerlerde. Yoksa hepsi hergün yerlerde sürünecekti, belki de bulmak daha kolay olacaktı.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Neyse Annesi bayağı uğraşarak, aradıklarını oradan buradan bularak, baharatları ve kuruyemişleri uzun uğraşlar sonunda rendeleyip, dövüp, robotta çekerek kekin hamurunu hazırlayıp kenarı kepçeli kalıba koyarak fırına verecekken nasıl olduysa, kek kalıbının içi ters çevriliyor, hepsi lavaboya kapaklanıyor...Tüm emekler lavaboya...Mutfaktan sinir krizlerinin dumanları yükseliyor.&lt;/p&gt;Acısı olan bir kişiye " üzülme " demenin ne kadar anlamı varsa, O' na söylenecek her avutucu sözün de o kadar anlamı olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üstüne bir de mutfağın temizlenmesi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu ancak bir zaman sonra yapabildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse şimdi sakin çayını içiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7348581747430245260?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7348581747430245260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7348581747430245260&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7348581747430245260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7348581747430245260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/02/mutfak-perisan.html' title='MUTFAK PERİŞAN'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2597370795436846441</id><published>2010-02-21T23:40:00.004+02:00</published><updated>2010-02-22T00:04:08.203+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda ateş'/><title type='text'>BASINDAN  SEÇMELER</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;ÇOCUKLARDA ATEŞ (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antibiyotikler Ateş Düşürücü Değildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin tedavisi yalnızca ateş düşürücü ilaçlarla değil, aynı zamanda uygun yaklaşımlarla desteklenmelidir. Evde uygulanabilecek bu destek yaklaşımlar ateş düşürücülerin kullanılması kadar önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destek Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ortam Isısı: Ateşli bebeğin bulunduğu odanın ısısı 21-22 derece arasında tutulmalıdır. Bu düzeylerdeki ısı, çocuğun ısı kaybının en üst düzeyde olmasını sağlar. Oda ısısını ayarlayabilmek için havalandırma cihazları ve vantilatör kullanılabilir. Ancak bebeğin direk olarak hava akımının karşısında bırakılmamasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çocuğun Giysileri: Ateşli çocuğun aşırı giydirilmesi, sarılması ve üzerinin örtülmesi doğru değildir. Az ve gevşek giysiler çocuğun ısısını düşürme mekanizmaları yardımcı olur. Gerekirse bebeğin yalnızca ara bezi ile kalması uygun olabilir. Eğer çocuk üşüyor ve titriyorsa üzerine ince bir örtü örtülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beslenme: Ateş çocuğun kalori gereksinimini artırır. Bu nedenle ateşlenen çocuğun aç bırakılmaması ve beslenmesinin desteklenmesi gerekir. Ancak beslenme için aşırı zorlamamalıdır. Ateş, terlemeyi ve solunum sayısını artırarak sıvı kaybının da artışına yol açar. Çocuğa bol miktarda sıvı verilmelidir. Bu amaçla beslenmede özellikle su, meyve suyu, çorba ve sulu meyveler kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşli Çocuk İçin Uygulanabilecek Destek Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çocuğun bulunduğu odanın ısısını 21-22 derece düzeyinde olacak şekilde ayarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çocuğa ince, hafif, gevşek giysiler giydirin, üzerine kalın örtüler örtmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bol sıvı sulu gıda verin, aç kalmamasını sağlayın, çok yağlı ve sindirimi güç yiyecekler vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ateş, çok yüksekse (40 derecenin üzerindeyse) ılık su (29-32 derece) ile pansuman veya banyo yaptırabilirsiniz, ancak çocuğu ıslak havlu veya çarşafa sarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Fizik Aktivite: Ateşli çocuğun fizik aktivitesi vücut ısısının daha da artmasına yol açar. Bu nedenle aşırı fizik aktiviteden kaçınmalıdır. Ancak çocuk oyun oynamak istiyorsa evde basit oyunlar oynaması engellenmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ilık Su Banyosu ve Pansumanı: Ilık su ile ıslatılmış havlu veya sünger ile boyun, yüz, el bilekleri, diz, koltukaltı, kasık kıvrımları ve karın üzerine pansuman yapılması buharlaşma ile ısı kaybını artırır ve ateşin düşmesini kolaylaştırır. Bu uygulama yapılırken çocuğun ıslak havlu ile sarılmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca pansuman veya banyo için ılık su yerine kesinlikle alkol veya soğuk su kullanılmamalıdır. Bu uygulama, ateşin çok yüksek olmadığı durumlarda ve uygun olmayan yöntemlerle yapıldığında çocuğun üşümesine ve titremesine neden olarak ateşin daha da artmasına yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin Tedavisinde Ilık Su Pansumanı ve Banyosunun Uygulama Basamakları Ilık Su İle Pansuman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Su, sıcaklığı vücut ısısına ulaşıncaya kadar ısıtılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 3 adet el havlusu, pansuman peti veya sünger ılık su kabının içine konur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebek kuru havlu üzerine yatırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Elbiseleri çıkarılır, üzerine ince bir çarşaf örtülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Islak havlulardan biri alına konur, diğeri ile vücudun boyun, yüz, karın, diz, el bileklerinin iç yüzü koltuk altı ve kasık bölgeleri silinir. Havlulardan biri kuruyunca diğeri ile devam edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu işlem 20-30 dakika boyunca sürdürülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eğer küvet veya kap içerisindeki su soğursa ılık su eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilık su ile banyo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Küvet vücut ısısına yakın sıcaklıkta ılık su ile doldurulur ve bebek küvetin içine konur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebek küvetin içinde 20-30 dakika boyunca bekletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu uygulama, konvülsiyon geçirmekte olan bebek için asla yapılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk Su, Buz ve Alkol Kullanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş Düşürücü İlaç Tedavisi: Yüksek ateşli bir çocuğun ateşinin tedavisinde ateş düşürücü ilaçlar evlerde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak ateş düşürücü ilaç kullanımı otomatik bir tedavi yöntemi olmamalıdır. Ateş düşürücü ilaç kullanımının önerildiği yüksek ateş sınırı 39-39.5 derecedir. Eğer çocuk kendini sıcak ve rahatsız hissediyorsa ve solunumun hızlı ve güç olması gibi belirtiler varsa daha düşük ateş düzeylerinde de ateş düşürücü verilebilir. Kullanılacak ilaçların kiloya göre ayarlanarak verilmesi uygundur. Kesinlikle doktorun önerdiği dozdan fazla dozda kullanılmaması gerektiği bilinmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorun Görmesi Gereken Ateş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2 aylıktan küçük, ateşi olan her bebek doktor tarafından görülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 3 Aylıktan Küçük Bebekte Ciddi Hastalık Belirtileri Olarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dalgınlık, uyuklama ve uyandırmada güçlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beslenememe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Huzursuzluk, kucakta bile ağlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dokunma, tutma ile artan huzursuzluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kendisine dokunulmasını istememe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Solunum sayısının 40 / dakikadan fazla olması varsa doktoru ara ya da Acil’e git.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 3-24 Aylık Bebekte Bunlara Ek Olarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dalgınlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Oynamak istemiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dikkati az, uyumak istiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aile ve çevre ile ilgisi az&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin Acil Tedavi Gerektiren Durumları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havale Nöbeti: Ateşli bir çocukta acil tedavi gerektiren durumların başında “Ateşe bağımlı havale nöbeti” gelmektedir. Bu durum ateş korkusuna yol açan nedenlerin başında gelmektedir. Çocuğu havale nöbeti geçiren aile kendini çok çaresiz hisseder ve panik içinde olur. Ailelerin bu konudaki tüm korkusu ve telaşı haklı olmakla beraber, havale nöbeti geçirmekte olan çocuğun evde ilk müdahalesini aile bireyleri yapmak durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşli havale nöbeti 6 ay-5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda ateşin aniden yükselmesi ile ortaya çıkar. Görülme sıklığı yaklaşık 3’tür. Ateşli havaleye ailevi bir yatkınlık vardır ve anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale öyküsü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havale genellikle 1-2 dakika sürer ve kendiliğinden geçer. Bu arada çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu kol ve bacakları kilitlenir. Ardından renk solukluğu ve uykuya dalmış gibi görünür. Fakat çok kısa sürede kendine gelir. Sıklıkla bu biçimde görülen basit ateşli havale genellikle zararlı ve tehlikeli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bebeğin giysilerini yavaşça çıkarın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yumuşak bir yere, bir tarafına dönük olarak yatırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hareket ettirmeyin veya herhangi bir hareketini kısıtlamayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dilini ısırabileceği veya yutabileceği endişesi ile bebeğin ağzına elinizi veya başka bir şeyi sokmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ağzında yalancı meme varsa alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ilık su pansumanı yapın, kesinlikle alkol ve soğuk su kullanmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Havale geçirirken küvete sokmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Nöbet geçince bebek uyumak isterse, rahat bir uyku ortamı sağlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Doktoru arayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Çarpması: Acil tedavi gerektiren ateşli çocukla ilgili göz önünde bulundurulması gereken diğer bir durum sıcak çarpmasıdır (heat stroke). Sıcak çarpması sıcak havada araba içinde kapalı kalmak gibi çevre ısısının çok yükselmesine bağlı olarak, ya da ateşli çocuğun soba kalorifer yanı gibi oda ısısı fazla olan bir yerde aşırı sarılması gibi ısı kaybını azaltan durumlarda, özellikle yenidoğan ve küçük bebeklerde sık görülür. Hızlı gelişir ve ağır seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çok yüksek ateş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Baş ağrısı, bitkinlik, halsizlik ve bulantı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sıcak ve kuru deri (nadiren nemli olabilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Oryantasyon bozukluğu, aşırı huzursuzluk veya uyuklama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bilinç bulanıklığı, havale nöbeti, bilinç kaybı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumdaki hastaların acil tedavisinde yeterli sıvı tedavisi yanında vücudu mekanik yöntemlerle soğutmak gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Çarpması Durumunda Yapılması Gereken Girişimler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğin giysilerini çıkarın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Buzlu suyla ıslanmış bir havlu ile sarın (sadece sıcak çarpmasında uygulanır),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Derhal parenteral sıvı tedavisine başlayın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Acil medikal tedavi açısından gerekli girişimleri yapın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ateş düşürücü ilaç tedavisi etkisiz olduğu için ateş düşürücü vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, Ankara Eki&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2597370795436846441?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2597370795436846441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2597370795436846441&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2597370795436846441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2597370795436846441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/02/basindan-secmeler.html' title='BASINDAN  SEÇMELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2859031742137116395</id><published>2010-02-18T00:55:00.001+02:00</published><updated>2010-02-22T00:03:20.811+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda ateş'/><title type='text'>BASINDAN  SEÇMELER</title><content type='html'>ÖNCE SAĞLIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKLARDA ATEŞ (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A teş, doktorların çocuklarda en sık karşılaştığı sağlık sorunlarından biridir. Eski çağlardan beri ateşin bir defans mekanizması olduğu düşüncesiyle, önemsenmemesi gereken bir bulgu mu, yoksa şiddetli bir hastalığın çok ciddi bir semptomu mu olduğu konusunda tartışmalar olagelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipokrat, ateşin vücuda giren ve sağlığı tehdit eden kötü varlıkların yanmasına neden olduğu fikrini öne sürmüştü. Ateş, yararlı olduğu düşüncesiyle uzun yıllar, ta ki Aspirin’in keşfine, yaklaşık 100 yıl öncesine kadar tedavi edilmemekteydi. Günümüzde birçok araştırmada ateşin immün yanıtı güçlendirdiği ve host savunmasında çok önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, çoğu aile için ateş hâlâ önemli bir korku nedeni olma özelliğini yitirmemiştir. Çocuktaki en ufak bir ısı artışı ateşin hemen düşürülmesi gerektiği fikrini tetiklemekte ve ailede panik yaratmakta, ciddi korku ve kaygıya neden olmaktadır. Çeşitli araştırmalarda, ailelerin büyük bir kısmının, çok yüksek sayılmayacak vücut ısılarının çocukları için zararlı olabileceği düşüncesinde oldukları saptanmıştır. Bu çok doğru olmayan inanç “ateş korkusu” olarak tanımlamıştır. Bu korku, hem aileyi hem de doktoru etkilemekte, kaygı ve panik hali ateşi düşürmek için kimi zaman gereksiz, hatta kimi zaman da zararlı olabilecek girişimlerin ve uygulamaların yapılmasına neden olmaktadır. Ailelerin çok yanlış ve yaygın bir uygulaması da antibiyotikleri ateş düşürücü olarak kullanmalarıdır. Oysa ateş bir hastalık değil, birçok nedene yönelik savunma mekanizması olarak ortaya çıkan bir belirtidir. Ateşli bir çocukta bu belirtinin ortadan kaldırılması girişiminin yanında en önemli nokta, buna neden olan esas hastalığın ortaya çıkarılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş, vücut ısısının normal sınırların üzerine çıkması olarak tanımlanır. Vücut ısısı, ölçümün yapıldığı zamana ve ısının alındığı vücut bölgesine göre değişir. Ortalama vücut ısısının 37.0 dereceye kadar düşerken akşam 38.0 dereceye kadar yükselebilir. 6 aylıktan ufak bebeklerde günlük ateş oynamaları çok azdır. 6 ay – 2 yaş arası günlük değişim 1 derecedir. 6 yaşta günlük değişim 2 dereceyi bulabilir. Vücut ısısının en yüksek olduğu zaman akşam saatleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılan ısı ölçüm bölgeleri içinde en yüksek ısı popodan alınan ısıdır. Ağızdan alınan ısı popodan alınandan daha düşüktür. Koltuk altı ısısı ise en düşük ısıdır ve vücut öz ısısından 1 derece daha düşüktür. Egzersiz, aşırı giyinme, sıcak banyo, aşırı sıcak hava, sıcak yiyecek ve içecekler sağlıklı bir çocuğun vücut ısısını 38.0 – 38.5 dereceye kadar yükseltebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş olarak kabul edilen en düşük vücut ısısı, ölçümün yapıldığı vücut bölgesine, ölçüldüğü saate ve çevre ısısına bağlı olarak değişebildiğinden her ölçüm bölgesi için tek bir ısı değeri vermek olası değildir. Bir çocukta popodan alınan ısının 38.0-38.2 derece, ağızdan alınan ısının 37.5-37.8 derece, koltuk altı ısının 37.0-37.2 derece ve kulak yolundan ölçülen ısının 37.8-38.0 derece üzerinde olması halinde ateş söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin ölçülmesi ve değerlendirilmesi konusu çok önemlidir. Çocukların ateşini gereksiz sıklıkta ölçmekten kaçınmalıdır. Ateşin izlenmesi sırasında çocuk kendini çok sıcak hissediyorsa veya kötü görünüyorsa ateşinin ölçülmesi uygun olur. Üşüme ve titreme ateşin yükselmekte olduğunu, çocuğun pembe görünümü ateşin en yüksek düzeye çıktığını ve terleme ateşin düşmekte olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerin vücut ısısının ölçüm teknikleri yanı sıra, ölçülen değerin normal veya ateş olarak tanımlayabilmesi ve çocuk ateşlendiğinde neler yapılması gerektiği konularında da bilgilenmesi gerekir. Ailelerin yüksek ateşle ilgili bilgi düzeylerini, algılarını ve davranış şekillerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir araştırmada; ailelerin yüzde 33’ünün, yüksek ateş sınırını bilmediği ya da yanlış bildiği saptanmıştır. Ailelerin ancak yarısı vücut ısısını ölçmek için termometre kullandığını ve yüzde 29’u çocuğu ateşlendiğinde doktora danıştığını bildirmiştir. Ateşi ölçmek ve ateşli çocuğa yaklaşım konusundaki bu bilgi eksikliğine karşın ateş korkusu önemli boyutlardadır. Ailelerin yüzde 87’si ateş korkusunun olduğunu bildirmektedir. En önemli korku nedenleri; bu ateşin havaleye neden olabilmesi ve ciddi bir hastalık olma olasılığıdır. Ailelerdeki yüksek ateş korkusunu yenmek bir sağlık eğitimi sorunu olarak ele alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş bir belirtidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş bir hastalık değil, yalnızca bir belirtidir. Ateşin beyin hasarı gibi zararlı etkileri popodan alınan ısının 41.0 derece üzerine çıkmadan görülmez. Beynin ısı ayarlayıcı merkezi enfeksiyon sonucu yükselen ateşi 41.1 derecenin altında ayarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı olan bir çocukta yüksek ateşin zararlı etkileri daha çok sıcak çarpması ve nadiren de ateşe bağımlı birbiri arkasına devam eden havale nöbetlerinde görülür. Bu nedenle ateşli bir çocuğun çok fazla giydirilmesi, radyatörün veya ısıtıcının yanında kalması veya arabada direk güneş ışığına maruz kalması ateşin çok yükselerek zararlı etkilerinin ortaya çıkışını kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut Isısının Kontrolü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut ısısı beyinde hipotalamusta bulunan ısı ayarlayıcı merkez tarafından düzenlenir. Vücut ısısı çevre ısısındaki değişimlere rağmen normal sınırlarla sürdürülür. Isının bu düzeyde tutulması ısı oluşumu ve ısı kaybı arasındaki dengeye bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş oluşturan herhangi bir madde için pirojen terimi kullanılmaktadır. Pirojenler vücut içi (endojen) ve vücut dışında (eksojen) olabilir. Eksojen pirojenler, mikroorganizmalar, toksinler ve mikrobiyal ürünlerdir. Organizmada endojen pirojenler olarak bilinen pirojenik sitokinlerin oluşumuna yol açarak ateşe neden olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin Tedavisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği immün yanıtın bir parçasıdır. 39 derecenin altındaki düzeylerde immün sistemin güçlenmesini sağlar ve mikroorganizmanın yok edilmesini kolaylaştırır. Ateşin yüksekliğinin tedavi etmenin amacı çocuğun rahat etmesini sağlamaktır. Tek başına ateşin varlığı her zaman tedavi gerektirmez. Genelde bütün ateşleri tedavi etmek veya vücut ısısını normale indirmek için bir fikir birliği yoktur. Ateş çok yüksek olmadıkça (41 derecenin üzerinde) hastaya özel bir zarar vermez. Ateş vücudun enfeksiyonlarla savaşma yöntemlerinden biridir. O nedenle ateşi düşürmek her hastaya özgü olmalıdır. Günümüzde, özellikle 6 aydan büyük bebeklerde ateş 39 derecenin üzerine çıkmadığı ve bebeğin durumu iyi olduğu sürece ateşi düşürmek gerekmeyebilir. Bebeğin ateşi yükselmeye başladığında, ateş düşürücü vermeden önce bir süre beklemenin bağışıksal yanıtın güçlenmesi açısından faydalı olacağı bildirilmektedir. Ancak daha düşük ısılarda bile bebeğin ağrılarını gidermek, rahatlamak ve uyku düzenini sağlamak amacıyla ateş düşürücü tedavi uygulanabilir. Bunun yanında kimi zaman yalnızca telaşlı ve huzursuz bir anneyi rahatlatmak amacıyla da bebeğe ateş düşürücü verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşli bir çocuğun tedavisi sırasında üzerinde durulması gereken noktalardan biri de altta yatan hastalığın etkenine yönelik özgül tedavinin uygun zamanda başlanmasıdır. Ancak çoğu kez antibiyotikler ateş düşürücü gibi kullanılmaktadır. Doktor, aileleri antibiyotiklerin ateş düşürücü olarak kullanılmaması gerektiği konusunda bilgilendirilmeli ve özellikle uyarmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, Ankara Eki&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2859031742137116395?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2859031742137116395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2859031742137116395&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2859031742137116395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2859031742137116395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/basindan-secmeler.html' title='BASINDAN  SEÇMELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2694394712357437372</id><published>2010-02-10T13:34:00.009+02:00</published><updated>2010-02-11T21:13:17.737+02:00</updated><title type='text'>EV İŞLERİNE YARDIM</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ev işlerine yardıma başladı Eren. Geçen gün annesi bulaşık makinesini boşaltırken bardaklarla falan oynamaya çalışıyormuş ki bunu her zaman yapıyordu. Annesi de 'Hadi bana ver, ben de yerine koyayım' demiş. Birlikte boşaltmışlar. Sonraki günlerde benimle de boşaltmaya yardım etti. "Al, al" diyor güya "A, a" diye diye çabuk çabuk bardakları, tabakları bir uzatışı var, yetişemiyoruz almaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka şeyler de yapıyor. Etrafta kimin eşyası var götürüp sahibine veriyor.&lt;br /&gt;Bir de seviniyor kendince... Yapabildikçe her işi yaptırmaya çalışacağız. O da istekli olursa tabii. Zoraki değilde istekle, severek sadece kendine bile bir sofra hazırlamanın keyfini ve tadını alması güzel olur, mutlu olur diye düşünüyoruz. Kendi işlerini sıkılmadan yapabilsin, becerebilsin, illa da birine ihtiyaç duymasın yapabileceği şeyler için.&lt;br /&gt;Annesi de 'Oğlum herşeyi yapmayı öğrensin, kendi işini kendisi halletsin. Gerektiği yerde yapar, gerekmezse yapmaz.' diyor sürekli.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2694394712357437372?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2694394712357437372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2694394712357437372&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2694394712357437372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2694394712357437372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/02/ev-islerine-yardim.html' title='EV İŞLERİNE YARDIM'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-9179192432478772908</id><published>2010-01-30T13:36:00.004+02:00</published><updated>2010-01-30T13:54:41.011+02:00</updated><title type='text'>BÜYÜDÜ, AFACAN OLDU</title><content type='html'>Gece sütünü kesmemiz işe yaradı.Bu kez başardık.Her seferinde yeni bir senaryo yazan Eren bu kez galiba pes etti.Nazar etmeyelim söylemeye korkuyoruz, sanki bir sihirde söylersek bozulacakmış gibi.Artık geceleri kesintisiz uyuyoruz.Hepimiz, şaka değil.Gece sütünü keseliberi birkaç gece direndikten sonra uyanmamaya başladı.Akşamları da yemesi düzeldi,sabahları da kahvaltısını doya doya yapıyor.Herkes birbirine soruyor:Hiç kalkmadı değil mi? Bu ne güzel bir şeymiş, Eren doğduğundan beri Leyla gibi gezmeler sona erdi işte.Kendisi de rahat,bizde.&lt;br /&gt;Şimdilerde bize bağırıp çağırıp dolaşıyor.Artık konuşmaya da başladı: Her söyleneni olmasa da bir çok şeyi yamuk yumuk tekrar etmeye çalışıyor.O da herkese oldukça sevimli geldikçe havasından geçilmiyor. Fırsatları da değerlendirmekten kaçınmıyor.Kim cep telefonunu elinin ereceği bir yere koymuş farkında olmadan, hemen Eren' in elinde. Geri alabilirsen al artık.Sakar solak basarak acil ambulansı aramış geçen gün.Baktık telefondan bir bayan sesi geliyor.Almaya çalıştıkça da " da, du " diyerek üstüne basa basa kesin olarak vermeyeceğini bildiriyor.&lt;br /&gt;Geçen günde benim laptopu açık yakalamış, aceleyle nerelerine bastıysa hiç bilmediğimiz fonksiyonlarını ortaya çıkardı.Yanına gelince elinden alacağımızı bildiğinden öyle bir aceleyle son birkaç tuşa daha basmak için öyle bir çaba gösteriyor ki, gülmelerimizi saklamak zorunda kalıyoruz.Bir o kadar da ciddi bunları yaparken.&lt;br /&gt;Çok sevimli oldu kerata ne diyeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-9179192432478772908?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/9179192432478772908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=9179192432478772908&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9179192432478772908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/9179192432478772908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/buyudu-afacan-oldu.html' title='BÜYÜDÜ, AFACAN OLDU'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5386923429496330397</id><published>2010-01-21T22:00:00.008+02:00</published><updated>2010-01-23T10:36:07.990+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek maması'/><title type='text'>BASINDAN  SEÇMELER</title><content type='html'>BEBEK MAMASINA DİKKAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) Yönetmeliği’nde yapılan yeni değişiklikle, 1 Mart’a dek denetimsiz olarak Türkiye’ye girecek ürünlerin kapsamı genişletildi. Bu tarihe kadar yapılacak ithalatlarda AB kriterlerine uygun olması şartı ile “GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır” hükmü uygulanmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kolaylık sağlandı’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik’te yaptığı değişiklik, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişiklik ile 26 Ekim 2009’da yayımlanan yönetmelikte, 20 Kasım 2009’da yapılan değişiklik ile daha önce kontrol belgesi alanlara ithalatta bazı kolaylıklar sağlanmasına yönelik uygulamanın kapsamı genişletildi. Yapılan değişiklik ile 26 Ekim 2009’dan önce kontrol belgesi alınan ürünlerin ithalatında, yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan “genel hükümler”in de 1 Mart 2010’a kadar uygulanmaması istisnası getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTV’nin haberine göre ise değişiklikle 26 Ekim 2009’dan önce kontrol belgesi alan ürünler için geçerli olan erteleme de 20 Ocak’a kadar genişletildi. 20 Ocak’a kadar kontrol belgesi alan ürünler için denetim şartının 1 Mart’a kadar kaldırılması, “şirketlerin lehine” olarak yorumlandı.Gümrüğe takılan GDO’lu ürün varsa 1 Mart’a kadar ülkeye girişinin de önü açılmış oldu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5386923429496330397?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5386923429496330397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5386923429496330397&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5386923429496330397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5386923429496330397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/basindan-secmeler-bebek-mamasina-dikkat.html' title='BASINDAN  SEÇMELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6498001008759160786</id><published>2010-01-20T14:08:00.006+02:00</published><updated>2010-01-20T14:57:16.423+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gece sütü'/><title type='text'>GECE SÜTÜ</title><content type='html'>Eren' in haykırışları yine gecenin sessizliğini ve karanlığını deliyor.Bu kez de gece sütünü kestik. Sütü o kadar seviyor ki sadece sütle yaşayabilir.Yaşına göre içmesi gerekenin üstünde içiyor çoğu zaman. Gece uykusuna yattıktan sonra sabaha kadar birkaç kez uyanıyor, bardak bardak süt içip yatıyor.Sürekli tok karnına yatıyor,uykusu bölünüyor.Bunu da bıraktırma zamanı gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Önce memeyi bıraktırdık: sabaha kadar emzik gibi kullanıyor, saat başı kalkıyordu nerdeyse.Yaşını da doldurduğundan emdiği yeterlidir diyerek bıraktırmıştık memeyi. Meme emmeyi unutturana kadar kaç gece uğraştık, o iş bitti derken memenin yerine biberonu koymaya başladı. Durmadan biberonla içecek birşeyler istiyor, yine gece boyunca sık sık kalkıyordu. Bu böyle olmayacak diye biberonu da bıraktırmaya karar vermiştik. Birkaç gece de onun için uğraşmıştık. Fakat Eren pes etmiyor bizim için gece seansına mutlaka birşeyler düşünüyor olmalıkdı ki feryatları gittikçe yükselen dozda sürdükçe bu kez de bardakda süt yetiştirmeye başladık. Böylece sütsüz uyuyamaz oldu sanki.&lt;br /&gt;Bu böyle sürmemeliydi.Zaten doğru da değildi.Ne zamana kadar böyle gidecekti.Eren yirminci ayına girmişti.&lt;br /&gt;Karar alındı: Gece sütü verilmeyecekti.&lt;br /&gt;Akşam iyi yemek yediği bir gün karar uygulanmaya başlandı.&lt;br /&gt;Karnı tok, suyunu da içti. Artık kıyamet de kopsa gece süt verilmeyecek.&lt;br /&gt;İlk gece iki saat sürdü feryatlar, mızmızlıklar.&lt;br /&gt;İkinci gece yarım saate düştü.&lt;br /&gt;Daha üçüncü geceyi yaşamadık ama direnme kırıldı gibi...&lt;br /&gt; Şimdiden O'da rahatladı sanki..Hergün sabaha kadar sürekli tok bir mideyle uyuyordu, belki de uykusu bu yüzden kısa sürüyor,rahat edemiyordu.&lt;br /&gt;Gece kesintisiz uyumaya başlar, bu durum uykusunu düzene sokarsa gündüz yeme sorunları da çözülebilir.Gece boyunca süt içtiğinden, sabah uyanınca aç olmuyor yiyecek seçmeler başlıyor böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba bu kez başaracağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6498001008759160786?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6498001008759160786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6498001008759160786&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6498001008759160786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6498001008759160786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/gece-sutu.html' title='GECE SÜTÜ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8389553641863348827</id><published>2010-01-10T18:06:00.001+02:00</published><updated>2010-01-10T18:15:28.846+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>İLK BİLGİNİN ÖNEMİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eren gün içinde zaman zaman elimden tutup çekiştire çekiştire beni banyoya götürüyor. Banyoda oturağını gösteriyor, ben de aman ne güzel, çişini söylemeye başladı galiba diye erken bir sevince kapılarak bezini açıp oturtturuyorum. Kolayca oturuyor.Zaten oturmasında bir sorun yok oturuyor ama sadece çişini yapıyor, kakasını yapmaya halen korkuyor sanki.Gün içinde uykudan kalkınca ya da yemek yiyince oturttuğumda çişini yapıyor ama kakasını asla. Tutuyor kapı arkası ya da odanın kuytu bir köşesine yerleşip yapıyor.&lt;br /&gt;Neyse salona getirdiğimiz oturağa oturup yerleşince televizyonu gösterdi aç diye. Bazı günler 15-20 dakika kadar Kanal 1'deki Barney ve Arkadaşlarını seyrediyoruz beraber. O program da eğlenerek öğrenmeye dayalı hareketli bir program. Birgün televizyonda radyo açmaya çalışırken rastladım, baktım ki Eren oldukça keyifle izliyor,o zamandan beri sadece onu izliyoruz. Başka çizgi filmler falan hiç ilgisini çekmedi çünkü. 2 yaşına kadar televizyon izlettirmeyin deniyorsa da arada bir, kısa bir süre kırmızı çizgiyi aşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturağına ilk oturttuğum gün televizyonda bu program vardı o saatte tesadüf ve ben de 'Barney'i seyredelim hadi sen de çişini yap' diyerek televizyonu açtım.Şimdi aklına estikçe beni banyoya götürüp oturağını getirtiyor, oturuyor ve televizyonu açmamı bekliyor. Tabii yaptığım bu yanlışı tekrar etmeyip televizyonu açmıyorum O da çiş falan yapmayıp kalkıyor. Diğer zamanlarda da her oturağa oturuşunda televizyonu gösterip açmamızı anlatmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;İlk bilginin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oluyorum böylece. İlk öğrenilen davranış belleğe bir kaydedildi mi değiştirmek istendiğinde zorlanılıyor.&lt;br /&gt;Bunu daha önce de yaşadık: Eren galiba 6-7 aylık falandı tam anımsamıyorum. Küpleri üst üste koyarak kule yapmışız ve ona yıkmasını göstermişiz.Aylar geçti, hala başka gereçleri üst üste koyarak kule yapılsa ya da üst üste konan bir şeyler görse hemen eliyle deviriyor. Tekrar tekrar ona üst üste koymasını gösterdiğimiz halde, zaman zaman yapsa da yine yapılan kuleleri devirmek ilk işi oluyor. Aman Tanrım ilk bilgi olsun ya da öğrenilen daha başka davranışlar bir kez kaydedildi mi beyne, ömür boyu bu davranışları gösterebiliriz. İşte henüz iki yaşına bile gelmemiş bir çocukta bile dikkatle üstünde durduğumuz halde kule yıkmayı tam olarak değiştiremedik. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8389553641863348827?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8389553641863348827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8389553641863348827&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8389553641863348827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8389553641863348827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/ilk-bilginin-onemi.html' title='İLK BİLGİNİN ÖNEMİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3111937764491612388</id><published>2010-01-04T21:41:00.015+02:00</published><updated>2010-01-04T23:29:49.797+02:00</updated><title type='text'>BİR YIL DAHA GEÇTİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S0JMcVLfjfI/AAAAAAAAAdY/0BbJ6dSFnmg/s1600-h/eren7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S0JMcVLfjfI/AAAAAAAAAdY/0BbJ6dSFnmg/s400/eren7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422980950912896498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ne çabuk geçiyor denir ya,işte bir yıl daha geçti.Geçen yılbaşında henüz emeklemeye bile başlamamıştı EREN. Bir yıl bu yaştaki çocuklar için ne kadar önemli... Emekleme, yürüme, konuşmaya başlama, kendi kendine yemeye çalışma, herşeyi anlama ve anlatma gibi ne çok şey altı aylıktan sonraki bir yılın içinde oluyor. Hızlı gelişme diye buna denir işte... Bu konuda uzman kişiler boşuna 0-3 yaş çok önemli diye üstüne basa basa söylemiyorlar. Sanki daha dün gibi yakın bir zamanda " ek gıdalara başlasaydık, bir emekleseydi" falan diye konuşurken bizimki şimdi tam bir afacan oldu. Konuşmaya da başladı artık, kıvırıp duruyor söylenenleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani hep konuşulur ya bu çocuk büyüyünce ne olacak diye. Bazen ben de soruyorum bu soruyu kendime. Eren büyüyünce nasıl biri olacak, nasıl bir iş edinecek, neleri sevecek, neleri sevmeyecek gibi. Daha bir buçuk yaşında dur bakalım denebilir ama gözlenirse bir çok ipucu veriyor açıkça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere uykuyu sevmiyor bu belli.&lt;br /&gt;Uykusuzluktan sürünse de uyumak istemiyor.&lt;br /&gt;Yemek seçiyor: Yumurtayı, eti, tavuğu, balığı mümkünü yok yediremiyoruz. Bekliyoruz bir gün fikrini değiştirir diye&lt;br /&gt;Pilavcı, makarnacı&lt;br /&gt;Güzel birşey: meyveyi ve meyve suyunu çok seviyor, sebzeyi daha az&lt;br /&gt;Tatlıyı daha çok.Öyle fazla pasta falan ikram ettiğimiz yok. Reçel de vermedik daha.İki yaşına kadar böyle.Verdiğimiz tatlı biraz pekmez-tahin karışımı, bir de bal-dövülmüş ceviz karışımı.Bunları reddettiğini görmedim.&lt;br /&gt;Bugün yediği yemeği ertesi gün yemiyor, şaşırtıyor.&lt;br /&gt;Bir de çaylara düşkünüz.Ihlamur,rezene,yeşil çay,kara çay ne versek şekersiz içiyor.Az suda haşladığımız brokoli,karnabahar sebzelerini pek yemese de sularınına yok demiyor.&lt;br /&gt;Düzenli olacak sanki.Kendiliğinden terlikleri düzeltmeler, yere düşen yiyecek kırıntılarını almaya çalışmalar.&lt;br /&gt;Müziksiz de duramıyoruz. Evde her tarafta birşey çalıyor.&lt;br /&gt;Ama istediği birşey verilmiyorsa zaman zaman da bir öfke,bir öfke...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3111937764491612388?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3111937764491612388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3111937764491612388&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3111937764491612388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3111937764491612388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2010/01/bir-yil-daha-gecti.html' title='BİR YIL DAHA GEÇTİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/S0JMcVLfjfI/AAAAAAAAAdY/0BbJ6dSFnmg/s72-c/eren7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7958407334240706300</id><published>2009-12-26T11:05:00.004+02:00</published><updated>2009-12-26T11:16:43.046+02:00</updated><title type='text'>BASINDAN SEÇMELER</title><content type='html'>Belki siz de bir ‘deha’sınızdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dâhiliğe adım atmak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yeni ve bilmediğiniz bir bilgi sahası seçip, derinlemesine keşfe çıkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her gün meditasyon yapmaya ya da “yalnızca düşünmeye” biraz zaman ayırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gözlem yapma ve tanımlama alıştırmaları yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İmgeleme alıştırmaları yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESRA AÇIKGÖZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mozart, Shakespeare, Leonardo Da Vinci, Van Gogh, Thomas Edison, Çaykovski... Örnekleri çoğaltmak mümkün, onlar tarihe geçmiş “deha”lar. Peki deha olmak için ne gerekiyor? Bireyin yaratıcı olduğuna ne zaman karar verilir, bir şey yarattığında mı, yoksa yarattığı kabul gördüğünde mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş Yayınevi’nden çıkan, Iowa Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nde yaratıcılık ve beyin konularındaki araştırmalarını sürdüren, tanınmış nörobilimcilerden Nancy C. Andreasen’ın “Yaratıcı Beyin: Dehanın Nörobilimi” bize bunları anlama şansı veriyor. İnsan bedenindeki en ilginç ve karmaşık organ beynin, yaratıcılık yetisini nasıl ürettiğini inceliyor kitap. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın kendi de “ortalamanın” üstünde bir beyne sahip. Daha anaokulundayken IQ testinde “dahi” ilan edilmiş, Harvard mezunu, Oxford’da İngiliz Edebiyatı üzerine doktora yapmış, bu alanda da kitaplar yazmış, Ulusal Bilim Madalyası sahibi. “Yaşamımdaki zıt güçlerce oraya buraya çekiştirilerek yetişirken, bir ‘dahi’ olmanın ne anlama geldiğini hep merak ettim. Bu sıfatı hak etmediğimi de fark etmeye başlamıştım tabii. Shakespeare okuyup Mozart dinlerken ya da Michelangelo’nun eserlerine bakarken, gerçek dehanın ne olduğunu görebiliyordum” diyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Zekanın yaratıcılıkla bir şekilde ilişkisi vardı, ama aynı zamanda da farklı bir şeydi”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp dehalara ithaf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu yola çıkaran o kadar çok soru var ki: Yaratıcı kıvılcım nereden geliyor? İnsanın yaratıcılığının ateşlenmesi beyinde nasıl bir etki yapıyor da rüyalara ve içgörülü aydınlanmalara dönüşen hayallere neden olabiliyor? Beynimiz, dünyada bildiğimiz ve bilmemiz gereken tek şeymiş gibi neden güzellik ve gerçeğe bitmez bir açlık duyuyor? İnsanda doğuştan var olan bu yaratıcılık yeteneğini, kendimizde ve başkalarında artırabilir miyiz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır sürdürdüğü yaratıcılık konusundaki bilimsel çalışmalarını bir araya getirdiği kitapla, yaratıcılığın yalnızca yaşamın farklı parçalarının yeni ve beklenmedik şekilde bir araya getirilmesi olduğunu, yani zeka ve yetenekten bağımsız olarak ortaya çıkabileceğini gösteriyor Andreasen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın amacını girişteki ithaf anlatıyor: “Geçmişteki ‘kayıp dehalara’ ve bu kitabın gelecekte birçoklarının gelişimine yardımcı olması ümidiyle”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta, Mozart, Poincare ve Coleridge gibi pek çok ismin yaratıcılık, yaratıcı süreç ve özel yeteneklere sahip yaratıcı insanlar hakkında söylediklerine yer verilirken, yaratıcı beyin yaratan koşulları anlamanın ve hem çocuklar hem de yetişkinler için yaratıcılığı beslemenin yolları sunuluyor. İlk insanlardan ele alıyor konuyu Andreasen, taştan alet yapan, avcılığı geliştiren, ateşi bulan, tekerleği icat eden “dahi” atalarımızdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcılığa dair çalışmalar yapanların tezlerine de yer veriyor, yaratıcılığı ilk kez modern psikolojinin sistematik araçlarını kullanarak tanımlamaya çalışan Lewis Terman’a, 1950’de Amerikan Psikoloji Derneği başkanı J. P. Guilford’un yaratıcılık araştırmaları tarihinde dönüm noktası olan konuşmasına, “deha”ların yaratım süreçlerine dair anlatılarına, deha ve yaratıcılık üzerine çalışmalar yapan Francis Galton’un keşiflerine... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı bireyi tanımlayan kişilik özelliklerine gelince; deneyime ve macaraya açık olma, asilik, bireysellik, duyarlılık, oyunculuk, ısrarcılık, merak ve sadelik... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önerilere kulak verin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deha ile çılgınlık arasındaki bağlantıyı da es geçmiyor Andreason. “Psikolojik rahatsızlığı olan üstün yetenek ve yaratıcılığa sahip insanların uzun bir listesini çıkarmak pek de zor değil” diyor, “Müzik, sanat, dans, şiir, tiyatro, edebiyat, fizik, matematik, biyoloji, felsefe ve siyaset de dahil olmaz üzere, tüm ihtisas alanlarına yayılmışlar. Listede, John Nash, Isaac Newton, Friedrich Nietzche, Leo Tolstoy, Ernest Hemingway, Abraham Lincoln, Theodore Roosevelt, Oliver Cromwell, John Stuart Mill, Robert Schumann, Gaetano Donizetti, Ludwig von Beethoven... gibi ünlülerin yanı sıra toplumda öne çıkmış ve hayranlık duyulan birçokları daha bulunacaktır”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, yaratıcılıkta çevrenin rolünü önemsiyor, yaratıcı insanların genelde zaman içinde kendiliğinden ortaya çıkmadıklarını anlatıyor. Tarihin belli dönemlerinde, sıradışı yaratıcılığa sahip çalışma ve fikirlerin çok az olduğunu, kimi dönemlerdeyse, “insanın yaratıcı ruhunun dizginlerinden kopmuşcasına koşmaya başladığını” söylüyor. Kitapta bu dönemler arasında da gezdiriyor bizi ve tabii dönemlerin “deha”larıyla. Bütün bunların arasında doğuştan gelen yetenekler ve kalıtımsal özellikleri de göz ardı etmiyor Andreasen. Yine de “Beynin büyümesi ve gelişmesinde çok çeşitli güçlerin etkisi vardır” diyor, “Yapmamız gereken şeylerden biri bu güçleri daha derinden anlayabilmektir ki, sonuçta bu bilgiyi kendimiz için daha yararlı olacak bir şekilde kullanabilelim. Böylece yaratıcı yeteneği olanlara daha parlak fikirler üretme fırsatı yaratabilir, daha sıradan insanların da beyinlerini daha iyi geliştirmelerini sağlayabiliriz. Yani, sonunda konu dönüp dolaşıp bize geliyor”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi bu da değil, yaratıcı kişiliği ortaya çıkarmak için bazı önerilerde bulunmayı da ihmal etmiyor. Ona kulak vermek de yarar var. Kim bilir belki siz de aslında bir “dahi”siniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesinden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7958407334240706300?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7958407334240706300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7958407334240706300&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7958407334240706300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7958407334240706300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/basindan-secmeler.html' title='BASINDAN SEÇMELER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5684097589395332375</id><published>2009-12-16T22:50:00.003+02:00</published><updated>2009-12-16T22:54:37.655+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>KANTARON YAĞI VE İKSİR</title><content type='html'>Geçen hafta yerden birşey alırken dengem bozuldu, ters bir hareket oluştu ve bacağım zorlandı,dizimin arka tarafının gerildiğini hissettim. Ertesi gün ayak üstünde biraz fazla zaman geçirdiğimden o bölgede başlayan ağrılar arttı, giderek dayanılmaz oldu. Ayak üstünde duramaz oldum, oturunca kalkamıyordum, kalkınca da ayağımı sürüyerek hareket ettirebiliyordum. Gece bir ara hazırlanıp acile gitmeye karar verdim, kapıdan geri döndüm bu gece dinlenince bakalım nasıl olacak diye.Ağrının artmasıyla birlikte hemen bolca kantaron yağıyla ovarak  üstüne biraz pamuğa döktüğüm isveç iksirini koydum. Sabaha kadar tekrar, tekrar bunu tazeledim. Sabah ağrım hafiflemişti ama ayağımın üstüne basınca ağrılar yeniden başlıyordu. Gün boyunca da yine kantaron yağı ile masaj yapıp üstüne isveç iksiri koydum. Şiddetli ağrılar yokolmuştu ya, ayağa kalkınca yine acılarım devam ediyordu. Buna üç gün devam ettim. Bir de baktım ki artık ayağımı sürümüyorum ve topallamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde bitkilerle ilgili birçok kitap var. Bunların içinde kantaron yağının nelere iyi geldiği, nasıl kullanıldığıyla ilgili bilgiler olmasına karşın yıllarca hiç ilgilenmemişim. Bir gün elindeki yarayla ilgili konuştuğum bir arkadaş " kantaraon yağı " sürdüğünü başka birşey kullanmadığını söyledi. İyileştirici ve hücre yenileyici özelliğinden bahsetti. Onunda bitkilerle ilgili bilgisine güvendiğimden, hemen kitaplarımdan araştırdım. O günden beri İsveç iksirinin yanında kantaron yağı da  yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece bir ağrıyı daha atlatmış oldum. Ama beklemeyip doktora gitseydim belki de daha çabuk geçecekti bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Bunlar kendi deneyimlerim. Kimseye tavsiye amacım yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5684097589395332375?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5684097589395332375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5684097589395332375&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5684097589395332375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5684097589395332375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/kantaron-yagi-ve-iksir.html' title='KANTARON YAĞI VE İKSİR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4429790427733550820</id><published>2009-12-12T23:15:00.009+02:00</published><updated>2009-12-13T11:31:40.345+02:00</updated><title type='text'>KIRILAN SÜT ŞİŞESİ VE ANNENİN DAVRANIŞI</title><content type='html'>Çocuk eğitimiyle ilgili bana gönderilen bu yazıyı paylaşıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyi sorup, başarısının sırrını söylemesini isterler. Profesör,çok ilginç bir cevap verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. ‘Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?’ dedi. Bir süre oynadıktan sonra annem; ‘Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?’ diye sürdürdü konuşmasını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Elimden geldigince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır’ “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşerse izi kalır”.&lt;br /&gt;( H. Jinott )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://ruyalargercektir.wordpress.com/2009/11/12/ahu-dudu/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4429790427733550820?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4429790427733550820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4429790427733550820&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4429790427733550820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4429790427733550820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/guzel-bir-yazi.html' title='KIRILAN SÜT ŞİŞESİ VE ANNENİN DAVRANIŞI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2875927536972795843</id><published>2009-12-10T13:40:00.009+02:00</published><updated>2009-12-10T22:12:38.806+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>MEDYADAN BİLGİLER</title><content type='html'>Şimdiye kadar günde iki kez uyuyan Eren, günde bir kez uyumaya başladı. Öğle uykusuna yatıyor artık. Bugün O yatınca ben de televizyonu açtım. Kanal 1 de Anne Olunca Anladım diye bir program var, onu seyrettim.Programın son dakikalarıydı. Program konuğu olan profesör çocukları yetiştirirken  anne babaların nasıl davranması gerektiğini anlatıyordu. Çocuklara fazla "aferin" dememeli, davranışları sıfatlarla ifade etmeliydi. Masaya su getiren bir çocuğa aferin yerine 'iyi birşey yaptın' anlamında sıfatlar kullanılmalıydı.&lt;br /&gt;Bir an düşündüm. Çocuk yetiştirmek ne ince bir iş. Bakar mısınız aferin demek bile işe yaramıyor, düşünecek en uygun sözcüğü bulacaksın. Okuyup, araştıracak doğru bilgileri içselleştirip çocuğa ona göre davranacaksın.Bir de çocuğun kendi yapısına uygun olarak bunların ne kadarını, nasıl algılayacağı durumu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden çocuk yetiştirmek ince, hem de çok ince bir iş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2875927536972795843?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2875927536972795843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2875927536972795843&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2875927536972795843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2875927536972795843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/medyadan-bilgiler.html' title='MEDYADAN BİLGİLER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4059931898181758469</id><published>2009-12-09T20:58:00.017+02:00</published><updated>2009-12-10T22:15:12.312+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Montessori'/><title type='text'>MONTESSORİ EĞİTİMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SyAOfO9xXhI/AAAAAAAAAdI/_rASHdqjCdY/s1600-h/012.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SyAOfO9xXhI/AAAAAAAAAdI/_rASHdqjCdY/s400/012.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413342681855254034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SyAMzyHCNzI/AAAAAAAAAdA/PfksqChDYXM/s1600-h/IMG_3215.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SyAMzyHCNzI/AAAAAAAAAdA/PfksqChDYXM/s400/IMG_3215.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413340835863476018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu eğitimle ilgili bir kitap almıştık aylar önce.  Önsözünden bir kaç cümle:" Çocukların beyinlerinin öğrenmek için programlandığı doğru.Fakat beyin erken yaşta uyarılmazsa, çocuklar potansiyellerini gerçekleştiremezler. Demek ki, okul öncesi dönemde çocuklarımızı iyi eğitmenin sorumluluğunu, olanca ağırlığıyla omuzlarımızda taşıyoruz." Yani çocukluk dönemi. Herşeyin temelinin atıldığı dönem. Bunun farkında olan ve çocuğuna bu dönemde doğru yöntemlerle yaklaşan annelere ve onların çocuklarına ne mutlu. Keşke tüm çocuklar bu eğitimin önerdiği  ortam ve olanaklarla büyüse. Dünya ne denli farklı olurdu kimbilir.Hayal etmesi bile güzel.&lt;br /&gt;Bu dönemde  neler yapmamız gerektiğini de anlatıyor kitap. Uygun bir ev ortamı, doğru yönlendirme,günlük işlerini kendi başlarına görebilmeye teşvik edecek ortamlar oluşturmak, çocuğu dikkatle izleyip davranışlarımızı onun kişisel ihtiyaçlarına göre belirlemek gibi...&lt;br /&gt;Bizde bu eğitimle ilgili bazı uygulamalar yapıyoruz Eren' e. Oyuncakları ve kitapları için raflı dolap alındı. Oyuncaklarını oynadıktan sonra oraya yerleştirmesini istiyoruz.Genellikle yerleşik oyuncaklarını evin içine fırlatmak daha çok hoşuna gitsede arada bir getirip koyuyor.Bizim raflara yerleştirmemizi izliyor.Daha çok kitaplarını dizmeyi seviyor. Onları da raflara bir diziyor,  iki atıyor. İndirip kaldırıyor, atıp koyuyor derken orada bayağı bir zaman geçiriyor. &lt;br /&gt;Bakalım  attıklarını, dağıttıklarını ne zaman toplayacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4059931898181758469?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4059931898181758469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4059931898181758469&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4059931898181758469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4059931898181758469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/montessori-egitimi.html' title='MONTESSORİ EĞİTİMİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SyAOfO9xXhI/AAAAAAAAAdI/_rASHdqjCdY/s72-c/012.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7006343679962333438</id><published>2009-12-04T00:21:00.002+02:00</published><updated>2009-12-05T00:21:35.024+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>"PARMAKTA OYNATILAN" ANNE-BABALAR ÇAĞI</title><content type='html'>Uzmanlar diyor ki;yeni yetme nesil anne-babalar,çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davranıyor, özgüven aşılamada abartıya kaçıyor ve net bir ses tonuyla “dur” diyemiyor. Çocuğuna “hayır” diyemeyen, böyle olunca da “parmakta oynatılan” yeni nesil anne-babalar, farkında olmadan yalnızca kendini önemseyen, abartılı özgüven nedeniyle benmerkezci, insani duyarlılıkları zayıf kalacak bir nesil yaratabilirler.&lt;br /&gt;Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir, çocuklarımızı büyütürken yaptığımız “psikolojik hataları” anlattı:&lt;br /&gt;Özgüven her koşulda iyidir. Bu bilgi, 1980 ve 1990’lı yıllarda Amerika ve Avrupa’daki yeni çocuk yetiştirme açılımına psikoloji biliminin katkısı olarak ortaya sürülmüştür. Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başlad ğını göstermiştir. Çocuğa “sen çok özelsin, farklısın” mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir “benlik” duygusuna yol açabilir. Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak; yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.&lt;br /&gt;Çocuklara asla kızılmaz Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan üç yaşındaki bir çocuğa, sakince “bu yaptığın pek hoş değil” demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile “yapma!” denilerek sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir.&lt;br /&gt;Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.&lt;br /&gt;Başkalarının yanında...&lt;br /&gt;Çocuk, bu bilgiyi kullanarak başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler.&lt;br /&gt;Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde “hayır” denilebilmelidir.&lt;br /&gt;Başkalarının çocuğuna asla müdahale edilemez:&lt;br /&gt;Eskiden genç annesinin başa çıkmakta zorlandığı bir çocuğu, tatlı sert bir müdahale ile hizaya getiren&lt;br /&gt;“teyzeler” vardı. Günümüzde ise bir kafeteryada ortalığı birbirine katan bir çocuğa çoğunluk,&lt;br /&gt;“başkasının çocuğuna asla müdahale edilmez” düşüncesi ile sessiz kalabiliyor. Oysa görmezden&lt;br /&gt;gelmek, hatta çocuğa gülümsemek yerine; anne-babayı rencide etmeyecek şekilde çocuğa dönerek “anneni çok zor durumda bırakıyorsun ve bağırtınla da hepimizi rahatsız ediyorsun” denilebilir.&lt;br /&gt;Çocuğun her merakı giderilmeli:&lt;br /&gt;Çocuğun her sorusu ayrıntılarıyla cevaplanırsa, düşünceleri ve hayal gücü yetişkin cevapları ile&lt;br /&gt;“sınırsızca” karşılık bulursa; “çevrenin onun sorularına ve konuşmalarına yetişemediği ve bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayan” bir çocuk haline gelebilir. Çocuk, bazı sorularının cevabını kendi hayal gücünden tamamlayabilir. Her şeyı ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir. Her sorusunun ayrıntlarıyla yanıtlanması, düşünce hızını ve konuşma miktarını kontrolsüz hale getirebilir.&lt;br /&gt;Aile içi kararlar mutlaka çocuğa da sorulmalıdır:&lt;br /&gt;Bu bilgi de; altı yaşında ancak hafta sonunda nereye gidileceğine karar vermesi istenen, sekiz yaşında&lt;br /&gt;ancak eve alınacak mobilyayı seçen, dört yaşında ancak akşam mönüsü onun seçimine göre düzenlenen çocuklara işaret eder. Demokratikliğin çocuğu da kapsaması demek, aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine “her zaman” çocuğu da katmak, hatta onu “asıl karar verici” yapmak çocukta yük yaratır.&lt;br /&gt;Yemek yemeyen çocuk...&lt;br /&gt;Bu, sadece pediatrinin değil, kısmen psikolojinin de konusudur. Bir bebeğe abartılı şekilde yemek&lt;br /&gt;yedirilmeye çalışılması, yedi-sekiz yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması (bu, bağımlılık&lt;br /&gt;açısından riskli bir belirtidir) ne kadar sağlıksız ise; yapısal olarak “yememeye yatkın” çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir. Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler.&lt;br /&gt;Özellikle iki yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya&lt;br /&gt;da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net (ancak şiddet, aşırı&lt;br /&gt;öfke göstermeden) yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİGEN&lt;br /&gt;ATALAY&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7006343679962333438?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7006343679962333438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7006343679962333438&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7006343679962333438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7006343679962333438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/basindan-secmelerparmakta-oynatilan.html' title='&quot;PARMAKTA OYNATILAN&quot; ANNE-BABALAR ÇAĞI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7361564955710955836</id><published>2009-12-03T16:02:00.007+02:00</published><updated>2009-12-03T23:11:15.249+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlık'/><title type='text'>BUGÜN ŞAŞIRTAN GELİŞMELER OLDU</title><content type='html'>Bugün sabah uyanınca oturağına oturttum Eren' i. Hiç itiraz etmedi, oturdu. Kenarlarına vurarak oynadı ve çişini yaptı.Uzun süredir her denememizde hemen itiraz edip kalkıyor, oturmak istemiyordu. Aylar önceydi, her oturttuğumda hiç olmazsa bir parça çiş yapıyor arada bir de kaka yaptığı oluyordu. Ama giderek kronikleşen kabızlık durumu başlayınca işler değişti. Bir keresinde  oturağına acıyla ağlayarak kakasını yaptığından beri bir daha oturmaz olmuştu.Zaten son aylarda artık hiç denemiyorduk. Nasıl olsa oturmayacak, çünkü kabızlık günlerce  tüm beslenme denemelerimize karşın devam ediyordu. Arada bir normal çıksada yeniden ilk fırsatta kabızlığa dönüş başlıyordu. Kabızlık büyük olasılıkla  genetik mirastı Eren'de.&lt;br /&gt;Bugün nasıl olduysa bir oturtturayım dedim ve oturdu. Daha sonraki saatlerde de hiç itirazsız oturdu. Bekledi kaka yapayım diye ama baktım  zorlanıyor, yine acıyarak yaparsa bir daha oturmaz diye hemen kaldırdım.Gerçi bir kaç gündür iyiydi.Sade olarak yemediği avokadoyu azıcık muzla ezip yediriyoruz her gün. Mevsimine göre armut, üzüm, incir, kavun gibi meyveler veriyoruz. Yumuşatıyor.Bir gün yemesin hemen kabızlık başlıyor. &lt;br /&gt;İkinci güzel gelişme: Diğer günlere göre eliyle ittirmeden verdiğim besinleri  itiraz etmeden yedi ve en güzeli uykusu geldiğinde kucağıma çıkmak istedi, kucağıma alınca da başını yatmaya göre ayarlayıp gözlerini yumdu ve uyudu. "Aman Tanrım bu günü bize çok görme, devam etsin" dileklerim semaya ulaşmıştır. Bir aydan fazladır tümüyle bozulan uyku düzeni ve sıkıntıları  umuyoruz, bekliyoruz bitsin artık diyoruz.&lt;br /&gt;Bu arada  köpek dişi de  görünüyor iyice kabarmış olarak..&lt;br /&gt;Bana da bir çay demleyip keyfini çıkarmak görünüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7361564955710955836?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7361564955710955836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7361564955710955836&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7361564955710955836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7361564955710955836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/12/bugun-sasirtan-gelismeler-oldu.html' title='BUGÜN ŞAŞIRTAN GELİŞMELER OLDU'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2389245946254296338</id><published>2009-11-26T11:57:00.004+02:00</published><updated>2009-11-26T12:51:52.959+02:00</updated><title type='text'>YİNE YOLCULUK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sw5dw3xjGjI/AAAAAAAAAcc/EETb2-qulTk/s1600/DSC_0393.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sw5dw3xjGjI/AAAAAAAAAcc/EETb2-qulTk/s400/DSC_0393.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408363296705419826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilmediğim yerlere olduğu kadar bildiğim ve sevdiğim yerlere de sık sık yolculuk yapmayı seviyorum. Eren' e bakalıberi pek gezemesemde O'nunla birlikte aralıklarla yolculuk yaptık. Büyüdükçe O'nunla yolculuk daha zorlaşıyor.Uykusu azaldığından yolculuk boyunca uyanık ve koltuk içinde devinimleri kısıtlı olduğundan, sağa sola bakıp,biraz oyalanıp sonra başlıyor inmeye, kalkmaya falan.O yüzden O'nunla yolculuk kabusum oluyor nerdeyse. Geçen hafta yine Ankara' ya gitmemiz gerekti.Yolculuğa çıkmadan önce başladım kaygılanmaya.  Çunkü bundan önceki yaptığımız yolculukta son yüz km. yi ayakta bitirmiştik. Artık sıkıldığından duramaz olmuştu.O yüzden daha yolculuğa çıkmadan kaç gün önce tedirginliğim başladı. Ama  bu kez beni mahçup etti, sadece son yarım saati bağırıp çağırarak geçirdik. &lt;br /&gt;Eren Ankara'yı seviyor. Bol bol geziyor.Kuzeniyle oynuyor.Hava da şansımıza ılıktı.&lt;br /&gt;Birkaç gün sonra dönüş başlıyor. Acaba dönüş yolculuğunda neler yaşayacağız.Hadi Eren bize yine bir iyilik bu yolcuğu da rahat atlatalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2389245946254296338?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2389245946254296338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2389245946254296338&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2389245946254296338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2389245946254296338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/11/yine-yolculuk.html' title='YİNE YOLCULUK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sw5dw3xjGjI/AAAAAAAAAcc/EETb2-qulTk/s72-c/DSC_0393.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2075492986285482824</id><published>2009-11-11T10:29:00.006+02:00</published><updated>2009-11-12T10:00:53.766+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyuma sorunları'/><title type='text'>Başlık Bulamadım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Svst7o7bgGI/AAAAAAAAAcU/oqvqRoV4dg4/s1600-h/IMG_3181.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Svst7o7bgGI/AAAAAAAAAcU/oqvqRoV4dg4/s400/IMG_3181.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402962680583258210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eren uykuda. Evde tek tıkırtı olmaması için parmaklarımın ucuna basarak dolaşıyorum. Her an ve en ufak bir tıkırtıda hemen uyanabilir. Bu hafta gece ve gündüz uykusundan sonu gelmeyen bir ağlamayla uyanıyor.Ne yapsak susturamıyoruz. Gözü hiçbir şeyi görmüyor feryatlarından. Susturmak, yeniden uyutmak dakikaları aşıp saatlere ulaşıyor. Bir huzursuzluk var süregiden anlayamıyoruz. Yemesi desen hergün değişiyor. Bugün severek yediğini ertesi gün tükürüyor. Yani Eren şu yemeği seviyor demek olası değil. Onu yemezse belki bunu yer diye seçenekleri çoğaltmaya çalışıyoruz. Yine de birini yemezse diğerini yiyor, yani iştahı var. Ateşi de yok. Ama eline ne geçerse ısırmaya çalışıyor. Yakınında ne varsa, benim elim kolum da dahil. Yine diş sıkıntıları mı diye varsayımlar üretiyoruz.Ne sıkıntısı varsa söyleyebileceği günleri bekleyerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2075492986285482824?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2075492986285482824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2075492986285482824&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2075492986285482824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2075492986285482824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/11/eren-uykuda.html' title='Başlık Bulamadım'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Svst7o7bgGI/AAAAAAAAAcU/oqvqRoV4dg4/s72-c/IMG_3181.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4238821616068926509</id><published>2009-10-31T18:08:00.005+02:00</published><updated>2010-07-22T22:09:42.031+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>Bırakın Sorununu Çözmeye Çalışsın</title><content type='html'>FİGEN ATALAY&lt;br /&gt;Çocuklar kendi sorunlarını çözmeyi nasıl öğrenirler? Kendi sorunlarını çözebilen çocuklar yetiştirmek için, neler yapmalı ya da yapmamalıyız? Anne-babaların yanlış tutumları nedeniyle çocukta oluşan düşünce neyazık ki “sorunları anne-babalar çözer” oluyor.&lt;br /&gt;Çocuklarımıza gün boyunca “haydi geç kalacaksın”, “okul çantanı unutma”, “hırkanı kaybetme”, “kalem kutunu çantana koydun mu?”, “bahçede çok koşma terlersin”, “merdivenleri dikkatli çık” der dururuz. Aslında bu uyarıların pek işe yaramadığını da biliriz. Ödev defterini evde unuttuğunu farkettiğimiz çocuğumuza bunu hatırlatmasak, belki okulda yaşayacağı sıkıntılardan sonra bir daha çantasını hiç unutmayacak, hep kontrol edecek. Ama onun üzülmesini, öğretmeninden azar işitmesini istemediğimiz için yanlış olduğunu bilsek de yapmayız bunu.&lt;br /&gt;İzmir Ekin Koleji Psikolojik Danışmanı, Eğitimci Rezan Turhan, kendi sorunlarını çözebilen çocuklar yetiştirilmesi için velilere önemli görevler düştüğünü söylüyor. Turan’a göre, sorun çözebilme bir beceridir, öğrenilebilir ve çocuklara kazandırılabilir.&lt;br /&gt;Edilgen hale gelmesin&lt;br /&gt;Çocuğun günlük yaşamında anne babaları tarafından sıkça uyarılmasının, çoğunlukla hedeflenen sonuçları getirmediğine dikkati çeken Turhan, bu konuda velilere şu uyarılarda bulunuyor:&lt;br /&gt;“Burada niyetiniz çocuğu yaşayabileceği zorluklardan uzak tutmak veya ona yardım etmek olabilir. Özellikle küçük yaşta çocukları olan anne-babalar, öğretmek amacıyla da çocuğuna ne yapması gerektiğini hatırlatmak isteyebilir. Oysa sıklıkla yapılan bu hatırlatmalar yaşananları, sorunları bir kişiden alıp diğerine taşımaktadır. Çocuk neyi ve nasıl yapması gerektiği konusunda yanlış şeyler öğrenebilmekte, konu ile ilgili çabasız, ilgisiz, deneyimsiz kalmaktadır. En sonunda çocukta oluşan düşünce ise; ‘Sorunlar anne-babalar tarafından çözülür’ olabilmektedir. Böylesi bir anlayış, çocuğu edilgen hale getirebilir ve çözümü hep büyüklerinden ve başkalarından bekleme yanlışına düşürebilir. Sorun çözebilme bir beceridir, öğrenilebilir ve çocuklara kazandırılabilir. Özellikle küçük yaşlardan başlayarak ve onun karar verme alanında olan konularda bu çalışmalar yapılabilir. Çocuk, sınırları tanımlanmış ortamlarda, beslenme, uyku, arkadaşlık, öğrenme, ders çalışma gibi bireysel konularda; seçme, erteleme, karar verme, değerlendirme gibi sorun çözme becerileri kazanabilir.”&lt;br /&gt;Çözüm yolları düşünsün&lt;br /&gt;Rezan Turhan, sorun çözme becerisinin alt yapısını oluşturacağını ve çocuklara kazandırılması gerektiğini düşündüğü becerilerle çalışmaların içeriğini şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;• Kendisinin ve diğerlerinin duygularını anlama,&lt;br /&gt;• Diğer kişinin bakış açısını dikkate alma,&lt;br /&gt;• Birden fazla çözüm yolu düşünme,&lt;br /&gt;• Her çözüm yolunun olası sonuçlarını dikkate alma,&lt;br /&gt;• Hangi çözüm yolunun seçileceğine karar verme,&lt;br /&gt;• Kararlı ve sabırlı tutum geliştirme,&lt;br /&gt;• Sorumluluk geliştirme,&lt;br /&gt;• Sorun çözebilmek için gereken sözcük dağarcığını öğrenme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi, 31.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4238821616068926509?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4238821616068926509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4238821616068926509&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4238821616068926509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4238821616068926509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/10/brakn-sorununu-cozmeye-calssn.html' title='Bırakın Sorununu Çözmeye Çalışsın'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4605990454642659256</id><published>2009-10-27T00:01:00.007+02:00</published><updated>2009-10-28T22:51:42.789+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grip'/><title type='text'>GRİP VE ARDIÇ YAĞI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geçen hafta ailecek grip olduk. Nerden geldiği belli olmayan bir grip. Bir anda boğaz ağrısı, baş ağrısı derken burun akıntısı da tüm şiddetiyle kendini gösterdi. Eren de aynı. Hapşırıyor, burnu akıyor, ateşi yükseliyor. O' na ateş düşürücü ilaçlarını verdik, burnuna damla damlattık. Kendimiz için ise her zaman elimizin altında bulunan isveç iksiri, kantaron yağı , ardıç yağı, zencefil, havlucan, ıhlamur, tarçın ve karanfilden oluşan karışık bitki çayına başvurduk. Bir de tuzlu su. Burun akıntısı yeni başladığında ele biraz tuzlu su koyup burna çekilerek burun içi hiç olmazsa yarım saatte bir yıkanırsa nezleyi ilerlemeden durduruyor. Aynı şeyi biraz sulandırarak hazırladığımız isveç şurubuyla da yaptık. Yetmedi birazcık kaynayan suya bir kaç damla ardıç yağı damlatıp buharını kokladık. Burundan nefes alınmayacak kadar olan tıkanıklığı bile hemen açıyor. Adaçayı kaynatıp boğazımız için sık sık gargara yaptık. Yine biraz sulandırarak hazırladığımız isveç şurubuyla da gargara yaptık. Boğaz ağrısının ilerlemesine izin vermedik sanki. Ardıç yağı bir kesme şeker üzerine birkaç damla damlatılarak ağızda emilirse boğaza o da iyi geliyor. Bir ara bu yağdan azıcık burnuma süreyim, daha çabuk iyileştirir gibi bir düşünceye kapıldıysam da bu bana bir müddet çığlıklar atarak dövünmeme mal oldu. Hemen kantaron yağıyla bolca yağladım da o dayanılmaz acıyı aldı. Ey mucizeleri bitmez doğa!. Birinin yaktığını öbürü söndürüyor. Böylece ardıç yağının direk olarak kullanılmayacağını deneyimleyerek öğrendim. Kantaron yağına gitti aklım herhalde. Onu her ağrıyan, acıyan yere bolca boca ettiğimizden olacak. Her kuşun eti yenmez misali.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Boğaz ve burnu böyle hallettik, sabah akşam bir tatlı kaşığı iksiri sulandırıp içtik. Yine sabah akşam zencefil, tarçın, havlucan ve karanfili kaynatıp üstüne biraz ıhlamur atıp demleyip içtik. Ateş ve kırgınlık içinse birer Parol yuttuk. İşte o kadar. Aynı gün geceyi bile rahat geçirdik, ertesi güne çok da fazla bir şikayetimiz kalmamıştı. Ama biz yine iksire ve çayımıza devam ettik. Zaten bu zencefilli çay normal zamanlarda da içilecek, bünyeyi kuvvetlendiren bir çaydır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir gribi daha ilerlemeden böylece nerden geldiğini bilmediğimiz yere yolcu ettik.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4605990454642659256?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4605990454642659256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4605990454642659256&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4605990454642659256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4605990454642659256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/10/grip-ve-ardic-yagi.html' title='GRİP VE ARDIÇ YAĞI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-172772649236396198</id><published>2009-10-15T21:29:00.007+03:00</published><updated>2009-10-15T23:51:57.187+03:00</updated><title type='text'>ÖZEL ANLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SteIGT4dyrI/AAAAAAAAAcE/vozVf4FNpac/s1600-h/022.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392928720797158066" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SteIGT4dyrI/AAAAAAAAAcE/vozVf4FNpac/s400/022.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;16. ayımız bitmek üzere. Her gün yeni gelişmelerle karşılaşıyoruz, bu bizi mutlu ediyor. Bugün ilk kez yiyeceğini eliyle alıp ağzına götürdü. Yemek yerken hadi bir deneyelim dedik. Biraz ekmek parçasını elimize koyup " hadi al ye, ham yap " gibi teşvik edici sözlerle alıp yemesini bekledik. İlk önce ekmekle küçük parmaklarıyla üstüne basa basa oynadı, sonra ağzını ekmeğe uzatıp yemek istedi. Annesi ekmeği parmaklarıyla tutup ağzına götürmesini sağladı. İki kez böyle alıştırmadan sonra kendisi alıp yemeye başladı. Bir alıyor ağzına götürüyor, bir alıyor düşürüyor. Küçücük parmaklarıyla almaya çalışıp ağzına itiştirmesi bizler için hem sevindirici, hem çok keyifliydi. Ağzına götürdükçe O da keyiflenip gülmelerimize katılmaya başladı. Bunu daha önce denemelimiydik, önüne konulan yiyecekleri kendi kendine yemesi için bu zaman erken mi, geç mi hiç önemli değildi. Aslolan şimdiydi, bu andı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte çocuğa verilen yoğun emeklerin karşılığı paha biçilmez böyle anlar olmalıydı . Sevincin hep birlikte duyumsandığı özel anlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-172772649236396198?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/172772649236396198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=172772649236396198&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/172772649236396198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/172772649236396198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/10/ozel-anlar.html' title='ÖZEL ANLAR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SteIGT4dyrI/AAAAAAAAAcE/vozVf4FNpac/s72-c/022.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3440557871051319155</id><published>2009-10-07T14:47:00.009+03:00</published><updated>2009-10-28T23:46:59.558+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><title type='text'>Bebek Bakımıyla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar</title><content type='html'>&lt;p&gt;FİGEN ATALAY'ın yazısı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.İbrahim Çelik, bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak annelere bir mini rehber oluşturdu.&lt;/p&gt;1-Emziren anne üşütünce kendi karnı ağrır,bebeğe birşey olmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak kasılma ve hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir.Ancak bu fiziksel durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazlı içecekler sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak olanaksızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler yendiğinde annenin bağırsaklarında bulunan bakteriler, bu yiyecekleri fermente ettiğinde açığa çıkan gazlar annede gaz olarak hissedilebilir. Ancak bu gaz baloncuklarının da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir. Annenin yediği yiyeceklerin içinde bulunan bazı alerjik protein ve kimyasalların süt yoluyla bebeğe geçip bebekte alerjik reaksiyon ve karın ağrısı oluşturma potansiyeli vardır. Ama bu sadece duyarlı bebeklerde ve nadiren oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Bebek yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Anne strese girince sütüde etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel olarak süt salgısını artırdığı düşünülen sayısız gıda, içecek ve bitki çayları tanımlanmıştır. Ancak bilimsel olarak kanıtlanmış ve her annede aynı derecede etki gösteren özel bir gıda ya da içecek ne yazık ki bulunmamaktadır. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan isteği ve inancı, normal doğum yapıp en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı, yorgunluk ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla bebeğini emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi. &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;5-Tırnaklarını kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir. Bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur. Bazen bebek doğduğunda bile kesilebilecek kadar uzun olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Hava sıkışınca hıçkırık olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin hıçkırmasının temel nedeni midede sıkışıp kalan hava cebinin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi geğirilip çıkıncaya kadar hıçkırık devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Ağlayan bebeği sık sık kucaklayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan bebeğin, dünyada yapayalnız, savunmasız ve çaresiz olarak, kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı. Bebeklerinizi her ağladıklarında kucaklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Yer yemez kaka yapmasından korkmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsakların da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir. Kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Şekerli suya alışınca memeyi reddeder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin çok büyük bir rolü olduğu kesin. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve daha uzun sürmektedir. Formula mama çağından önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi kulağa mantıklı gelebilir, ancak günümüzde anne sütüne yakın formül mamalar varken şekerli suyla bebeğin beslenmesi gereksiz hatta zararlı bir davranış olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-İlk 3 ay bebeğe yalancı meme vermeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne babaların en büyük isteği bebeklerinin bir an önce yalancı emziğe alıştırıp bebeğin ağlama krizlerinden kurtulmaktır. Gerçekten de bebeğin yalancı emzikle avutulması kısa süre de olsa aileye nefes alma fırsatı verir. Ancak bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil damak dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından çok farklıdır. Bu nedenle ilk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı görünmezler. Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu sefer de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması, formül ve biberon beslenmeye geçiş anlamına gelir. Bu nedenle mümkünse ilk 3 ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-Bebek annesinin memesini bulunca rahatlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekleri hayata bağlayan güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder, rahatlar. Çünkü henüz görme yeteneği tam gelişmemiş bebeğin çevresinde olan biteni anlama algılama kapasitesi sınırlıdır. Tek bildiği sıcak anne kucağı ve anne memesidir. Ona kavuşunca doğru yerde olduğunu hisseder, rahatlar. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranmak durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3440557871051319155?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3440557871051319155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3440557871051319155&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3440557871051319155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3440557871051319155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/10/basindan-secmeler.html' title='Bebek Bakımıyla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6709664463546397443</id><published>2009-10-01T20:44:00.013+03:00</published><updated>2009-10-01T21:57:02.862+03:00</updated><title type='text'>EREN KOŞTURUYOR</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Küçük bir adam evde koşturuyor. Hep arkasında, yakın takipdeyim; daha tam olarak yürümesi pekişmedi.  Ara ara sendeleyip düşebiliyor, kafasını bir yerlere vurabilir. Zaten elimizin altında bile bir anda kafasını çarpması olmadık birşey değil, bunu sıkça yaşıyoruz. Yakın takipteyim o yüzden peşindeyim.  Yukardan bakıyorum aşağıya doğru,küçük bir insan, küçük adımlarla koştururcasına evi turluyor. Hep acelesi var gibi, gözü hep ellememesi gereken sakıncalı şeylerde. Uzanabildiği yerler bir yana uzanamadığı yerlere bile tırmanıp ellemek, oynamak istiyor. Bu yüzden sürekli hareket halindeyiz,  daha doğrusu birlikte koşturuyoruz denilebilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu koşturmacaya kısa bir ara vermemiz gerekti, ani bir yolculuğa çıkmak zorunda kaldık        Eren' le. Tüm gün evi turlayan çocuk 6-7 saat bir koltuğun üstünde ne yapar? Yolculuk başlar başlamaz koltuğunu yatırıp uykuya dalacak hali yok. Zaten genelde uykuya düşkünlüğü olmayan bir çocuk. Ama yine de uyku saati geldiğinde uyur ümidindeyim. Saatler ilerliyor,  yan koltukdakilere bakıyorum  uyumuş, arkadakiler uyumuş, gençler uyumuş, yaşlılar uyumuş, ama Eren'in uyku saati geçeli çok oldu, O hala keşifte. Oturuyor, kalkıyor, uzanıyor yola bakıyor, çevremizdeki yolculara bakıyor, kimine kendi dilinde sanki konuşmak ister gibi laf atıyor, ama uyku yok... Bir çocuk neden uyumaz, ya da zor uyur da büyükler neden bu kadar kolay uyur?Sonunda uyudu demeye dilim varmıyor, bayıldı demek daha uygun düşer. Kucağımda bir eli tişörtümün yakasını kavramış, ki bunu hep yapıyor Annesi uyuturken de ben uyuturken de  uyuma moduna girince eli yakamızda. Kucağımda,  koşturmacasına ara vermiş ve tüm çocuklar gibi masum  melek haliyle uyurken düşünüyorum:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha bir buçuk yaşına bile gelmemiş bir çocuk şimdiye kadar ne algıladı acaba çevresiyle ilgili. Annesi, babası, çevresindeki diğer yakınları ve gördüğü diğer insanlarla ilgili neler algıladı,   bunlar O'nda ne gibi izler bıraktı. Bu izlenimler yaşantısını nasıl etkileyecek, etkileyecek mi yoksa doğuştan getirdiği bilgiler baskın mı çıkacak? Ve ilgilendiği diğer şeyler: yollardaki kırmızı ışıklar, sadece yollardaki değil nerede olursa olsun gördüğü kırmızı bir ışık onda çığlıklar attırıyor: ah ah , ah ah&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Arabalar, otobüsler hele hareket halinde iseler gözden kayboluncaya kadar izliyor. Kediler, köpekler, kuşlar görünce çığlıklar attığı bu canlılar O'nda böyle bir heyecan yaratırken ne gibi izler kalacak gelecek yıllarına...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne denilebilir ki?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne çok şey var yaşamımızı etkileyen.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6709664463546397443?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6709664463546397443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6709664463546397443&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6709664463546397443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6709664463546397443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/10/eren-kosturuyor.html' title='EREN KOŞTURUYOR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4843676702771949351</id><published>2009-09-26T10:10:00.003+03:00</published><updated>2009-10-28T22:27:55.689+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukla yolculuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>ÇOCUKLA YOLCULUK VE SÜT</title><content type='html'>Bayramda Ankara' ya giderken yolculuğumuz geceye denk düştü. Eren için yanımıza birkaç kavanoz yiyecek hazırladık. Birkaç paket de küçük boy sütlerden aldık. Bu sütler kullanım kolaylığı açısından iyi, ama hazır sütlerle ilgili yapılan olumsuz açıklamalar da kafa karıştırıyor.. Neyse yolculuk, hele de gece yolculuğu bir çocuk için tüm düzeninin bozulması anlamına geliyor, bu yolculukda da bu anlaşıldı. Biberonu bıraktırdık, belli saatlerden sonra yiyecek birşey vermeyelim onunda bizimde uykumuz bölünmesin derken, tüm kazanımlarımız bir gecede bozuldu.. Bu yolculukda mecburen bozduğumuz düzenimizle Eren'e yakayı yeniden kaptırdık. Otobüsün hareket saati 00.30 du. Haliyle konuşmalar, çevredeki ışıklar, arabalar ilgisini çektikçe uykusu kaçtı, acıktı. Bizde sabaha kadar uyuyup uyanan Eren' e birşeyler yedirip içirdik. O da buna yeniden ve hemen alıştı, diğer geceler de uyanıp uyanıp içecek birşeyler istemeye başladı. Şimdilerde yeniden düzeni kurmaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paket sütleri ve hazır mamayı zaman zaman zorunlu olarak kullandık. Sürekli kullanmamaya dikkat ettik.Yaptığımız kısa ve uzun yolculuklarda çok işimize yaradı. Çocuğun kalsiyum ihtiyacını peynir, kefir, yoğurtla gidermeye çalıştık. Çünkü hazır sütler hakkında kafamız karışıktı. İşte paket sütlerle ilgili bir bilgi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markettesiniz.Süt içip kemikleri geliştirmek gibi bir inancın peşinde,dolaşıyorsunuz raflarda.O, beyaz sıvının içinde protein, vitamin, bir sürü bakteri, mineral filan olduğunu düşünüyorsunuz.Nasıl söylemeli, bilmem ki?Aramızda kalsın ama, onun içinde artık bir şey yok!İyisi mi bunu size, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ahmet Aydın söylesin "Süt sağlıklı bir içecekken, raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline getiriliyor. Bu işlemlerle sütün içindeki tüm bakterileri öldürülüyor. Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor, sindirim enzimlerini tahrip ediyor, tahripolan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır...".Hadi bunları geçtik bir kalem. Siz o sütü veren ineğin başına gelenlerden haberdar mısınız?İnek inek olmaktan çıkalı çok oldu.Önüne konan her şeyi yiyen. Bol hormon ve antibiyotikle ayakta durabilen, deri kaplı et parçaları onlar.Günde 100 kilo süt(!) veren inek yaptılar.Ne demek biliyor musunuz bu?Market arabasını sürmeye devam.Üzümleri gördünüz mü?Sanki bağdan yeni gelmişler. Dip diri, ip iriler.Nereden geliyor bunlar?Şili'den.Şili mi?Evet!Kaç gündür buradalar?3-5 gün oldu.Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları.Uzun yolculuklar sonunda bize geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor.. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de 3-5 gün daha, bana mısın demiyor.İyi ama, nasıl?Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:· Dane büyüklüğünü artırır,· Dane ağrılığını artırır,· Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir,· Tam olgunlaşmada bile daneye parlak sarı yeşil rengini verir,· Güçlü üzüm çöpüne rağmen dane sıkıca sapa bağlı kalır. Bu yüzden yükleme taşıma esnasında danelenme nedeniyle olabilecek kayıplar azalır,· Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar,· Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir,· Yüksek kalite ve standart sağlar,· Raf ömrü uzarDaha durun!Petunya ve karnabahar geni konmuş mısırlardan yapılma cipsleri de yiyeceksiniz.Geceleri de bahçenizi denizanası geniyle donatılmış buğdaylarla aydınlatacaksı nız.Diyebilirsiniz ki, "hep olumsuz tarafından bakma, bu gelişmeler olmasa açlığın önüne geçilemez". İyi ama açlığın nedeni gıda üretimindeki yetersizlik değil ki!Tam tersine, bu gün dünyada gıda üretiminde fazlalık var. Öyle ki, tüm üretilen besinleri toplayıp, dünyadaki insan sayısına bölseniz, kişi başına günlük 2 kilo gıda düşüyor.Bu hepimizi besler de, yus yuvarlak bile yapar.Sorun gıda üretiminin yetersizliği değil, aç olanların gıda alacak paralarının olmaması.Ama, daha da vahimi, biz de o süt, domates, üzüm gibi oluyoruz "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakalım şimdi ne yapacağız bunları okuyunca?&lt;br /&gt;Açık satılan sütlerle ilgili de birçok sorun var.&lt;br /&gt;İlk elden bulduğumuz süt için kendimizi şanslı mı saymalıyız. Böyle bir olanak olmasaydı ne yapacaktık.&lt;br /&gt;Bilemiyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4843676702771949351?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4843676702771949351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4843676702771949351&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4843676702771949351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4843676702771949351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/09/cocukla-yolculuk.html' title='ÇOCUKLA YOLCULUK VE SÜT'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2347272597591801608</id><published>2009-09-17T21:26:00.009+03:00</published><updated>2009-10-28T22:26:53.013+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>BİBERONU DA BIRAKTIK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ani bir kararla Eren' e biberonu bıraktırma kararı alındı. Eren' e soran yok. Başlarken de sorulmamıştı. Zaten hep birileri bizler için, herkes için sürekli kararlar almıyor mu? Bu da öyle işte. Biberon bu güne dek işimize yararken, artık sorun olmaya başladı: Memeden kestikten sonra, biberon meme gibi kullanılmak istendi Eren tarafından. Gece kesintisiz bir uyku uyuyayım diye Annesi memeden kesti. Ama memeye kalkar gibi biberon istemeye başladı Eren. İçine ne koyacağımızı bilemez olduk. Çünkü nerdeyse sabaha kadar 4 - 5 kez biberondan birşeyler içmek istiyordu. Süt koysak o kadarı fazla, bazen mama yaptık, bazen kefir ya da ayran koyduk. Zaten gece sabaha kadar uyuyup- uyanıp sürekli birşeyler içmesi de önerilmiyor, düşününce de doğru gelmiyor zaten. Akşam karnını iyice doyurup, suyunu içirip yatıralım, sabaha kadar birşey vermeyelim buna alıştıralım diye düşünüldü ve uygulandı. Birkaç gece sabahlama ve Eren' in feryatlarının gecenin sessizliğinde yankılanması göze alınarak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ve o feryatlar ilk gece oldukça uzun bir süre yankılandı sessiz odalardan, ıssız karanlıklara doğru.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci gece biraz şiddeti azaldı, üçüncü gece biraz daha. İşte biberon da unutuldu.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık kesintisiz, deliksiz bir uyku uyur hane halkı sabaha kadar denildiyse de bu istek şimdilik uzak bir hayal olarak kaldı. Bazen susadı uyandı, bazen emziğini düşürmüş istemek için uyandı, bazen akşamdan az yeyip acıktığı için uyandı ve aralıklarla uyanmaya devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eren deliksiz bir uyku uyumadan kimsenin de uyuyamıyacağı bilindiğinden bundan sonra nasıl bir yol izleneceğinin hesapları yapılmaya devam edildi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2347272597591801608?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2347272597591801608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2347272597591801608&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2347272597591801608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2347272597591801608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/09/biberonu-da-biraktik.html' title='BİBERONU DA BIRAKTIK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1062520534697640524</id><published>2009-09-09T19:59:00.004+03:00</published><updated>2009-09-09T20:20:09.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuvalet eğitimi'/><title type='text'>TUVALET EĞİTİMİ</title><content type='html'>Posta kutuma gelen bu iletiyi paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekler, "Tuvalet İleşimi" Adlı Yöntemle Bezden Kurtuluyor&lt;br /&gt;"Çişşşşşşşşşşşşş,hadi Bebişim Çişşşşş…"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı iki anne tarafından başlatılan ve dünyada hızla yayılan Bezsiz Bebek hareketi, en kısa sürede bebeği bezden kurtarmayı hedefliyor. Bezsiz Bebek uygulayıcıları, kurdukları DiaperBabyFree organizasyonuyla 2004 yılından beri deneyimlerini 75 ülkeye yayılmış takipçileriyle paylaşıyor. Tuvalet İletişimi (Tİ) yöntemi Türkiye'de de genç anneler tarafından uygulanıyor. Christine Gross-Loh tarafından yazılan ve Nesil Yayınları tarafından basılan &lt;a href="http://www.nesilyayinlari.com/urun_detay.php?uid=1440" rel="nofollow" target="_blank"&gt;"Tuvalet Eğitimine Doğal Alternatif Bezsiz Bebek" &lt;/a&gt;adlı kitap yöntemin tüm ayrıntılarını anlatıyor. Kitapta okuduklarınız son derece tanıdık gelirse şaşırmayın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Aktüel'in son sayısında çıkan ve Necla Bayraktar tarafından kaleme alınan yazının devamını şu adresten okuyabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yeniaktuel.com.tr/top103,198@2100.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.yeniaktuel.com.tr/top103,198@2100.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1062520534697640524?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1062520534697640524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1062520534697640524&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1062520534697640524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1062520534697640524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/09/tuvalet-egitimi.html' title='TUVALET EĞİTİMİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3856009615114911970</id><published>2009-09-08T11:13:00.012+03:00</published><updated>2009-09-08T16:34:53.724+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><title type='text'>EREN  DENİZLE TANIŞTI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SqZaXipghbI/AAAAAAAAAb8/gT14nZkhWMI/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379086165425030578" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SqZaXipghbI/AAAAAAAAAb8/gT14nZkhWMI/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SqZaGFL9xvI/AAAAAAAAAb0/ZDZ5uMSSIUM/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC009.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379085865458714354" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SqZaGFL9xvI/AAAAAAAAAb0/ZDZ5uMSSIUM/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC009.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Eylülün ilk haftasında, o hava sıcaklığının biraz arttığı hafta  tatildeydik. Deniz mevsiminin neredeyse son günlerini yakaladık. Banyo yaparken başını yıkayana dek kikir kikir gülen çocuk, herhalde denizi de sevecektir diye düşünürken ilk anda uçsuz bucaksız denecek kadar uzun ve ferah kumsalı görünce birazcık ürktü sanki. Sonra alıştı, hoşuna gitti; ayaklarını çırptı, elleriyle suyla oynadı. Sanırım deniz sevgisi içine girdi; diğer günler kumsaldan denize doğru sanki koşar adım gidiyordu, halen yürümesini iyice pekiştirmemiş olmasına rağmen. Kumlarla oynadı, sahilde yürüttük, bol bol güneşlendi uygun saatlerde ve biz daha sahilden ayrılmadan, kucağımızda uyuyakaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pazar günü eve dönerken herkesin üzerinde tatlı bir yorgunluk vardı. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3856009615114911970?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3856009615114911970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3856009615114911970&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3856009615114911970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3856009615114911970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/09/eren-denizle-tanisti.html' title='EREN  DENİZLE TANIŞTI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SqZaXipghbI/AAAAAAAAAb8/gT14nZkhWMI/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5010651508336320557</id><published>2009-08-28T11:21:00.012+03:00</published><updated>2009-10-29T00:02:56.590+02:00</updated><title type='text'>Sorumsuz, Öfkeli Çocuklar Yetiştirmeyin</title><content type='html'>Yeni nesil çocuklar ve ana-babaları bazen çok sevimsiz oluyorlar. Okulda, doğum günü partilerinde, sinemada, sokakta, oyun parkında, otobüste, lokantada, alışveriş merkezinde, markette...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerde görebilirsiniz onları. Bağıran, tepinen, yaşıtlarının ya da daha küçüklerin oyuncaklarını ellerinden alan, vuran, küfreden çocuklar ve onları hiçbirşey yapmadan, müdahele etmeden , hatta gülümseyerek izleyen anneler...Bir kere bu çocukların çok "hassas"bir özgüvenleri var nedense! Anneleri, "aman çocuğumun özgüveni zedelenmesin"diye çocuk ne yaparsa yapsın sesini çıkarmıyor. Sınır konulmayan, ne kadar olumsuz davranırsa davransın ceza verilmeyen, hatasının bedelini yaşamayan, sorumluluk almayan, saygısızlığı, bencilliği desteklenen çocuklarla ilgili gözlemlerimi, yetişkin ve çocuk psikiyatristi Prof.Dr.Bengi Semerci' ye aktardığımda, bu durumu yıllardır yazdığını ve konuşmalarında ele aldığını, bunu düzeltmenin yolunun da kurallı, düzgün, yaşına uygun bilgilendirilen ve kontrol edilen çocuk yetiştirmekten geçtiğini söyledi.Prof. Semerci, yeni nesil anne-baba tutumlarını şöyle anlattı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ah, ben ona hiç hayır diyemiyorum.O kadar çok seviyorum ki üzülmesine dayanamıyorum" bir çok anne baba bu cümleyi sıkça tekrarlıyor. Ona hayır dememenin sevgisini göstermek olmadığını bilmeden , hatta bazen zarar verici olduğunu düşünmeden. Nelere hayır diyemediklerine baktığımızda çocuğun neredeyse tüm yaşamını görebilirsiniz. Uyku saatinden, yemek yeme düzenine, ders çalışmasına, televizyon seyretmekten, kendine zarar verecek şeyleri denemesine değin gider. Sonuç olarak, anne babalar artık hiçbir zaman hayır diyemiyorlar. Onlara ya, çocuklarının gözlerinin önünde zararlı alışkanlıklara kapılmasını, okuldan kopmasını, gitmelerini istemedikleri yerlere gitmelerini çaresizlik içinde seyretmek kalıyor, ya da günün birinde kendilerini, çok sıkıştıkları bir anda hayır dediklerini gören, o zamana kadar hayırın anlamını öğrenmediği için şaşkın ve isyankar çocuklarına nedenleri anlatmaya çalışırken buluyorlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL HAYIR DENİR?&lt;br /&gt;Prof. Semerci " Çocuklarımız doğdukları andan itibaren bize güvenmek isterler" diyor.Yani, eğer biz, onlar adına verdiğimiz kararlarda, isteklerde tereddütlüysek, telaşlıysak, kaygılıysak onlar da öyle olacaktır. Onlara her zaman net ve kararlı konuşmalıyız. Örneğin, " yatman gerekli", " bu programı seyretmemelisin" gibi isteklerimizi " iyi olur, ama ben aksine ikna olabilirim" ifadesi ve ses tonuyla değil, "gerekli ve yapmalısın" şeklinde söylediğimizde çocuk rahatlayacak ve yapacaktır. Aksi durumda aramızda gereksiz çatışmalar çıkacak, her iki taraf da üzülecektir. Prof. Bengi Semerci, herşeye evet demek kadar, herşeye hayır demenin de yanlışlığına değiniyor. Gerçekten yapılmaması gerekenlere hayır demek çocuğa güven verir. Çocuklar her zaman sınırı zorlar. Ona sınır koymak, bu sınır gerçekçiyse ve doğruysa çocuğu da rahatlatacaktır. Hayır dememiz gereken konularda, başkalarından yardım almak, yani, " deden kızar", "öğretmen kızar", "doktora söylerim" demek sizi "iyi" anne-baba olarak göstermez.&lt;br /&gt;Aksine yetersiz ve ne yapacağını bilmeyen erişkin olursunuz.Çocuk bu durumda yapmaması gerektiğini anlamayacak, sizin yanınızda ama kızabilecek kişilerin uzağında bu davranışların doğru olduğunu düşünecektir. Oysa çocuğunuz için doğru ve yanlışı öğreten otorite anne ve baba olarak siz olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımıza doğruyu yanlışı, oluru olmazı öğretmek zorundayız, hem de anne baba olarak birlikte tek ses olarak. Onların sınırlara, nerede duracaklarını öğrenmeye, durmadıklarında karşılaşacakları bedelin ne olacağını bilmeye hakları var. Bunları öğrenecekleri yer de aileleri olmalı. Aileleri olmazsa başka birileri öğretebilir ki bu hem zarar hem de acı verici olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUK YETİŞTİRMENİN REÇETESİ&lt;br /&gt;Çocuklarımıza örnek olmalıyız.&lt;br /&gt;Davranışlarımızda kararlı ve tutarlı olmalıyız.Onlara yaşlarına uygun davranmalı, becerilerinden fazlasını ya da azını istememeliyiz.&lt;br /&gt;Onları korumalı ve sevmeli, ancak aşırı koruyucu, kendi yaşantımızdan vazgeçip onlar adına herşeyi yapan sonra da kendi kendilerine yetmiyorlar diye kızan anne babalar olmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİGEN ATALAY ( Cumhuriyet Gazetesi )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5010651508336320557?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5010651508336320557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5010651508336320557&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5010651508336320557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5010651508336320557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/08/basindan-secmeler.html' title='Sorumsuz, Öfkeli Çocuklar Yetiştirmeyin'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1305973736797036978</id><published>2009-08-22T09:30:00.010+03:00</published><updated>2009-09-09T10:37:51.767+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyuma sorunları'/><title type='text'>' YORGUNUM HANCI '</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/So_ePCaxoAI/AAAAAAAAAbk/41of4s43sMM/s1600-h/002.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372757230404870146" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/So_ePCaxoAI/AAAAAAAAAbk/41of4s43sMM/s400/002.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün hem Eren' i gezdirmek, hem de bir işimi halletmek için öğleden sonra çarşıya gittik. İşimi görüp eve dönerken Eren arabasında uyudu. Uyku saati gelmişti, hatta geçiyordu bile; sabahleyin bir saat kadar uyumuştu ve uyanalı beş saat falan olmuştu, bu uyuma normaldi. Beş on dakika içinde eve geldik. Uyanmasın aman, yavaşça alıp yatağına götüreyim derken uyandı. Bu kez uykusu açılmasın hemen birşeyler yedirip yeniden yatırayım düşüncesiyle acele yemeğini hazırlayıp yedirdim. Yatağına yatırdım, yatırdım ama bir mızmızlık tutturdu gidiyor. Herhalde doymadı diye yarım muz getirip yedirdim. Boşalan tabağı götürürken ağlamaya başladı. Yine doymadı diye yarım muz daha getirdim, onu da yedi. Artık uyur ümidindeyim ben de çok yoruldum, hem dinlenmek istiyorum biraz, hem de uyumazsa akşam erkenden yatacak, gece yine olaylı geçecek; bizim yatacağımız zaman uyanacak, acıkacak falan. Ne var ki mızıltılar devam ediyor; galiba biberon istiyor dedim kendi kendime, bazen biberonsuz uyumuyor karnı tok da olsa biberonla birşey içecek. Acele biberona süt doldurup koşturdum. Bir güzel onu da içti. Yine mızmızlığa devam, hiç uyumaya niyeti yok. Derdi açlık değilmiş dedim, ' artık biraz uzanmak istiyorum Eren hadi başını koy yastığına ayıcık da uyuyor bak ' falan diyorum ama nafile. Uyumaya niyeti yok. Yataktan aldım yere bıraktım. Sanki uzun bir uykudan yeni kalkmış gibi oyuncaklarına saldırmasın mı? Uykusu şaştı mı, açıldı mı bilmiyorum. Haydi bakalım ne yapacağız şimdi, benim dinlenmem bir yana bu gece şenlik var diye düşüne düşüne kaldım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam hergünkü uyuma saati geldiğinde bile hala top koşturma peşindeydi, şaşırttı bizi. Bazen böyle değişiklikler yaparak O da yaşamını rutinden çıkarıyordu herhalde. Ne bu kalk oyun oyna, yemek ye yat, sonra kalk yine oyuncaklarla oyna yine yat. Yatmayacağım on dakika kestirdim bana yetti der gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece uykusuna yatarken de hergünkünden daha zor uyudu. Uyuma sorunlarımız oldukça azalmıştı. Karnını doyurup yatağına yatırıyoruz, müzik çalıyoruz hafifçe, veya bildiğimiz çocuk şarkılarını ninni formunda söyleyerek uyuyana kadar yatağına yakın yerde oturup, yatıp bekliyoruz. Bazen masal okuyoruz. Yatağında bir aşağı, bir yukarı dönüp yumuşak oyuncaklarıyla oyalanıp sonunda uykuya dalıyordu kendi kendine. Ama bu gün o günlerden biri değildi.&lt;br /&gt;Yemekten sonra yatağıma zor attım kendimi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1305973736797036978?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1305973736797036978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1305973736797036978&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1305973736797036978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1305973736797036978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/08/yorgunum-hanci.html' title='&apos; YORGUNUM HANCI &apos;'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/So_ePCaxoAI/AAAAAAAAAbk/41of4s43sMM/s72-c/002.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1152767674680072430</id><published>2009-08-17T00:05:00.015+03:00</published><updated>2009-10-28T23:34:52.092+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>MEMEYE VEDA</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bu kez gerçekleşti. Eren' e memeyi unutturma, bıraktırma çabamız sonuçlandı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;10 Ağustos günü Annesi yeniden memeden kesme kararını uygulamaya geçirdi. Ateşli günler geride kalmış, Eren kendini toparlamıştı. Ne var ki hastalığı döneminde eskisinden daha çok düşkün olmuştu memeye. Bu kez daha zor olacağını tahmin ediyorduk ama bu iş nasıl olsa birgün bitirilecekti ve o gün geciktikçe daha acılı olacağı görülüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, yeniden karar verildi; artık meme yok. Meme yok ama bunu Eren' e nasıl kabul ettireceğiz, hangi yöntemlerle anlatacağız. Evvel zaman içindeki yöntemler memeye kara sürerek, salça sürerek çocuğu tiksindermeye dayanıyordu bir bakıma. Yani daha düne ya da sabaha kadar emdiği memeye bir anda ne oldu da böyle oldu diye çocuğun neler algılayacağı hiç düşünülmüyordu sanırım. Düşünenler ve sorguluyanlar bu yöntemlerin yanlış olduğunu topluma anlatmış olmalılar ki, Annesi de araştırmaları sonunda memenin üstüne birşeyler sürmeyeceğini söyledi. Memenin rengi değişmeyecek tamam ama ne yapacağız? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk günü sabaha kadar yarım saatte bir, bir saatte bir uyanan meme arayan Eren' e biberonla kefir, ayran gibi şeyler vermeye çalıştık. İlk gece her iki taraf da uykusuz sabahı bulduk. Gündüz sorun yok, Annesi işte zaten meme yok Eren bunu çoktan biliyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci gün akşam üzeri bir çay bahçesinde oturuyoruz. Eren Annesinin kucağına yapışmış bir de meme diye tutturmuş çay bahçesini inletiyor. Ne dolaştırmamız fayda ediyor, ne de ordaki salıncaklara bindirmemiz. Orda bulunan ve hemen hemen Eren yaşıtlarında bir kızı olan genç bir anne soruyor: Neden ağlıyor? Anlatıyoruz; tesadüf O da yeni kesmiş kızını memeden. Memeye limon sürmüşler çocuk da sevmemiş, istememiş. Biz de bunu yapabilir miyiz diye konuşurken Annesi ' Bu olabilir ' dedi. ' Sonuçta memenin doğal görünümü değişmeyecek '.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eve dönünce Eren yine kıyameti koparıyor, hiçbir şey yemek istemiyor. ' emme, emme ' sadece bunu haykırıyor. Elimize limonu aldık, memelere sürdük bolca. Bir yandan da ' ya aldırmaz emerse ' diye tedirginiz. Memeye yatınca tüm gücüyle bir saidırdı emmeye, anında geri çekildi, eliyle ittirdi... ' İşe yaradı ' diye düşünmeye kalmadı yeniden atıldı memeye ' eyvah emiyor ' diye ben elimde limon memeye sürekli sürüyorum memeyi bir tutuyor, bir bırakıyor bırakınca hemen emziği verip susturmaya çalışıyoruz. Daha fazla devam etmedi Annesi memeyi kapattı , işte bu Eren' in memeden son bir fırt çekişi oldu. Annesi ' memenin dışı ekşi ama emince gelen sütün tadı aynı, memeden çekmesek devam edebilirdi ' dedi. Kuvvetli bir olasılıktı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ondan sonraki iki gece zorlu geçti. Apartman değil mahallenin ayağa kalktığı oldu, gece sokak gezmelerimiz oldu, ancak dördüncü gece yavaş yavaş hafiflemeye başladı haykırışlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugüne geldiğimizde herşey daha rayına oturdu. Yemeklerini daha iyi yemeye başladı; yani karnı doyuncaya kadar yiyor memeye güvenmiyor artık. Geceleri de memeye alışkanlıktan iki de bir uyanıyordu , şimdi de uyanıyor ama daha uzun sürelerde biberonunu emip uyumaya devam ediyor. Annesi de bir uyku yüzü gördü şimdilerde.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1152767674680072430?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1152767674680072430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1152767674680072430&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1152767674680072430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1152767674680072430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/08/memeye-veda.html' title='MEMEYE VEDA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6080994616235761971</id><published>2009-08-04T00:00:00.009+03:00</published><updated>2009-10-28T23:01:21.361+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş çıkarma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek hastalıkları'/><title type='text'>ATEŞ VE DİŞ ÇIKARMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SndXX5nEBZI/AAAAAAAAAbc/K5JEM0t01r8/s1600-h/020.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 261px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365853549148505490" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SndXX5nEBZI/AAAAAAAAAbc/K5JEM0t01r8/s400/020.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen pazartesi Eren' in ateşi çıkmıştı. İki gün bekledik, evdeki ilaçlarla düşürmeye çalıştık, olmadı. Daha önceleri de zaman zaman ateşlendiği olmuş, bir iki gün içinde evdeki ilaçlarıyla geçmişti. Bu kez inatçı bir ateş ki ne yapsak düşmüyor. Biraz azalır gibi oluyor, kısa süre sonra hemen yükseliyor. Doktor boğazında enfeksiyon var biraz demiş antibiyotik yazmış. Böylece antibiyotikle de tanışmış oldu erkenden. Tabii bu nasıl oldu, nerden oldu bilemedik. İki saat arayla, iki değişik ateş düşürücü veriyoruz yine de baş edemiyoruz bu inatçı ateşle. Ateşin 39 lara yükseldiği durumlarda hemen ılık duş yaptırdık, ya da ılık su ile ıslattığımız bezlerle ellerine ayaklarına, alnına kompresler yaptık, sildik. Bu oldukça işe yaradı. Uzun süreli olmasa da vücudun hararetini aldı. Ancak beşinci günden sonra ateşi tam kesilmedi ama oldukça düştü. Ateş düşürücüleri günde bir iki kez vermeye başladık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada altta sadece iki dişi varken azı dişleri oluşmaya başlamış, birisi kendini iyice gösterdi o günlerde. Elleri sürekli ağzında, ne bulsa kemirmeye başlıyor, hiçbirşey yoksa elinin altında bizim elimizi, kolumuzu ısırmaya çalışıyor. İştahı yok, hiçbir pütürlü şeyi nerdeyse ağzına almıyor. Dün akşam biraz muhallebi yedirebildik. Zayıfladı, süzüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu azı dişleri pek sarstı Eren' i.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6080994616235761971?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6080994616235761971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6080994616235761971&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6080994616235761971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6080994616235761971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/08/ates-ve-dis-cikarma.html' title='ATEŞ VE DİŞ ÇIKARMA'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SndXX5nEBZI/AAAAAAAAAbc/K5JEM0t01r8/s72-c/020.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2683278567318283695</id><published>2009-07-26T15:12:00.012+03:00</published><updated>2009-10-28T23:35:09.728+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>ARTIK ANNE SÜTÜ YOK MU?</title><content type='html'>Bugün pazar. 26 Temmuz 2009 Eren için yine önemli bir gün. Annesi memeden kesmeye kesin olarak karar verdi. Sabah kahvaltısından önce son olarak emiştiler. Bugün, yarın ve daha sonraki günler artık anne memesinden beslenmiyecek Eren. Annesi bu kararı kolay almadı. Gece sabaha kadar meme için sürekli uyanıyor. Memede süt oluyor ya da olmuyor ama mutlaka memeyi bir emecek. Gerçi o emiş sahneleri çok güzel oluyordu; bir emip bir bırakarak, annesinin tişörtleriyle oynayarak, ayaklarını keyifle uzatıp yayarak, emerken anne kucağında olmanın güveni içinde kendinden emin çevreye gülücükler atarak keyifli ve güzeldi. Ama bugün mutlaka birgün gelecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memeden kesme için en doğru zaman bir çocuk için ne zamandır? Kaç aylıkken, ya da kaç yaşında? Bunun kesin bir zamanı söylenebilir mi bilmiyorum. Eren ondördüncü ayını yaşıyor. Bir sıkıntısı yok ise diş çıkarma gibi falan, hemen hemen her şeyi yiyor. Bir çok yiyeceği O' nun yiyebileceği gibi ezip yumuşatarak veriyoruz. Hani vitaminsiz kalacak diye bir durum söz konusu değil. Yine de iki yaşına kadar emzirmek istiyordu Annesi. O' nun bu kararı almasında en çok gece uykuları etkili oldu. Gece ne Annesinin, ne de Eren' in doğru dürüst uyku uyuduğu yok. Sık sık uyanıp memede emerken uyuyor, Annesi hep uykuya hasret işine koşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm bunlar bir araya toplanınca memeye veda günü geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğduğu günlerde memeye tutturmak için çabalamıştık, şimdi de ' az acılı ' bir şekilde bıraktırma çabaları başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün pazar, Annesi emzirip uyuturdu. Uyku saatinde ortalarda gözükmedi, biberona kefir koyarak uyuttuk. Önemli olan geceyi atlatmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece bizi ve komşuları Eren' in feryatları bekliyor olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERTESİ GÜN&lt;br /&gt;Geceyi beklediğimizden rahat geçirdik diyebiliriz. Rahat geçirmek demek herkesin rahat uyuduğu anlamına gelmiyor, Eren' in feryatlarının beklediğimizden az olması demek oluyor. Annesi dün akşam deliksiz bir uyku uyuyacağım diye sevinirken, bir yandan da Eren' i kucağına aldığında O' nun memeye doğru uzanıp emmek istemesi gözyaşlarını akıtıyordu. Hüzünlü bir ayrılışı yaşıyorlardı sanki. Annesi gece nöbetini bize devredip uyudu gerçekten de aylardan sonra kesintisiz bir uyku. Ama alıştığı gibi sık sık uyanan Eren' e biberonu emdirmek de bize düştü. Herhalde gün içinde de uyurken biberonla kefir, meyve suyu falan içtiği için olacak fazla yaygara koparmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece sabahı ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş kolay olacak galiba diye sevindik de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahleyin kahvaltı sırasında baktık ki Eren' in ateşi var.&lt;br /&gt;Gün içinde ateş devam etti .Ateş için verdiğim şurubu da kustu. Akşam üzeri ateşi hala düşmemişti, yine ateş şurubu verdim yine kustu tüm yediklerini de. Hiç hali kalmadı, sarardı soldu bir anda. Annesi hiç istemiyordu ama ateş için fitil koymaya mecbur olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda memeden kesme olayı da ertelendi, Eren yeniden memeye kavuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi dünden beri süt azalsın diye adaçayı içiyordu, süt azalmış olmasına rağmen yine de birikmişti. Doya doya emdi ve kusmadı. Ama ateşi devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memeye veda başka bir zamana kaldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2683278567318283695?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2683278567318283695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2683278567318283695&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2683278567318283695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2683278567318283695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/artik-anne-sutu-yok-mu.html' title='ARTIK ANNE SÜTÜ YOK MU?'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-59411636898118399</id><published>2009-07-26T12:05:00.007+03:00</published><updated>2009-10-28T22:28:33.844+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>YÜRÜME ÇALIŞMALARI</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eren emeklemeye başlayalı aylar oldu. Yaşını bitirince yürür mü acaba diye bekledik ama yürümedi. Şimdi on dördüncü ayda yürüme çalışmaları hızlandı. &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bir hafta falan oluyor, yerden kucağıma alırken kollarından tutup ayaklarıyla o anda önümüzde duran topuna vurdurttum; çok hoşuna gitti kikir kikir gülmeye başladı ve tekrar tekrar bunu yapmak istedi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Tabii bu bizim de hoşumuza gitti, kollarından tutmamız yetiyor, kendi ayağını ayarlayıp sanki topa şut çekiyor. İşleri ilerlettik, artık önümüze ne çıkarsa vurmaya eğlenmeye başladı. Durmadan ayağa kalkmak, yürüyüp birşeylere vurmak istiyor. Bu hepimizin hoşuna giden durumu kısa sürede bitirmek zorunda kaldık; çünkü yürümeye çalışırken sadece topa ya da başka bir nesneye vururken değil normal adım atmaya çalışırken de ayağını birşeye vuracakmış gibi kaldırıp kaldırıp savurmaya başladı. Artık kolundan tutup yürütmeye çalışmıyoruz, zaten bunu yapmayın diyormuş doktorlar da; alışırlar birinden destek alarak yürümeye. Ama ne var ki iş işten geçti, şimdi de Eren her fırsatta ayakta kalıp birşeylere vurmak istiyor. Tabii bizden destek alarak.&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama şu son birkaç günde baktık ki elimizi itip, ellerini havaya kaldırıp kendini dengeleyerek ayakta durmaya çalışıyor. O arada da bize bakıp, bakın artık duruyorum diye sevinç çığlıkları atıyor. Koltukta, yatakda, yerde hiç beklemediğimiz bir anda bakıyoruz eller havada ayakta duruyor. Haydi alkış, şamata hep birlikte : yürür artık bu hafta diye tahminler yürütüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vücut hazır olunca harekete geçiyor. İçimizde kaç fabrika uyum içinde çalışıyor, biz dışarıda nelerle uğraşırken.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Emekleme dönemi kapanıyor, durumlar onu gösteriyor. Eren' in yaşamında bir dönem daha bitip yeni bir dönem başlıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçi insanın yaşamı boyunca dönemler hep süregeliyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yani insanı hep diri tutacak heyecan, insanın özünde saklı gibi geliyor bana.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-59411636898118399?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/59411636898118399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=59411636898118399&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/59411636898118399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/59411636898118399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/yurume-calismalari.html' title='YÜRÜME ÇALIŞMALARI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2852570000994646932</id><published>2009-07-23T16:43:00.008+03:00</published><updated>2009-10-28T23:39:58.722+02:00</updated><title type='text'>Kendi Kararını Veren Çocuklar</title><content type='html'>Kendi kararını veren çocuk yetiştirmek doğru bir amaçtır.&lt;br /&gt;Ancak bu amacı gerçekleştirmek için ne yapılması gerekiyor?&lt;br /&gt;Nasıl bir yol izlenmeli ki ' çocuk kendi kararını verebilsin'?&lt;br /&gt;Karar vermek, çok küçük yaşlardan verilmesi gereken bir eğitimdir.&lt;br /&gt;Çocuk her zaman kendi kararını verebilir.&lt;br /&gt;Amaç ' doğru karar vermek ' nasıl öğretilir?&lt;br /&gt;Sorun buradadır.&lt;br /&gt;' Doğru karar vermek ' için çocuk doğru ve yanlış kararlarının sonucuyla karşılaştırılmalıdır.&lt;br /&gt;Bizim gözden kaçırdığımız yer de burasıdır.&lt;br /&gt;Biz, çocuklarımıızın doğru kararlarını alkışlarız.&lt;br /&gt;Yanlış kararlarının sonuçlarını ise örteriz.&lt;br /&gt;Çünkü çocuğumuzun üzülmesini istemeyiz.&lt;br /&gt;Çocuğumuzun düş kırıklığına uğramasına dayanamayız.&lt;br /&gt;Çocuğumuzun bir yanlışın sonucuyla sıkılmasına katlanamayız.&lt;br /&gt;O zaman da çocuğumuz kendi yaptıklarının sorumluluğunu alamaz.&lt;br /&gt;Her başarısızlığın kendi dışında kalan nedenlerini arar.&lt;br /&gt;Kendi yanlışlarını göremez.&lt;br /&gt;Kendi yanlışlarını kabul edemez.&lt;br /&gt;Kendi yanlışlarına katlanamaz.&lt;br /&gt;Kendi yanlışlarını göremediği içinde bunları düzeltmek fırsatını bulamaz.&lt;br /&gt;Böyle alışan çocuk yanlışlarının sonuçlarına katlanamadığı için doğru karar vermeyi de öğrenemez.&lt;br /&gt;Böylece çocuk gerçekte ' karar vermeyi öğrenememiş ' olur.&lt;br /&gt;.............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılacak iş açıktır.&lt;br /&gt;Çocuklarımızı kendi kararlarının sonuçlarıyla karşılaştıralım.&lt;br /&gt;Onlara kararlarını ölçerek vermeyi öğretelim.&lt;br /&gt;O da rahat edecektir, biz de....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERDAL ATABEK&lt;br /&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2852570000994646932?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2852570000994646932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2852570000994646932&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2852570000994646932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2852570000994646932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/basindan-haberler_23.html' title='Kendi Kararını Veren Çocuklar'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3807092728056540684</id><published>2009-07-17T23:05:00.006+03:00</published><updated>2009-10-28T23:36:55.060+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar ve oyuncaklar'/><title type='text'>OYUNCAKLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sl8kA8GQZ3I/AAAAAAAAAbU/L8vqb8VkVvM/s1600-h/eren+yeni.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5359041680145147762" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sl8kA8GQZ3I/AAAAAAAAAbU/L8vqb8VkVvM/s400/eren+yeni.jpg" /&gt; Üst sağdaki oyuncak faaliyet merkezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;'Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren, zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerine yardımcı olan, hayal gücünü ve yaratıcı yeteneklerini geliştiren tüm oyun malzemesi oyuncak olarak tanımlanabilir. Su, kil, kum gibi doğal oyun malzemeleriyle, boş kibrit kutusu, makara gibi artık ürünler de oyuncak kapsamına girer.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyuncaklar, çocuğun doğal yeteneklerini kolaylaştıran, böylelikle de büyük bir eğitimsel işlevi yerine getiren oyun malzemeleridir. Çocukta seçme ve değerlendirme duygusunu de geliştiren oyuncaklar, bu işlevleri ile çocuğun kendi kendine karar verebilmesine ve belirli bir alanda beceri kazanmasına olanak hazırlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğitimsel değeri büyük olan oyun malzemelerinden biri ' su ' dur. Dokunma duyusunun gelişimini sağlayan önemli bir oyun aracı olan su, aynı zamanda çocuğa büyük bir haz verir. Deneyim ve keşif olanakları sağlayan su sayesinde utangaç çocuk uyarılır, saldırgan çocuk sakinleşir. Su ayrıca çocuğun dikkatini uzun süre bir konu üzerine toplamasına da yardımcı olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kum ve su 2 yaşından itibaren tüm yaşlar için temel oyun malzemeleridir. Açık hava oyunlarının yanında, kum havuzu ya da su dolu bir leğende oyun oynamak olanağının çocuğa sağlanması, onun fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimine ve güven kazanmasına yardımcı olur.'&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yukardaki bilgiler Haluk Yavuzer' in bir önceki yazımda da bahsettiğim ' ÇOCUĞUNUZUN İLK 6 YILI ' adlı kitabından. ' Çocuğun yaşına, beceri ve ilgisine ' göre de oyuncaklardan örnekler vermiş aynı kitapda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Bizim kullandıklarımız : Her çocuğun ilk ve baş oyuncağı olan çıngıraklar, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;yumuşak oyuncaklar ( evde birkaç tane kendimiz yapmıştık ), &lt;/p&gt;&lt;p&gt;faaliyet merkezi ( 6. aydan itibaren öneriliyor, bununla çok oynuyor, ilgisi hala eksilmedi ), &lt;/p&gt;&lt;p&gt;telefon, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;iç içe geçen kaplar, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;şekilli kutular, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;toplar,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;müzik oyuncakları ( bir org alındı, çeşitli müzik aletlerinin sesini ilgisi oldukça dinletiyor, parmaklarıyla basmasını sağlıyoruz )&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ve kitaplar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oyuncaklarla oynarken renklerini ve şekillerini söylüyoruz. Kaç tane olduğunu sayıyoruz o ara ilgi duyuyorsa. Ne yaptığımızı anlatıyoruz .&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3807092728056540684?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3807092728056540684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3807092728056540684&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3807092728056540684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3807092728056540684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/oyuncaklar.html' title='OYUNCAKLAR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sl8kA8GQZ3I/AAAAAAAAAbU/L8vqb8VkVvM/s72-c/eren+yeni.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7814539042720121810</id><published>2009-07-12T09:50:00.050+03:00</published><updated>2009-10-28T23:35:42.170+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar ve oyuncaklar'/><title type='text'>BİR YAŞINDA OYUNLAR VE OYUNCAKLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmvsaRjwsI/AAAAAAAAAZc/Vo5OtUBLg-s/s1600-h/mut.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357506409235989186" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmvsaRjwsI/AAAAAAAAAZc/Vo5OtUBLg-s/s400/mut.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haluk Yavuzer' in Çocuğunuzun İlk 6 Yılı adlı kitabında bir yaşındaki çocuğun yapabildikleri özetle şöyle belirtiliyor: ( Oyun ve oyuncaklarla ilgili olanları seçtim.)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;1-Boşlukların içine uygun şekilleri atmayı, çeşitli legoları dizerek kuleler yapmayı, objeleri diğerlerinin içine koymayı , eşyaları vida gibi döndürerek hareketler yapmayı öğrenir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2-Kendisine gösterildiğinde tahta küpleri bardağın, kutunun içine koyabilir, dışına çıkarabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3-İstenildiği zaman, hatta bazen kendiliğinden oyuncakları yetişkine verebilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;4-Gözünün önünde saklanan oyuncakları süratle bulur. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eren oyuncaklarıyla oynarken araya girip bunları oyun içinde yapmasına yardımcı oluyoruz. Emziğini küçük kapların altına saklayıp ' hani emzik ' diye bulmasını istiyoruz. Topla çeşitli oyuncaklar oynatıyorduk zaten uzun zamandır, artık topu değişik yönlerden ona atıp tutmasını bekliyoruz. Kuleler yapmasına yardımcı oluyoruz ama O daha çok kuleyi yıkmayı istiyor. Önceleri bir kabın içindeki objeleri hemen yere boşaltıp karıştırmak isterken, şimdi içine atmasını istiyoruz, artık bunu yapmaya başladı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357510345361438274" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmzRhe_tkI/AAAAAAAAAZk/ARsqT1TFJIA/s400/p.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357511123650680322" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Slmz-01nFgI/AAAAAAAAAZs/nu6UsMR1iaI/s400/004.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunlardan başka Eren' in çok keyif alarak oynadığı oyunlar var: Hemen hemen her çocuğun pek sevdiği mutfak gereçlerini fırsatını yakaladığında dolabı açıp aceleyle kapmak, annesinin pilates topunu evin içinde dolaştırmak, su damacanası ( biz yetişene kadar ), sandalyeleri ve mama sandalyesini evin içinde ittirip yürütmek gibi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357491860109449170" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Slmidije19I/AAAAAAAAAYU/urA-QWp8lWQ/s400/020.JPG" /&gt; &lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357501921290970562" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmrnLYFZcI/AAAAAAAAAZM/DMPkFjvhC94/s400/m.jpg" /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357505607475200290" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Slmu9ve5ASI/AAAAAAAAAZU/REAQfa8Te-w/s400/022.JPG" /&gt; &lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357500539565815490" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmqWwDItsI/AAAAAAAAAZE/jy56uFxfVac/s400/d.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha önceki aylarda büyük boyutlu resimleri olan kitaplardaki resimleri gösterip anlatıyorduk gördüklerimizi. Bugün annesi, uykusu geldiğinde karnını doyurup yatağına bıraktı ve kitap okumaya başladı. Oyun oynarken kitap okumayı denemiştim bir keresinde dikkatini vermemişti. Ama bugün ilgiyle dinlediğini gördük. Arada kitaptaki resimleri de gösterdi Annesi anlatarak. Buna artık ben de devam edeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 315px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357492087842166562" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Slmiqy7MVyI/AAAAAAAAAYc/wpq_TdaBe7c/s400/k.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357513028404842386" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Slm1tsmZD5I/AAAAAAAAAZ8/puxZQKzEt4E/s400/051.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7814539042720121810?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7814539042720121810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7814539042720121810&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7814539042720121810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7814539042720121810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/bir-yasinda-oyunlar-oyuncaklar-ve.html' title='BİR YAŞINDA OYUNLAR VE OYUNCAKLAR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SlmvsaRjwsI/AAAAAAAAAZc/Vo5OtUBLg-s/s72-c/mut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2030750924210070603</id><published>2009-07-09T09:52:00.008+03:00</published><updated>2009-10-29T00:35:05.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda diş çürüğü'/><title type='text'>Diş Çürüğü</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Diş çürüğünün anne-babadan çocuğa bulaşabileceğine dikkat çekildi.Diş hekimi ve protez uzmanları 1 ile 2,5 yaş arasındaki çocukların ağız ve diş sağlığından ebeveynlerin sorumlu olduğunu anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş hekimi ve protez uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, 'Anne-baba bebeğini beslerken kaşık,emzik,biberon gibi araçları kendi ağzıyla temasta bulundurmadan kullanmalıdır. Aksi halde anne, çürüğe yol açacak organizmaları kendi ağzından bebeğine aktarır. ' uyarısında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek doğduğunda ağız ortamının çürük yapıcı bakterileri içermediğini anımsatan Kışlaoğlu, ' Bu bakteriler büyük olasılıkla dişler sürmeye başladığında, sıklıklada anneden bebeğine bulaşır.' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok bileşenli bir enfeksiyon hastalığı olan diş çürüğünün bulaşıcı özellik taşıdığını belirten Kışlaoğlu, bu bulaşmada anne-babanın dikkat etmesi gereken belli özellikler olduğunu söyledi. Kışlaoğlu annenin bulaşmayı üç yaşına kadar kontrol etmesi durumunda çocukta çok şiddetli çürük enfeksiyonu yaratma olasılığının düşeceğini vurguluyarak, ağızlarında yılda 2 'den fazla çürük oluşan çocukların, çürük gelişimi açısından oldukça yüksek bir risk altında olduklarını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışlaoğlu, şöyle devam etti: ' İlk süt dişlerinin sürmesini takiben anne ve baba, bebeklerinin dişlerini ya bu iş için üretilen özel fırçalar, ya da temiz tülbent, gazlı bez parçası yardımı ile düzenli olarak fırçalamalıdırlar. Bebeklerin beslenmesi sırasında ballı emzik, şeker içerikli sıvı gıdaları içeren biberonun kullanımları biberon çürüğü olarak adlandırılan üst ön kesici dişlerde çüürüklerin oluşmasına neden olmaktadır. Bebeklerin uykuya şekerli süt içeren biberonlarla yatırılmaları ağızlarında kalıcı sorunların oluşmasına neden olur.'&lt;br /&gt;Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2030750924210070603?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2030750924210070603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2030750924210070603&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2030750924210070603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2030750924210070603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/basindan-haberler.html' title='Diş Çürüğü'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3725333484809101902</id><published>2009-07-02T22:28:00.007+03:00</published><updated>2009-10-28T23:59:36.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>Anneler Sabırsız</title><content type='html'>Türkiye' deki annelerin çocuklarına karşı davranışları Batı Avrupa ve Kuzey Amerika' da görülenlerden farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Anneler 3 yaşındaki çocukları ile 10 dakikalık bir oyun sırasında çocuklarına ortalama 144 komut veriyorlar, 26 eleştirel yorum yapıyorlar. İtme ya da fiziksel kısıtlama gibi 14 olumsuz fiziksel davranışta bulunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Çocuklar aynı oyun sırasında 10 dakikada ortalama 7 olumsuz davranışta bulunuyorlar.&lt;br /&gt;3-Her 4 anneden sadece 1 tanesi bu 10 dakikada çocuklarına fiziksel olarak sıcaklık ya da sevgi gösteriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Annelerin 10 dakikalık oyun sırasında gösterdikleri etkileşimlerin 3' te ikisi olumsuz. Bu oran ABD ' deki benzer annelerin benzer durumda gösterdikleri olumsuz davranışların iki misli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-3 yaşındaki çocukların her bir olumsuz davranışına anneler, ortalama 31 olumsuz tepki ile yanıt veriyorlar.Bu oran, ABD' deki anne-çocuk etkileşimlerinde 2,5 ; psikolojik tedavi gören çocuklarla annelerinin etkileşiminde 7 civarında. Çocuk istismarı ile suçlanan anneler arasında 10.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3725333484809101902?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3725333484809101902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3725333484809101902&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3725333484809101902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3725333484809101902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/07/anneler-sabirsiz.html' title='Anneler Sabırsız'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-270179469854920541</id><published>2009-06-28T13:25:00.008+03:00</published><updated>2009-06-28T14:21:25.888+03:00</updated><title type='text'>ADDA GİTMEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SkdR3nfF-1I/AAAAAAAAAXw/pJJ7_-qsy8Y/s1600-h/page.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352336698087177042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SkdR3nfF-1I/AAAAAAAAAXw/pJJ7_-qsy8Y/s400/page.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SkdOiXi2JkI/AAAAAAAAAXA/qGrBfITyens/s1600-h/eren+(25).JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352333034495813186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SkdOiXi2JkI/AAAAAAAAAXA/qGrBfITyens/s400/eren+(25).JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde Eren pek bir mutlu. Addalar çoğaldı. Teyzesi ve kuzeni geldi kısa bir süre için. Oyun oynayacak kişi çoğaldı, addalar da. ' Hadi adda gidelim ' deyince teyzesi, hemen kucağına atlayıp kapıya bakıyor. Kapıya gidince de kapının kolunu açmaya çalışıyor. Hele kuzeni ile arası pek şekerli. Onun gözünün içine bakıp mırın mırın konuşuyor sanki. Kuzeni de o kadar sıcak, yumuşak ve sevecen davranıyor ki O' na, ortalıkta mutluluk baloncukları uçuşuyor. Derken gezmelere giderken el sallayıp, bay bay yapmayı da öğrendi bu arada. Artık herşeyi çok çabuk ve kolay taklit edip, öğreniyor. ' Anne gel ' demeyi öğretirken o çocuksu söylemlerden biri yinelendi: ' anee del '. Böylece ilk tümcesini de söylemiş oldu. Fotoğrafa yürekten meraklı kuzeni O' nun değişik pozlarını yakalayıp, bir albüm yaptı. O bu konuda uzmanlaşmaya doğru yürüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım Eren hangi konuları merak edip, ilgilenecek.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-270179469854920541?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/270179469854920541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=270179469854920541&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/270179469854920541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/270179469854920541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/06/adda-gitmek.html' title='ADDA GİTMEK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SkdR3nfF-1I/AAAAAAAAAXw/pJJ7_-qsy8Y/s72-c/page.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5106435708994005821</id><published>2009-06-17T21:04:00.008+03:00</published><updated>2009-06-17T21:59:31.979+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum günü'/><title type='text'>İLK DOĞUM GÜNÜ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sjk7gCkTKNI/AAAAAAAAAWw/sxwTCkxe5qw/s1600-h/pasta.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348371454110148818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 382px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sjk7gCkTKNI/AAAAAAAAAWw/sxwTCkxe5qw/s400/pasta.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Birinci yılını tamamladı Eren. Bugün bir yaşında. Her zaman söylendiği gibi zaman su gibi akıp geçti diyebilirim, ama geriye dönüp baktığımızda öyle kolay da geçmediğini görüyoruz. Hele hastanedeki o ilk günler. Sonra memeyi tutturma çabaları, memeden sütü sağıp anne işteyken biberonla vermeler, uyumaları, uyumamaları. Gece annenin uykusuzlukları ki; hala devam ediyor. Diş çıkarmaları, ateşlenmeleri. Ah bir otursa demelerimiz, sonra emeklemesi. Söylediği her heceye sevinmeler, oyunları- oyuncakları derken: işte bir yıl doldu, şimdi yürümesini bekliyoruz. Yeni sözcükler söylemesini. Bizimle oynadığı oyunlara seviniyoruz, müzik duyduğunda el çırpmalarına katılıyoruz. İlk günlerden beri O' na çevremizdeki her şeyi anlatıyorduk. Şimdi anlatmalar- konuşmalar daha uzunca oluyor ve bizi dinlediğini görmek sevindiriyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348372282774109282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 295px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sjk8QRlLvGI/AAAAAAAAAW4/9sm4uLXUtso/s400/eren+dg.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yani sözün özeti yaşamın özünde olduğu gibi sevinçlerle, hüzünlerin harmanlandığı bir yılı geride bıraktık. Dileğimiz önümüzdeki yılların sağlıkla, sevgiyle geçmesi. Herkes için de diliyoruz bu dileği aynı zamanda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mumunu üfleyemese de, pastasından yedirdik. Nice yıllara Eren.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5106435708994005821?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5106435708994005821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5106435708994005821&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5106435708994005821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5106435708994005821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/06/ilk-dogum-gunu.html' title='İLK DOĞUM GÜNÜ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sjk7gCkTKNI/AAAAAAAAAWw/sxwTCkxe5qw/s72-c/pasta.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3888268470331738724</id><published>2009-06-08T21:57:00.006+03:00</published><updated>2009-06-08T22:42:53.864+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>DUYGULU BİR OLAY</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Si1pX1q2zlI/AAAAAAAAAWo/Nz1-zT9farE/s1600-h/058.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345044191023386194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Si1pX1q2zlI/AAAAAAAAAWo/Nz1-zT9farE/s400/058.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün Eren beni çok duygulandırdı. Oyuncaklarıyla oynarken bir ara O' na Annesinin adını söyleyip bekledim. Birkaç kez tekrar ettim. Güya Annesinin adını öğreteceğim. Yüzüme dikkatlice bakıyor, nerdeyse tekrar edecek gibi görünüyordu. Ama O birdenbire hızlıca emekliyerek koridora, oradan da yatak odasına yöneldi. 'Anne memme ' diye diye yatak odasının kapısını itip açtı ve odaya girdi. Etrafa aranarak baktı, karyolaya baktı, sağa- sola baktı, sonra tekrar koridora döndü sokak kapısına yöneldi. Bu arada ağlamaya da başladı. Sokak kapısına gelince tutunup ayağa kalktı ve kapıya küçücük elleriyle vurmaya başladı pat pat. 'Anne memme, anne memme ' .&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şaşırıp kalmıştım, Annesinin adını söyleyince O' nun geldiğini sandı herhalde diye düşünüp kapıyı açtım: ' Bak kimse yok kuzum, anne akşam gelecek .' dedim ama nafile. Ağlamasını durdurmak için uğraştım bir süre.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İyi olacağını düşünerek yaptığımız bazı hareketler işte böyle olmadık sonuçlar doğurabiliyor karşı tarafta. Onun nasıl algılayacağını herzaman kestiremiyor ki insan. Gün boyunca yaptığımız konuşmalar, davranışlar onun tarafından nasıl algılanıyor, beynine nasıl kaydediliyor, O' nda ne gibi etkiler bırakıyor? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuğun büyüme sürecinin ne denli önemli olduğunu hergün daha çok anlıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3888268470331738724?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3888268470331738724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3888268470331738724&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3888268470331738724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3888268470331738724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/06/duygulu-bir-olay.html' title='DUYGULU BİR OLAY'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Si1pX1q2zlI/AAAAAAAAAWo/Nz1-zT9farE/s72-c/058.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-3031575073455738542</id><published>2009-06-03T10:08:00.014+03:00</published><updated>2009-06-03T10:48:05.362+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlık'/><title type='text'>EREN YİNE KABIZ OLDU</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SiYon2uR2tI/AAAAAAAAAWY/v4t3H7sZI1U/s1600-h/244px-Chandler_strawberries%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343002673091304146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 244px; CURSOR: hand; HEIGHT: 305px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SiYon2uR2tI/AAAAAAAAAWY/v4t3H7sZI1U/s400/244px-Chandler_strawberries%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Hemen hemen bir aydır kakasını zor yapıyor Eren. Ikına ıkına bir parça çıkarıyordu önceleri , son günlerde onu da yapamaz oldu. Önceki denediklerimizin hiçbiri fayda etmedi. Kabak, salatalık, çilek, kayısı denemelerimiz sonuç vermeyince doktora gittik. Doktor ' Kakasını yaparken zorlandığı ve acıdığı için korkuyor ve içinde tutuyor. ' dedi. Duphalac yazdı. Sabah akşam verilecek, kabızlığı geçse bile devam edilecek bir müddet, artık acımadığı normal olarak yaptığını kanıksayıncaya kadar.&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343002558477350306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 180px; CURSOR: hand; HEIGHT: 135px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SiYohLwLtaI/AAAAAAAAAWQ/qsGZ63-ckQ8/s400/180px-Kabak%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tamam dedik, veririz yeter ki normale dönsün bağırsakları. Dünyanın tadı yeyip, içip dışarı atmak değil mi? Öyle de tadıyla yeyip, tadıyla atmak ister her insanoğlu da, herhalde değil mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343002779475819810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 135px; CURSOR: hand; HEIGHT: 89px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SiYouDCUvSI/AAAAAAAAAWg/o7hYE0Nfgb4/s400/images%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annesi İbrahim Saraçoğlu' nun sitesinden kabızlık için havuç suyu ve portakal ağacının yaprağının çayının iyi geldiğini okumuş. Havuç suyuna da başlıyoruz bugün. Portakal yaprağı bulunca onu da yaşına göre az az veririz ek olarak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada yaşını doldurmaya az kaldı, yaşını doldurunca şeker ve tuz kısıtlaması da kalkıyor artık.Doktoru yaz olduğu için tuz vermemezlik etmeyin dedi. Fazla olmamak şartıyla. Artık bal ve ceviz de yiyebilecek. Büyükler ne yerse O da yiyecekmiş artık.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-3031575073455738542?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/3031575073455738542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=3031575073455738542&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3031575073455738542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/3031575073455738542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/06/eren-yine-kabiz-oldu.html' title='EREN YİNE KABIZ OLDU'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SiYon2uR2tI/AAAAAAAAAWY/v4t3H7sZI1U/s72-c/244px-Chandler_strawberries%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1284269156935421105</id><published>2009-05-21T20:42:00.005+03:00</published><updated>2009-10-28T23:58:02.949+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek sağlığı'/><title type='text'>Geceleri Işıktan Uzak Durun</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;“Anneler, babalar!!! Çocuklarınızı karanlık ortamda yatırın. Kansere karşı koruyucu etkisi olan melatonin hormonu, beyinde karanlık uyku ortamında salgılanabilir... Unutmayın körlerde kanser olma oranı yoka yakındır.” Alıntı son haftalarda internette yayılan bir mektuptan. İnternette yayılan her mektubu ciddiye almak gerekmiyor, ama bunu yollayan güvendiğiniz bir doktor arkadaşınız olunca iş değişiyor. Konunun uzmanını bulmak ve soruları ona yöneltmek gerekiyor. Melatonin üzerine Alman Hastanesi’nden biyokimya uzmanı Dr. Süreyya Şahinoğlu sorularımızı yanıtladı.&lt;br /&gt;- Bize melatonin ile ilgili genel olarak neler söyleyebilirsiniz?&lt;br /&gt;- Son yıllarda hakkında daha fazla konuşulan ama fazla popülerleşmemiş bir hormon “melatonin”. 1950’lerin ikinci yarısında bulunmuş, beyindeki pineal bezden salgılanarak vücuda yayılıyor. Ayrıca mide-bağırsak sisteminde salgılanıp orada da etkili oluyor. En önemli özelliği vücudun biyolojik saatini ve ritmini ayarlaması. Yapılan araştırmalarda bulunan özellikleri konunun uzmanlarını dahi şaşırtmaya devam ediyor. Melatoninin kanser tedavisinden yaşlanmaya karşı ilaçlara bir dizi alanda mucizevi etkileri gözlenmiş. Anti-aging ilaçlarda kısıtlı kullanımına karşın, kanser tedavisinde henüz bir kitlesel tedavi yöntemi haline gelmemiş. Ancak konuyla ilgili çalışmaların çokluğu, bu konuda da çok kısa sürede gelişmeler olacağını işaret ediyor.&lt;br /&gt;- Şaşırtıcı özellikleri biraz açabilir miyiz?&lt;br /&gt;- En önemlisi, 1993 yılında bulunmuş olan antioksidan özelliği. Ayrıca yağda eriyebilme özelliği vücudun tüm hücrelerine kolayca yayılmasını sağlar. Bu da antioksidan niteliğini güçlendiriyor.&lt;br /&gt;Farelerde yapılan deneyler sonucu meme kanseri ve bir tip karaciğer kanserinde melatoninin kanser durdurucu etkisi saptanmış. Yapılan araştırmalara göre gece vardiyası çalışanlarında meme kanseri çok yüksek oranda ve bu kişilerin kanında melatonin düzeyi çok düşük saptanmış.&lt;br /&gt;Ek olarak tansiyonu düşürdüğü, mide-bağırsak sisteminde ve kemikler üzerinde koruyucu etkisi olduğu, osteoporoz’u durdurduğu, bağışıklık sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olduğu ve uykuyu sağlayıcı özellikleri bilimsel olarak saptanmış. Uyku bozuklukları, mevsimsel afektif bozukluklar, bipolar afektif bozukluklar ve major depresyonlarda kullanılıyor. Serbest radikallere bağlı sinir hasarının görüldüğü kimi sinir sistemi hastalıklarında (Alzheimer hastalığı, ALS gibi) melatonin seviyesinin düşük olduğu bulunmuş.&lt;br /&gt;- Vücudumuz nasıl melatonin üretiyor?&lt;br /&gt;- Bu hormon akşam saat 21.00’den itibaren, gece boyunca karanlıkta salgılanıyor. Saat 24.00’den sonra ve özellikle 02-04 arası maksimum seviyeye ulaşıyor. Melatonin seviyesi düştüğünde de uyanıyoruz. Salgılanması gözün algıladığı ışık ile ilgili.&lt;br /&gt;Çocuklarda melatonin kanda çok yüksek ve bu ergenliğe doğru ve sonrasında giderek düşüyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Melatoninin ergenlik başlangıcında da önemli bir rolü var. Yaşlanma süreçleriyle yakından ilişkili. Nitekim Çin ilaçlarının bir çoğunda, özellikle yaşlanmayı geciktirici ilaçlarda kullanılıyor, doğu tıbbı bunu çoktan kullanmaya başlamış.&lt;br /&gt;- Melatonin bir kaynaktan alınıp takviye yapılabiliyor mu?&lt;br /&gt;- Evet, bunun için kimi ilaçlar var. Ancak en iyisi doğal yollarla almak diye düşünülüyor. Öncelikle sağlıklı bir uyku düzeni ile melatonin salgınızı arttırabilirsiniz. Ve ek olarak kimi gıdaları tüketerek... Melatonin bizim zaten sık tükettiğimiz ceviz, siyah çay, domates gibi gıdalardan alınabiliyor. Bunun yanı sıra, yer fıstığında var; rezenede, anasonda, kuşkonmazda, brüksel lahanasında da çok miktarda melatonin bulunuyor.&lt;br /&gt;- Öncelikle sağlıklı bir uyku düzeni, dediniz. Işık konusunda ne diyeceksiniz? Mutlak karanlıkta mı uyumalı? Yapay karanlık anlamlı olur mu?&lt;br /&gt;- Bu konuda farklı görüşler var. Ama tamamen karanlıkta uyunmasını tavsiye edebiliriz. Uykunun uzun olması da önemli. Ama asıl kritik faktör ışık.&lt;br /&gt;Yapay karanlık konusuna gelince, vücudumuzun gece-gündüz ritmini bozmamak gerekiyor. Zaten melatonin bu düzeni sağlıyor. Melatonin ışığa karşı duyarlı dedik, ışık uyarısı melatonin salgılanımını durduruyor. Örneğin körlerde bu uyarı yok ve melatoninleri düşmüyor. Öte yandan kanserin körlerde daha az görüldüğünü de biliyoruz. Gece çalışan kimi meslek gruplarında kanser oranlarının fazla olması da aynı durumla ilgili.&lt;br /&gt;Şundan bahsetmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü, 1986 yılında şunu saptamış: Dünyadaki kanserlerin yarısı, dünya nüfusunun beşte birlik bölümünde görülüyor. Burası da endüstrileşmiş, yani çok fazla ışığa maruz kalan bölgeler.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1284269156935421105?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1284269156935421105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1284269156935421105&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1284269156935421105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1284269156935421105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/05/basindan-haberler.html' title='Geceleri Işıktan Uzak Durun'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6024494930286472731</id><published>2009-05-15T21:25:00.010+03:00</published><updated>2009-10-28T22:30:51.828+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>BUGÜNÜN MENÜSÜ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün yine iştahsız günlerinden biriydi Eren' in. Sabahleyin peynirini yedi yalnızca. Peynire hayır demiyor. Diğer öğünlerinde ne verdiysem iteledi, ağzını buruşturdu durdu. Kabak pişirdim, bağırsakları yine sıkı bugünlerde yumuşatır biraz diye. Kabağı uzatıyorum almıyor, yoğurdu verince ağzını açıyor. Kaşığa bakıp ona göre ağzını açıyor. Tarhana çorbası yaptım, onu da istemedi. Ya ağzını kapatıp illallah açmıyor, ya da eliyle kaşığa bir çarpıyor kaşla göz arasında, yemekler her yere saçılmış vaziyette. Önüne oyuncaklarından birini koyuyorum bir an onunla ilgilendiğinde kaşığı ağzına dayıyorum, oyuncağa daldığı için ağzını açıyor, hemen acele ikinci kaşığı da yetiştireyim derken oyuncağı fırlatıyor, ağzı yine kapalı. Başka bir oyuncakla yine bir kaşık, o oyuncak da kendini yerde buluyor. Bu böyle devam ediyor, ben artık çevreme bakınıyorum eline ne versem de biraz daha yedirebilsem diye. Dakikalar sonra yemek yedirme mücadelesi bitince yere bakıyorum, savaş alanı gibi : Çeşitli oyuncaklar, peçete paketleri, plastik mutfak eşyaları büyüklü, küçüklü yerde uzanmış, pes etmiş yatıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün böyle. Menüsünde sadece peynir ve yoğurt istiyor. Yine diş oluşum süreçlerinden birini yaşıyoruz sanırım. İşte görüldüğü üzere daha yaşını doldurmamış bir küçük insana istemediği bir şeyi yedirme çabası sonuç vermiyor; 'istenmeyen aş, ya karın ağrıtır, ya baş ' diyerek pes ediyorum. Aslında yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Karnı açsa ve bir sıkıntısı yoksa yiyor diğer zamanlar. Bu şekilde yediğinin farkına da varmıyor, tadını da almıyor zaten. Karnı doymazsa uyumaz, ya da kısa bir süre sonra uyanır diye uğraşıyorum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık uyuma problemi yok diyemiyorum, ama önceki aylara göre oldukça rahatız. Şimdi emekliyor, her yere tutunup kalkıyor, sıralıyor ya, yoruluyor sanırım. Annesinin memesi içinde ağlamıyor artık; ayırdediyor annesinin evde olduğunu-olmadığını. Çevresine bir bakıyor ki kimse yok, ' sadece anneanneyle kalmışım yine, boşuna ağlamıyayım 'diyor herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün sonra onikinci ayına girecek Eren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım onikinci ayında ne gibi gelişmeler olacak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6024494930286472731?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6024494930286472731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6024494930286472731&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6024494930286472731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6024494930286472731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/05/bu-gunun-menusu.html' title='BUGÜNÜN MENÜSÜ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-616677863546067387</id><published>2009-05-11T19:07:00.004+03:00</published><updated>2009-10-28T23:57:17.081+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda öğrenme'/><title type='text'>Sevgisizlik Çocuklarda Öğrenmeyi Engelliyor</title><content type='html'>Televizyon başında uzun süre zaman geçiren, anne-baba sevgi ve ilgisinden yoksun, bakıcı ile büyüyen çocuklarda öğrenme ve davranış bozuklukları ortaya çıkıyor.Hacettepe Üninersitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları uzmanı ve Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof.Dr.Murat Tuncer, son zamanlarda Türkiye' de, çocukların davranış ve öğrenme bozukluklarının yaygınlaştığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Pediatri Kongresi'nde sorularımızı yanıtlayan Tuncer,' Çocuklarını bakıcılara teslim eden ailelerde ' bakıcı kadın sendromu' dediğimiz bir sendrom ortaya çıkıyor. Bu sendrom bakıcılarından yeterli ilgiyi göremeyen çocuğun sürekli televizyon, reklam ve klip izlemesine, çeşitli takıntılarının ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu da çocukların konuşmalarının gecikmesine, 18-24 aylık olan bir çocuğun sadece 5-10 kelime konuşmasına neden oluyor, davranış ve öğrenme bozukluklarını da beraberinde getiriyor' dedi. Tuncer, ' Çalışan anneler, çocuklarını bakıcıya teslim edeceklerse ara sıra eve gelerek çocuklarının nasıl eğitildiğini kontrol etmeli, dokunarak temas ile onlara sevgilerini aşılamalılar. Çocuğun bakıcısını sevip sevmediğine de dikkat etmeliler.' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-616677863546067387?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/616677863546067387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=616677863546067387&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/616677863546067387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/616677863546067387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/basindan-haberler_03.html' title='Sevgisizlik Çocuklarda Öğrenmeyi Engelliyor'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2748942725418052953</id><published>2009-04-30T17:10:00.007+03:00</published><updated>2009-04-30T21:01:48.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>BEN YANDIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SfnnJ9drhRI/AAAAAAAAAWA/pCM0bT1bDlY/s1600-h/005.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330545792273581330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SfnnJ9drhRI/AAAAAAAAAWA/pCM0bT1bDlY/s400/005.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eren nerdeyse bir aydır emekliyor. İlk zamanlar oyuncaklarını falan unuttu, yüzlerine bile bakmadı. Evi turlamaya çıkıyor uyanık olduğu tüm zamanlarda. Sadece yemek yerken mama sandalyesine oturtuyoruz. O da zorla. Kıyameti koparıyor oturmak istemiyor. Kucak da istemiyor. Bırakın evi gezeyim istiyor. Önce bir göz atıyor nerde ne var, neyi alırım-atarım, neyi tutup kalkarım, neyi kurcalarım diye. Sonra başlıyor pat pat küçük elleriyle koşturmaya. Tabii gün boyunca ben de beraber emekliyorum: Kafasını çarpar, düşer falan diye peşindeyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu dönemde her tarafı yumuşacık halılarla kaplı, etrafta çok şeyin olmadığı bir yerler hayal ediyorum. İstediği yöne gitsin, kafasını, gözünü çarpacak sert hiçbir şey olmasın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama sanırım bu dönem kısa sürecek, bugün baktım tutup kalkınca adımlarını atmaya başladı. Bakalım yürümeye başlayınca ne yapacağız?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yüzden ben yandım diyorum kendi kendime.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2748942725418052953?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2748942725418052953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2748942725418052953&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2748942725418052953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2748942725418052953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/ben-yandim.html' title='BEN YANDIM'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SfnnJ9drhRI/AAAAAAAAAWA/pCM0bT1bDlY/s72-c/005.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6569736836446204619</id><published>2009-04-27T22:20:00.003+03:00</published><updated>2009-04-27T22:23:04.099+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kullandığımız Baharatlar'/><title type='text'>TARÇIN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Tarçının nesini anlatayım diye düşündüm ilk önce. Onu bilmeyen de yok, kullanmayan da. Sütlü tatlıların, aşurenin vazgeçilmez baharatıdır kendisi. Yine de kendi bildiklerimi ve uyguladıklarımı söylesem, en azından hatırlatmış olurum bir kez daha diyerek yazmaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328898934714614178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SfQNWO-fQaI/AAAAAAAAAV4/IskV4Kk3xRQ/s400/003.JPG" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;TATLI NİYETİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dilim ekmeğin üstüne biraz bal sürüp, üstüne tarçın gezdirip, üstüne de bir ceviz içini koydunuz mu, işte size sağlıklı bir tatlı. Hem tatlı isteği geçiyor, hem hiçbir zararı yok. ( yani şişmanlatmaz falan. ) Faydası da artısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NELERE İYİ GELİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan şekerini düşürdüğünü yıllar önce okumuştum. Ses tellerinde ve boğazında şikayeti olanlar için faydalı. Hem tedavi ediyor, hem de önleyici. Tarafımdan denenmiştir. Mide için de faydalı, hazmı kolaylaştırır, gaz söktürür. İştah açar. Rahatlatıcı etkisi de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326073489219278354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SeoDnqSKVhI/AAAAAAAAAVg/Fvrhawl_7dY/s400/002.JPG" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;KAYNAR GİBİ ÇAY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde kendimizi yorgun hissettiğimizde, ya da üşüttüğümüzde yaptığımız bir çayımız da var. Bu çay rahatlatıyor, yorgunluğu alıyor, hele soğuk algınlığı döneminde insanı dinçleştiriyor. İçimi de nefis baharatı sevenler için. Zaten her biri çok faydalı olan bu baharatlar bir arada olunca etkisi de çok yönlü oluyor.&lt;br /&gt;Sadece kabuk tarçını kaynatarak da çayı yapılabilir. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim yaptığımız şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki adet kabuk tarçın&lt;br /&gt;Bir parça zencefil ( çekilmemiş )&lt;br /&gt;Bir kaç adet karanfil&lt;br /&gt;Bir parça havlucan&lt;br /&gt;Bir tutam ıhlamur&lt;br /&gt;Hepsini küçük bir tencerede biraz suyla beş dakika kaynatın, süzün ve afiyetle için.&lt;br /&gt;Şekersiz içilmesi daha iyidir.&lt;br /&gt;İstenirse ılıyınca bal konulabilir.&lt;br /&gt;Ama biraz sıcak içilmelidir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6569736836446204619?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6569736836446204619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6569736836446204619&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6569736836446204619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6569736836446204619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/tarcin.html' title='TARÇIN'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SfQNWO-fQaI/AAAAAAAAAV4/IskV4Kk3xRQ/s72-c/003.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1577203186105253664</id><published>2009-04-24T18:50:00.004+03:00</published><updated>2009-10-28T23:37:12.261+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar ve oyuncaklar'/><title type='text'>İTHAL ZEHİRLER</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Türkiye'deki oyuncak piyasasına denetimsiz giren Çin yapımı oyuncaklar tehlike saçıyor.Devlet Bakanı hayati Yazıcı, başta kurşun olmak üzere kanserojen madde içeren çok sayıda oyuncağın toplatılıp imha edileceğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP Bursa milletvekili Kemal Demirel' in 'son yıllarda yapılan denetimlerde sağlığa zararlı oyuncakların türleri ve üretildiği ülkeye' ilişkin sorusu üzerine Yazıcı, 1'i hariç Çin tarafından üretilen çeşitli oyuncakların denetiminde sağlığa aykırı madde bulunduğunu bildirdi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan analizlerde, özellikle oyuncak arabalarda kurşun miktarının yasal sınırın üzerinde çıktığını anlatan Yazıcı, oyun hamurlarının 'küflü' ve asgari güvenlik koşullarını taşımadığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncak tabancalardaki kurşun miktarının verilenden fazla çıktığını, su oyuncaklarının ' flatalat' testinde izin verilen düzey üzerinde flatalat' maddesine rastlandığını kaydeden Yazıcı, bu oyuncakların Sağlık Bakanlığı'nca toplatıldığını ve firmalara para cezası verildiğini ifade etti. Plastik ve tekstil üretiminde kullanılan ' flatalat', kanserojen madde olarak biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber Cumhuriyet Gazetesi' nden alıntıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1577203186105253664?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1577203186105253664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1577203186105253664&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1577203186105253664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1577203186105253664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/basindan-haberler.html' title='İTHAL ZEHİRLER'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1617945675003345279</id><published>2009-04-21T19:33:00.017+03:00</published><updated>2009-10-28T22:25:46.338+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk beslenmesi'/><title type='text'>SOYALI KEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Se4abBMbFeI/AAAAAAAAAVo/cDATm_W462w/s1600-h/006.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327224460705207778" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Se4abBMbFeI/AAAAAAAAAVo/cDATm_W462w/s400/006.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren 4 gün önce onbirinci ayına girdi. Bugün ona ilk olarak kek yaptım. Soyalı kek. Soyalarını ayıklayıp verdim, çok sevdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu keki ben bir ölçü yapıyorum. Diğer kekler gibi yüksek hacimli olmuyor. 2 ya da 3 ölçü yapılırsa daha hacimli olur sanıyorum. Zaten bir ölçü yapıldığında 3-4 kişilik oluyor ancak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Soyayı Adana da bu işe gönül vermiş, Ahmet Nedim Nazlıcan Bey' den istetiyoruz. İsteyen herkese gönderiyor. Piyasadan da oldukça ucuz. Kendisi Çukurova Tarımsal Araştırma Merkezinde yüksek ziraat mühendisi olarak çalışıyor. Yerli tohumdan üretiyor. Sanırım piyasada ki soyaların çoğu genetiği değiştirilmiş, bu yüzden almıyoruz marketlerden. Soyanın da faydası çoktur, hele bayanlar için dengeli yendiğinde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soyalı kekin tarifini nerden aldığımı anımsayamadım. Tarifin sahibi kusura bakmasın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler şöyle:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 yumurta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 fincan pekmez&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2-3 kaşık yağ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tarçın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 fincan yulaf ezmesi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 bardak haşlanmış soya&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 bardak tam un&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 çay kaşığı karbonat&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 elma ( doğranacak )&lt;/div&gt;&lt;div&gt;varsa portakal reçeli&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılışı:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce sıvı olanları karıştır, sonra diğerlerini ilave et.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;180 derece fırında pişir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Bu keki daha sonraki yapışlarımda soyayı püre yapıp karışıma öyle kattım, elmayı rendeledim, bazen elma yerine şeftali koydum. Eren için yemesi daha kolay oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1617945675003345279?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1617945675003345279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1617945675003345279&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1617945675003345279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1617945675003345279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/soyali-kek.html' title='SOYALI KEK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Se4abBMbFeI/AAAAAAAAAVo/cDATm_W462w/s72-c/006.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5081872717389333131</id><published>2009-04-16T13:22:00.035+03:00</published><updated>2009-04-18T16:45:14.948+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>NİSAN AYINDA TATİL</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SenTrJ9uDQI/AAAAAAAAAVI/hpIp8L8WlQo/s1600-h/018.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326020772704947458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SenTrJ9uDQI/AAAAAAAAAVI/hpIp8L8WlQo/s400/018.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                         Zeytin bahçesi içinde papatyalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Kısa bir kaçamak yaptık Nisan ayında Kuşadası' na. Eren' in Teyzo' su da aramıza katıldı. Eren' le kikirdeşip, oynaştılar.Yaşamda hiçbir şey tam olmuyor ; ilk torunum okulunda ve çok yoğun çalışmaları var. O Ankara' da. Aramıza katılamadı. Yazın belki buluşabiliriz, zamanı olursa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ege' nin ılık havasını ve baharını yaşamak herkese iyi geldi. İlk iki gün yağmur yağmasına karşın, şemsiyelerle dışarı çıktık, gezindik. Eren yağmurun yağışını yakından yaşadı ve şemsiye tuttu. Sonraki günler güneşliydi, hatta arada bir gün oldukça sıcaktı, Eren' in elleri yanmış yaz gibi, farkında olmamışız. Bulunduğumuz yer Kuşadası' na yarım saat uzaklıkta, ormanın eteğinde olduğundan baharın gelişini, toprağın kış boyunca beslediği bitkilerin yeniden doğuşunu, doğayı çiçeklerle donatışını yaşamak herkesin içini kıpır, kıpır yaptı. Papatyaların, çiçek açan ayvaların, şeftalilerin güzelliği doğayı olduğu kadar içimizi de donattı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326022873204112626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SenVla7vvPI/AAAAAAAAAVQ/30DCFOLXQHA/s400/030.JPG" border="0" /&gt;                                   Ayva çiçek açmış...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Papatya toplayıp kurutalım dedik. Faydası çoktur papatyanın: Soğuk algınlığında buğusu burundaki tıkanıklığı açar, ayrıca sinüzit içinde kaynayan suya bir tutam papatya atıp buharını solumak sinüslerdeki iltihabı akıtabilir. Bunun için birkaç gün buğuya devam etmelidir. Mide rahatsızlıklarında iyidir, yatıştırıcı etkisi vardır. Çocuklarda gaz giderici olarak kullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326023930448292898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SenWi9eZrCI/AAAAAAAAAVY/23d5vVlqt1g/s400/022.JPG" border="0" /&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;Papatyalar mayıs ayında toplanıyormuş aslında, ama komşular topluyordu, bizde topladık daha sonra ihtiyaç olduğunda kullanmak üzere. Burada mayıs ayında kalmazmış.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Papatyalar öğlen güneşinde toplanıyor, gölge ve havadar bir yerde kurutuluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bulunduğumuz yere, her hafta organik ürünlerini getirttiğimiz Değirmen çiftliği yakın olduğundan bir gün orayı ziyaret ettik. Zaten orayı görünce insan burada kalayım, burada yaşayayım demekten kendini alamıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325635487905105602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Seh1QoPMRsI/AAAAAAAAAVA/u37A6s6Gtg0/s320/011.JPG" border="0" /&gt;                                             Natur-Med kür merkezinin bahçesinden bir görünüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine yakınımızda Natur- Med kür merkezi var. Çocuklar gidemedi ama ben bir gün havuzuna gidebildim. Birçok rahatsızlığa iyi gelen bu şifalı suda ancak yarım saat durabildim. Girip-çıkarak. Zaten onbeş dakika durun, sonra havuzun çevresinde oturup, uzanarak buharını teneffüs edin diyorlar. Buharı astıma, sinüzite iyi geliyormuş. Dışardan gelenler için havuza iki saatliğine girme olanağı var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başlayan her şeyin bittiği gibi on günde hemencecik bitti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dönüşte Aydın otogarında bizi Isparta' ya götürecek otobüsün saatini beklerken birer çay içelim dedik. Çaylar geldiğinde çay tabağı ve bardağı kızımın dikkatini çekmiş: ' Anne fotoğrafını çeksene. ' dedi.&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325246301291776802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SecTS_H1iyI/AAAAAAAAAUw/EaEod2_1tU0/s320/031.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şekerler için ayrı bir yer vardı çay tabağında.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yolculuk boyunca Eren uyumadı desem doğrudur. O uyuduğunda da mola verildi, tabii ki uyandı. Yol için Annesi kaşık maması almıştı. Biraz onu yedirdik, biraz meme emdi. Böylece bu yolculuk da bitti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eve döndüğümüzde herkesin tek bir düşüncesi vardı; uyumak. Eren de yorulmuş olmalı ki O da hemen uyudu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5081872717389333131?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5081872717389333131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5081872717389333131&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5081872717389333131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5081872717389333131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/nisan-ayinda-tatil.html' title='NİSAN AYINDA TATİL'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SenTrJ9uDQI/AAAAAAAAAVI/hpIp8L8WlQo/s72-c/018.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1454463159919464852</id><published>2009-04-11T12:44:00.000+03:00</published><updated>2009-04-11T12:44:44.703+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>EREN EMEKLİYOR</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323366027633742226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SeBlMp590ZI/AAAAAAAAAUQ/x8pUrTjzNPI/s320/20090407084211(2).jpg" border="0" /&gt; Epeydir kıçın kıçın her tarafa gidiyordu. Öne doğru emekler gibi uzanıyor, geri dönüp oturuyor, ya da yatıp, oturup birşeyler yapıp her yöne gidiyordu.Öne doğru ilerleyemediği için hemen geri vites yapıyordu. Geri vitesci Eren diyordum. Bugün Annesi işten gelince farketmiş. 'Anne emekliyor bak. ' dedi. Sabahtan beri yanındaydım, hiç böyle bir hareket yapmadı. Annesine sürpriz yaptı herhalde. Annesi de hemen telefona sarılıp babasına, teyzesine, kuzenine haber verdi. ' Eren, özgürlüğe doğru bir adım daha ilerledi. ' dedi Annesi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323365740324907346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SeBk77mM6VI/AAAAAAAAAUI/YiGiWE0y8mM/s320/erenemekliyor.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Az ilerisine birşeyler koyarak küçücük dizleriyle, sanki hep böyle yapıyormuş gibi, rahatça emeklemesini seyrettik. Sanki erik ağacı çiçek açtı, aydede güldü, güneş evimize biraz daha ışığını gönderdi gibi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Not: Eren 30 mart'ta emeklemeye başladı.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1454463159919464852?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1454463159919464852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1454463159919464852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1454463159919464852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1454463159919464852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/eren-emekliyor.html' title='EREN EMEKLİYOR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SeBlMp590ZI/AAAAAAAAAUQ/x8pUrTjzNPI/s72-c/20090407084211(2).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8130328913914078774</id><published>2009-04-01T20:36:00.007+03:00</published><updated>2009-04-18T23:23:38.834+03:00</updated><title type='text'>TEYZO' nun HEDİYESİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdOqj-VfyzI/AAAAAAAAATw/imvN78R90qo/s1600-h/010.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319783119859993394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdOqj-VfyzI/AAAAAAAAATw/imvN78R90qo/s400/010.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Teyzesi  Ankara'dan converse almış Eren'e. Aslında kuzeni kendine alınırken bunu da Eren' e alalım demiş. Küçücük bu sevimli ayakkabıyı görünce dayanamamışlardır. Eren doğmadan önce evde ve çevrede küçük çocuk olmadığından çocukla ilgili şeyler dikkatimizi çekmiyordu pek. Eren doğduktan sonra hem diğer çocuklar daha çok dikkatimizi çekiyor, hem de çocuklarla ilgili şeyler.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; Kargoya vermiş teyzesi hemen. Biz de kargodan alır almaz giydirdik. Minicik ayaklara, minicik converse. Böylece ilk ayakkabısını giymiş oldu bugün. Hava güzeldi, parka gezmeye götürdük. İlk ayakkabısıyla gezmesini de yapmış oldu. Bu küçüklerin her şeyi şirin oluyor, ayaklarında daha bir şirin gözüktü ayakkabı. Biraz büyüklüğü var ama olsun...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederiz teyzosu ve kuzeni. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8130328913914078774?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8130328913914078774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8130328913914078774&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8130328913914078774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8130328913914078774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/04/teyzo-nun-hediyesi.html' title='TEYZO&apos; nun HEDİYESİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdOqj-VfyzI/AAAAAAAAATw/imvN78R90qo/s72-c/010.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2216704478347745863</id><published>2009-03-31T21:50:00.006+03:00</published><updated>2009-04-03T14:27:07.600+03:00</updated><title type='text'>GÜNEŞLENMEYE BAŞLADIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdXosZt-h9I/AAAAAAAAAUA/7W5QzcaDxM4/s1600-h/004.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320414384323725266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdXosZt-h9I/AAAAAAAAAUA/7W5QzcaDxM4/s400/004.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJoOV6dhWI/AAAAAAAAATo/Yg0XCI89ffc/s1600-h/012.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürekli soğuk esen rüzgarlardan dolayı epeydir balkona çıkamıyorduk. Bugün hava güzeldi, rüzgar yoktu. Saat onbir olmadan güneşlenmeye çıktık. On ,onbeş dakika güneşlendik. Eren etrafı seyretti, kuşların ötüşlerini dinledik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eğirdir gölünün birkaç poz fotoğrafını çektim balkondan.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2216704478347745863?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2216704478347745863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2216704478347745863&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2216704478347745863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2216704478347745863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/guneslenmeye-basladik.html' title='GÜNEŞLENMEYE BAŞLADIK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdXosZt-h9I/AAAAAAAAAUA/7W5QzcaDxM4/s72-c/004.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1987802768577440536</id><published>2009-03-31T21:26:00.005+03:00</published><updated>2009-10-28T22:22:05.111+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='El örgüsü'/><title type='text'>EREN' e KAZAK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJh99iPE-I/AAAAAAAAATg/ddQrBbMJh3E/s1600-h/002.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319421826996048866" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJh99iPE-I/AAAAAAAAATg/ddQrBbMJh3E/s400/002.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne zaman başladığımı unuttuğum kazak nihayet bitti. Tabii kış da bitti. Yine de bu sene giyilecek bir hava olur umudundayım, olmazsa da seneye inşallah Eren' e olur.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1987802768577440536?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1987802768577440536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1987802768577440536&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1987802768577440536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1987802768577440536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/eren-e-kazak.html' title='EREN&apos; e KAZAK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJh99iPE-I/AAAAAAAAATg/ddQrBbMJh3E/s72-c/002.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6731317166396517741</id><published>2009-03-31T19:59:00.006+03:00</published><updated>2009-03-31T20:50:48.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyuma sorunları'/><title type='text'>YENİ MODA UYUMALAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJXpKV8x4I/AAAAAAAAATY/dc5lii8HM9o/s1600-h/015.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319410474540648322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 343px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJXpKV8x4I/AAAAAAAAATY/dc5lii8HM9o/s400/015.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Kucakta sallayarak, ayakta sallayarak veya yatağında yatarak uyuma yok bugünlerde.Son günlerin modası, uykusu gelse bile sonuna kadar direnmek, en sonunda ben ona yiyecek hazırlarken sızmak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Anlamaya çalışıyorum, annesini arıyor, meme arıyor tamam; ama annesi geldiğinde de aynı durum devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hadi hayırlısı Eren.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6731317166396517741?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6731317166396517741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6731317166396517741&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6731317166396517741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6731317166396517741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/yeni-moda-uyumalar.html' title='YENİ MODA UYUMALAR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SdJXpKV8x4I/AAAAAAAAATY/dc5lii8HM9o/s72-c/015.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7360833492492928895</id><published>2009-03-27T13:49:00.005+02:00</published><updated>2009-03-31T22:25:56.071+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyuma sorunları'/><title type='text'>UYUTMA  SORUNLARI</title><content type='html'>Uyumaya direnç devam ediyor. Bir çocuk neden uyumaz uykusu geldiğinde. Karnı tok ise, bezi de temizse, uykusu da gelmişse neden uyumaz? ' Uyku ile bir sorunu mu var acaba ?' diye soruyorum ortalığa ? Hani doğuştan getirdiğimiz bilgiler içinde, olur a ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusu geldiğinde kucağıma alıyorum, yavaşça başlıyorum ninniye. O ne , çırpma makinesi gibi çırpmaya başlıyor ayaklarını.Tüm vücuduyla karşı koyuyor, kalkacağım ,uyumayacağım havalarında. Belki önceden uyuduğu arabasını istiyor diye düşünüyorum: 'Hayır Eren artık böyle uyuyacağız. Araba bitti.' diyorum. Anlıyor mu bilemiyorum. O direniyorsa ben de direnirim diyerek, kucağımda sallamaya devam ediyorum kararlı bir şekilde. Hatta bu kararlılık ninniye bile yansıyor bir ara.&lt;br /&gt;Yüzümü eliyle mıncık mıncık avuçluyor, emzik ağzında durmadan kuş diliyle birşeyler söylüyor. Cevap: ee ee...&lt;br /&gt;İtirazlar gittikçe cılızlaşıyor, kendini uykunun tatlı kollarına bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra uykusu geldiğinde yatağına yatırıp, kendi kendine uyuduğu günleri hayal ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7360833492492928895?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7360833492492928895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7360833492492928895&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7360833492492928895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7360833492492928895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/uyutma-sorunlari.html' title='UYUTMA  SORUNLARI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5536783456299703658</id><published>2009-03-24T13:06:00.010+02:00</published><updated>2009-05-14T22:52:27.737+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>ISIRGAN OTU KAVURMASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Scjsz7zN8vI/AAAAAAAAAS4/Kn3lzKhSYfo/s1600-h/005.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316759737080869618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Scjsz7zN8vI/AAAAAAAAAS4/Kn3lzKhSYfo/s400/005.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bu hafta Değirmen Çiftliğinden istediğimiz ürünler arasında ısırgan otu da vardı.15_20 günlük bir ısırgan çayı kürü yapayım diye düşünüyordum. Daha önceki yıllarda yapmış, oldukça da faydasını görmüştüm. Ama baktım ki demet oldukça büyük, her demlemeye 6-7 yaprak bitki koysam gerisi dayanmıyacak kür süresince. Birazını yıkayıp soğanla kavurdum, üstüne de bir yumurta kırdım. Fotoğrafta görülen yemek ortaya çıktı. Pek lezzetliydi bana göre.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Isırgan çayının sayısız faydaları varmış ama ben onu kan temizleyici ve içindeki demir özelliği nedeniyle tercih ediyorum. Çayı yaparken, yıkadığım yaprakları ufak doğrayıp demliğe koyuyorum, üzerine kaynamış su döküp 10 dakika kadar bekletiyorum, süzüp içiyorum. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki bardak.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5536783456299703658?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5536783456299703658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5536783456299703658&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5536783456299703658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5536783456299703658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/isirgan-otu.html' title='ISIRGAN OTU KAVURMASI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Scjsz7zN8vI/AAAAAAAAAS4/Kn3lzKhSYfo/s72-c/005.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1609107636157088817</id><published>2009-03-23T19:02:00.003+02:00</published><updated>2009-03-23T19:34:52.411+02:00</updated><title type='text'>EREN KİME BENZİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScfIBY86KdI/AAAAAAAAASo/7_mVdUJ8d3w/s1600-h/55kopuk_karinorg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316437811337505234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; CURSOR: hand; HEIGHT: 349px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScfIBY86KdI/AAAAAAAAASo/7_mVdUJ8d3w/s400/55kopuk_karinorg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Babaya hem de tıpa tıp. Bu daha doğmadan son aylarda çekilen ultrason görüntülerinde bile belliydi. Ama yine de doğduktan sonra Annesi aranıp durdu; gözleri bana benziyor değil mi? Olmadı dudakları ya da burnu diye epey bir arandı durdu. Ne var ki Ona benzeyen hiçbir yeri yoktu görünürde.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu teselli ettim: 'Belki iç organları sana benziyordur.'&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1609107636157088817?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1609107636157088817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1609107636157088817&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1609107636157088817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1609107636157088817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/eren-kime-benziyor.html' title='EREN KİME BENZİYOR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScfIBY86KdI/AAAAAAAAASo/7_mVdUJ8d3w/s72-c/55kopuk_karinorg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2174190053138627558</id><published>2009-03-22T21:52:00.010+02:00</published><updated>2009-04-01T20:31:26.125+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş çıkarma'/><title type='text'>HİÇ HALİMİZ YOK</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScahE8LwH9I/AAAAAAAAASg/0z696nzKXBQ/s1600-h/yeni+fotograflar+012.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316113516404416466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScahE8LwH9I/AAAAAAAAASg/0z696nzKXBQ/s400/yeni+fotograflar+012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren ateşi düştükten birkaç gün sonra bile kendisine gelemedi. Halsiz, birşey yemiyor.Bütün kazanımlarımızı geri verdik. Ne yumurta yedirebiliyoruz, ne çorbalarını içiyor.Sadece yumuşak şeyler için ağzını açıyor. O da birkaç kaşık o kadar. Yatağına bıraktım geçen gün biraz oynadı, baktım ki yorganın üstünde uyuyor. Ağzına baktık ki üst yan dişleri iyice kabarmış. Mama yedirirken başını mama sandalyesine koyup duruyordu.Kucağımda kolayca uyuması da ondandı sanırım. Bakalım bu sıkıntı bitince yine uyumaya direncimiz başlayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak için, insanın çabası doğumla başlıyor, aralıksız her dönemde farklı biçim ve durumlarla sonuna kadar devam ediyor. Her canlı için aynı sanırım. Bir gezi sırasında çektiğim bu papatyalar da, yaşam alanları betona döndürülse de yine bir yolunu bulmuşlar yaşamanın. Sonuna kadar ve sonsuza kadar çaba. Çaba göstermek ve karşılığını almak. Yaşamın anlamı bunda mı gizli ne!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2174190053138627558?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2174190053138627558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2174190053138627558&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2174190053138627558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2174190053138627558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/hic-halimiz-yok.html' title='HİÇ HALİMİZ YOK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScahE8LwH9I/AAAAAAAAASg/0z696nzKXBQ/s72-c/yeni+fotograflar+012.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8315882412807692667</id><published>2009-03-19T19:06:00.006+02:00</published><updated>2009-10-28T23:48:36.180+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk eğitimi'/><title type='text'>ÇOCUKLAR SESSİZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScKAAt9mYpI/AAAAAAAAASY/0YJvQ5xgSzE/s1600-h/20070508_baby.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 366px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314951260076925586" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScKAAt9mYpI/AAAAAAAAASY/0YJvQ5xgSzE/s400/20070508_baby.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Songül Tümkaya, çocukların giderek oyunlardan uzaklaştığını, bu nedenle çeşitli sorunlar yaşadığını vurguladı.Çocukların sosyalleşmesi, problem çözme becerisini arttırması ve kendisini ifade etmesi için oyunların çok önemli olduğuna dikkat çeken Tümkaya,' Oyundan uzaklaşan çocuklar zamanlarının çoğunu TV veya bilgisayar karşısında geçiriyor. Böylece yalnızlaşan çocuk saldırganlaşıyor.' dedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;'Okullarda şiddet ,' ' Çocuklarda depresyon', ' Çocuk istismarı' konularında çalışmalar yapan Tümkaya, ' Oyunlar, çocuklar için gerçek yaşamın küçük bir laboratuvarı gibi. Onlara çocukluklarını yaşatamıyoruz. Yakantop, mendil kapmaca, Saklambaç ve evcilik gibi oyunlardan hızla uzaklaştılar. Bencil ve saldırgan oldular.' diye konuştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haberin kaynağı: Cumhuriyet Gazetesi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8315882412807692667?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8315882412807692667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8315882412807692667&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8315882412807692667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8315882412807692667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/basindan-haberler.html' title='ÇOCUKLAR SESSİZ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/ScKAAt9mYpI/AAAAAAAAASY/0YJvQ5xgSzE/s72-c/20070508_baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-902553929410058705</id><published>2009-03-19T11:39:00.003+02:00</published><updated>2009-10-28T23:43:10.706+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek hastalıkları'/><title type='text'>NORMALE DÖNÜYORUZ</title><content type='html'>Bugün sabahtan beri ateş düşürücü şurup içirmeye gerek kalmadı, ateşi yükselmedi. Hepimiz sevindik. Daha iştahı yok, pek birşey yemiyor. Yavaş yavaş o da geçer herhalde. Uyutmak başlı başına bir olaydı Eren' i. Müthiş bir direnç gösteriyor uyumaya karşı. Bugün kucağımda sallayarak uyutabildim. Şaşırdık, bakalım önümüzdeki günlerde devam edecek mi böyle uyumaya. Geçen günlerde annesiyle konuşuyorduk, 'Ne güzel olurdu şöyle kucağımızda uyusa 'falan diye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-902553929410058705?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/902553929410058705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=902553929410058705&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/902553929410058705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/902553929410058705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/normale-donuyoruz.html' title='NORMALE DÖNÜYORUZ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-6014829689330789835</id><published>2009-03-17T23:13:00.014+02:00</published><updated>2009-10-28T23:01:43.250+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek hastalıkları'/><title type='text'>ATEŞLE TANIŞTIK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Dört gündür hastalıkla uğraşıyoruz. Önce Eren' in annesi hastalandı. İşyerinde üşütmüş. Soğuk algınlığı diyerek her zamanki evde yaptığımız ve yıllardır ilaca gerek duymadığımız tedavileri yaptık ama, bu kez birdenbire ateşin içinde buldu kendini, ateşi de düşmedi. Doktora gidildi. Doktor farenjit demiş. Meme verdiği için hızlı etki eden antibiyotik alamıyor. Süte geçmeyen pensilin türü bir hap vermiş, o da ancak bugün etkisini gösterdi. Ateş düşürücü olarak da parol içebilirmiş süt verenler.&lt;br /&gt;Annesi hasta olduğundan beri maske taktı Eren' i emzirirken, aynı odada da yatmadı ama yine de Eren bugün ateşlendi. Annesinin maske takması ve ayrı odada yatması işe yaramamıştı, çünkü gün boyunca aynı odada oturmuştuk. Ancak ateşlenince aklımıza geldi. Sirkeli sular koyduk alnına, ayaklarının altına. Şurup varmış evde ateş düşürücü onu verdik. Doktoruna telefon edildi, fitil önermiş. Bir de fitil kondu popodan. Ateş düşüyor, fitilin yeniden konabileceği saat gelmeden yeniden yükseliyor. Çünkü fitil 8 saat arayla konuyormuş.&lt;br /&gt;Annesi araştırdı yumurta akı bezin üstüne sürülüp ayak tabanına sarılınca ateşi düşürüyormuş. Onu da yaptık, sirkeli suya da devam ettik başına, koltuk altlarına ve ayağının altına. Doktora götürüldü yine de, solunum yolu enfeksiyonu demiş. Antibiyotiğe gerek görmemiş. Doktor sirkeli suyu önermemiş, ıslak bezi gezdirin alnında, koltuk altlarında demiş.&lt;br /&gt;Ateşi çıkaran neden bunlarla geçecek değil ama biraz rahatlatıyor genede. Bu arada katı hiçbir şey yemediği için, annesinin sütü de yetmediğinden, derin dondurucuya gelecek günler için koyduğumuz sütler çok işe yaradı.&lt;br /&gt;Şu ateş bir düşse.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-6014829689330789835?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/6014829689330789835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=6014829689330789835&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6014829689330789835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/6014829689330789835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/eren-ateslendi.html' title='ATEŞLE TANIŞTIK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-8255577540494805248</id><published>2009-03-14T13:30:00.010+02:00</published><updated>2009-03-19T19:28:57.579+02:00</updated><title type='text'>KARI SEYRETTİK</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbucSNXWlAI/AAAAAAAAASQ/d77HDkLs3_Q/s1600-h/007.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313012022052819970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbucSNXWlAI/AAAAAAAAASQ/d77HDkLs3_Q/s400/007.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                                        Evimizin arka manzarası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu gün Eğirdir' e kar yağdı. Pencereden karın yağışını izledim. Gökyüzünden sayısız taneciklerin aynı hızla, birbirlerine değmeden yeryüzüne inişlerini seyrettim. Gökyüzünden yeryüzüne inişleri olağanüstü bir ahenk içindeydi. Rüzgar yoktu, tanecikler savrulmadan, sakin, mutlu yere düşüyorlardı. Bir süre sadece gökyüzüne bakarak bu güzelliğin sessiz müziğini dinledim. Eren' le beraber de seyrettik biraz daha. Eren uyuyunca birkaç kare fotoğraf çektim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün o kar sadece dağlarda gözüküyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-8255577540494805248?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/8255577540494805248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=8255577540494805248&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8255577540494805248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/8255577540494805248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/kari-seyrettik.html' title='KARI SEYRETTİK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbucSNXWlAI/AAAAAAAAASQ/d77HDkLs3_Q/s72-c/007.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5442497656714518779</id><published>2009-03-13T19:13:00.020+02:00</published><updated>2009-10-28T22:53:11.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğal tedavi'/><title type='text'>İSVEÇ İKSİRİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sbq7IgaOP0I/AAAAAAAAASI/ZICuIHQ2vxU/s1600-h/015.JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 267px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312764465250189122" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sbq7IgaOP0I/AAAAAAAAASI/ZICuIHQ2vxU/s400/015.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsveç İksiriyle tanışmamız internetteki bir gruba katılmam dolayısıyla oldu. Bu iksiri Maria Treben tanıtmış topluma, Tanrı' nın Eczanesinden Sağlık adlı kitabıyla. Maria Treben'in kitabında faydalarını inceleyince:' Yok artık bu kadarı da fazla ' dediğimi anımsıyorum. O kadar çok şeye iyi geliyordu ki bu cümlenin söylenmesi fazla bir tepki sayılmazdı. Yine de, biraz şüpheyle de olsa kullanmaya başladık. Başlayış o başlayış. Kitabın bir yerinde Maria Treben kendi deneyimlerinizle de birçok yararını göreceksiniz diyordu ya, doğruymuş. Bu kadar yıldır, hani anımsamıyorum ama herhalde hiç antibiyotik ve grip ilacı kullanmadık ailece. Her zaman her yerde elimizin altında, çantamızda bulundu. Son yıllarda artık kendimiz yapmaya başladık. Gerçi faydasını düşünürsek pahalı gelmeyebilir insana ama yine de evde yapmak çok daha ucuza maloluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Üşüttük mü, içiyoruz, gargarasını yapıyoruz, burnumuza biraz pamukla koyuyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir yere mi çarptık hemen iksir koyuyoruz. Geçenlerde bir yakınımızın ayağına taşınırken gardolabın kapağı düştü: Başparmağı oldukça ağır ezilmişti. Bolca kantaron yağı sürdük, üstüne de bolca iksir koyup naylonla sardık. O kıvrandığı ağrı bir müddet sonra geçti ve şişme bile olmadıydı da her zaman olduğu gibi yine şaşırmıştık.&lt;br /&gt;Hani derler ya baş ağrısına, diş ağrısana işte öyle birşey.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;Faydasını saymak uzundur, herşeye iyi gelir desek de olur; yine de belli başlılarını yazayım:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçten ve dıştan kullanılıyor.&lt;br /&gt;İçten kullanımda suya ya da bitki çayına karıştırılarak bir çay kaşığı, bir tatlı kaşığı duruma göre bir yemek kaşığı da alınabiliyor.&lt;br /&gt;Dıştan kullanımda ise bir parça pamuk iksirle ıslatılıp kompres yapılıyor hasta bölgeye. Ama önce o bölgeye kantaron yağı ya da zeytinyağı sürülmesi iyi olur. Deri tahriş olmasın diye. Gerçi biz hiçbir şey sürmeden koyuyoruz herhangi bir tahriş falan olmadı. Belki hassas ciltler için gerekiyordur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tek dikkat edilmesi gereken içten kullanıldığında iki saat süreyle süt içilmemesi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10 yaş altı çocuklarda içten kullanım denenmemiş bir de gebelere önerilmiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;-Mide, safrakesesi, romatizma ağrılarında&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Kan temizliğinde 2-3 haftalık kürler yapılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Uykusuz kişiler mayıs papatyası çayı içine 1 tatlı kaşığı katarak yatmadan önce içebilirler. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Sabah akşam kullanılırsa bağışıklık sistemini güçlendirir. Bedeni güçlü kılar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Gırtlak, yutak, dişeti iltihaplarında çok işe yarıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Sivilcelerin üstüne dıştan kompres yapılır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Arı, böcek , sivrisinek sokmalarında kompres yapılınca şişmez, kaşınmaz.&lt;br /&gt;-Burkulmalarda, çarpmalarda kompres yapılınca şişmez, ağrılar geçer.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha sayamayacağım birçok rahatsızlıkta fayda sağlayan bir iksir. Bulanlara ve yayılmasını sağlayanlara teşekkürümüz çok.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda daha çok bilgi için: Bir Yudum Sağlık ( Yazan: Niyazi Eröztürk )&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5442497656714518779?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5442497656714518779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5442497656714518779&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5442497656714518779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5442497656714518779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/isvec-iksiri.html' title='İSVEÇ İKSİRİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sbq7IgaOP0I/AAAAAAAAASI/ZICuIHQ2vxU/s72-c/015.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1370888981654081812</id><published>2009-03-11T21:34:00.018+02:00</published><updated>2009-05-14T23:04:52.259+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuvalet eğitimi'/><title type='text'>TUVALET EĞİTİMİNE BAŞLADIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbgfFNCEIoI/AAAAAAAAARo/l5L6e0MUaN8/s1600-h/sandalye.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312029934741627522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 358px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbgfFNCEIoI/AAAAAAAAARo/l5L6e0MUaN8/s400/sandalye.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ankara'ya son gidişimde Samanpazarı'na uğradım, Eren' e lazımlık almaktı amacım. İlk torunumda kullandığımız ve çok rahat ettiğimiz tahta lazımlıktan alacaktım hemen ilk hasırcıdan. Ancak Samanpazarı'nda bulurum bir ihtimal diyordum kendi kendime. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zamanın hızlı değişiminin her alana yansıdığını unutmuş değildim de, bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Çünkü ne ilk dükkanda, ne de diğer dükkanlarda aradığım lazımlık yoktu. Hatta dükkan sahiplerinin çoğu bilmiyordu bile. Birisi ' Artık onlardan satılmıyor, naylonları çıktı ya.' dedi. Zaten hasırcıların da nesli tükenmeye başlamış neredeyse. Kalan dükkanlarda satılan hasırların çoğu da Çin üretimiydi besbelli. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de dar sokakları dolaşmaya devam ettim, her bulduğum dükkana açıklaya, anlata sordum. Son olarak bir dükkana girdim ümitsizce soruyu yineledim:' Lazımlık var mı? ' Adam durdu, çevresine bakındı :' Bir tane olacaktı şuralarda. ' diye köşelerden bir yerden bulup getirdi:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;'Bundan mı?' Evet ondandı. Bu soyu tükenen lazımlığı yedi liraya aldım. Evde bir güzel yıkadım. Bir de minder diktim. Eren' e götürmek için hazırladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312030142331755010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 278px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbgfRSXaGgI/AAAAAAAAARw/q2G3hS4j2Jk/s400/san1.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün lazımlığa oturtup ' çişşşş, çişşşş' diye söylenmeye başladım. Yüzüme bakıp ne demek istediğimi anlamaya mı çalışıyordu yoksa ' Bu kadına ne oluyor böyle ?' mi demek istiyordu anlayamadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama ilk kakasını yaptı yine de.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1370888981654081812?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1370888981654081812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1370888981654081812&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1370888981654081812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1370888981654081812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/tuvalet-egitimine-basladik.html' title='TUVALET EĞİTİMİNE BAŞLADIK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbgfFNCEIoI/AAAAAAAAARo/l5L6e0MUaN8/s72-c/sandalye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-4067280492133876621</id><published>2009-03-09T22:48:00.009+02:00</published><updated>2009-03-09T23:56:36.742+02:00</updated><title type='text'>HARÇLIK VERME MAKİNESİ</title><content type='html'>Basından okuduğum bu haber çocukların ne kadar yaratıcı olduklarını gösteriyor. Bunda eğitim, yönlendirme ve ortam sağlamak çok önemli. Keşke her çocuk böyle olanaklara sahip olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;AR-EL Koleji Anaokulu öğrencileri, '10. İcatlar ve Mucitler Günü'nde yaptıkları birbirinden ilginç makineleri sergilediler. Mikropları yok eden, düşleri gerçekleştiren makinelerin sergilendiği günde Mustafa Atakan'ın harçlık verme makinesi büyük ilgi gördü. Atakan, 'Babam makineye para koyuyor. Okulda makinenin üzerindeki şifreyi yazıp para alabiliyoruz' dedi. (Cumhuriyet Gazetesi-Mart 2009)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-4067280492133876621?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/4067280492133876621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=4067280492133876621&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4067280492133876621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/4067280492133876621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/harclik-verme-makinesi.html' title='HARÇLIK VERME MAKİNESİ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2229803460038140160</id><published>2009-03-09T22:44:00.003+02:00</published><updated>2009-10-28T23:42:22.551+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>Eren'in Menüsü 9 aylık</title><content type='html'>Yumurta beyazı, bal, tereyağı, tuz ve şekerli yiyecekler dışında herşeyden azar azar yedirmeye çalışıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2229803460038140160?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2229803460038140160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2229803460038140160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2229803460038140160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2229803460038140160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/erenin-menusu-9-aylk.html' title='Eren&apos;in Menüsü 9 aylık'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-7639022185693541442</id><published>2009-03-09T22:41:00.004+02:00</published><updated>2009-10-28T23:42:04.223+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>Eren'in Menüsü 7-8 aylık</title><content type='html'>Sabahları: İyi pişmiş yumurta sarısı ile mandalina ya da portakal suyu (Yumurta sarısındaki demirin emilimi için C vitamini gerekli)&lt;br /&gt;Tuzu alınmış peynir. Acıkma durumuna göre bir iki saat sonra meyve: Muz, elma veya armut rendesi, kivi, avokadodan herhangi biri.&lt;br /&gt;Öğleyin: Sebze çorbası, mercimek çorbası veya yoğurtlu un çorbası (Dönüşümlü olarak veriyoruz) İki saat kadar sonra ( acıkınca ) yine meyve.&lt;br /&gt;Sabah erken saatte ve geceleri meme emiyor.&lt;br /&gt;Akşam üzeri yoğurt veya kefir veya un muhallebisi pekmezli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-7639022185693541442?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/7639022185693541442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=7639022185693541442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7639022185693541442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/7639022185693541442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/erenin-menusu-7-8-aylk.html' title='Eren&apos;in Menüsü 7-8 aylık'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2513490527760675292</id><published>2009-03-07T11:33:00.018+02:00</published><updated>2009-10-28T23:36:39.760+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar ve oyuncaklar'/><title type='text'>EREN ZITLIKLARI ÖĞRENİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbJFKN7FX9I/AAAAAAAAARg/xqrv-NIW6Xc/s1600-h/Ying_Yang___Duality.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310382952461721554" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbJFKN7FX9I/AAAAAAAAARg/xqrv-NIW6Xc/s400/Ying_Yang___Duality.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;Çocukluk dönemlerinde öyle zamanlar vardır ki, beyinde bazı kapılar açılır ve gelecek içeriye alınır.&lt;/em&gt; &lt;div&gt;&lt;em&gt;Graham Greene&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;0-3 yaş arasında insan beyni sünger gibi emici. Ne görse kaydediyor. Bu yaş aralığında bebeğe verilen eğitim, gösterilen ilgi-sevgi, oynatılan oyunlar, keşfedebileceği değişik nesneler, yerler, günlük yapılan yoga zihinsel ve bedensel gelişimde çok önemli. Çünkü bu yıllarda beyindeki sinir hücreleri ve sinapatik yoğunluk arasındaki bağlantı çok büyük bir hızla gerçekleşiyormuş. Dolayısıyla yeterli uyarı ve eğitim ile beyin bağlantılarının kalıcılığı sağlanıyor. Yani geri dönüşü olmayan, çok önemli yıllar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annesi de birçok kaynaktan araştırma yapıyor. Eren'e 0-3 yaş arası verebileceğimiz en iyi eğitimi vermeye çalışıyoruz.:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;-Sürekli karşılıksız sevgi ve ilgi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Günlük bebek yogası&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Zeka geliştirici oyunlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Müzik dinletmek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Şarkı söylemek, dans etmek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Evin değişik yerlerini gezdirerek tanıtmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yaptığımız işleri anlatmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Farklı ses çıkaran oyuncaklarla beraber oynamak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Mümkün olduğunca farklı nesnelere dokunmasını sağlamak ve onların ne olduğunu, ne şekilde ve ne renk olduğunu anlatmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Çeşitli kitapları (büyük, küçük, resimli, yazılı) beraber incelemek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Farklı yapıdaki kağıt, naylon, karton gibi şeylere dokundurarak tanıtmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Farklı kokuları tanıtarak koklatmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Dışarıda değişik yerleri gezdirmek ve farklı insanlarla iletişim kurmasını sağlamak, vb.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde yavaş yavaş zıtlık kavramını anlatmaya başladık. Anlatırken kafasını kaldırıp yüzümüze bakıyor bazen. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Havaya kaldırıp gezdirirken 'yüksek', aşağıya indirince 'alçak' diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elini ılık ve soğuk suya değdirip, 'ılık' veya 'soğuk' diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yumuşak ve sert oyuncaklara dokundurup 'yumuşak' veya 'sert' diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önümüzdeki günlerde farklı uygulamalar yapacağız Eren'le. Yaptıkça size de anlatacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2513490527760675292?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2513490527760675292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2513490527760675292&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2513490527760675292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2513490527760675292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/eren-zitliklari-ogreniyor.html' title='EREN ZITLIKLARI ÖĞRENİYOR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SbJFKN7FX9I/AAAAAAAAARg/xqrv-NIW6Xc/s72-c/Ying_Yang___Duality.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2260091926364120396</id><published>2009-03-05T15:51:00.007+02:00</published><updated>2009-05-14T23:05:34.042+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>KİTAP AŞKIMIZ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa5Yvj7T2UI/AAAAAAAAARA/FDEcM3SpBM8/s1600-h/DSC00227.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309278584837495106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa5Yvj7T2UI/AAAAAAAAARA/FDEcM3SpBM8/s400/DSC00227.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eren en çok kitaplarla oynamayı seviyor. Önünde renkli renkli, her türden ses çıkaran oyuncaklar dururken, o onları bir hamlede sağa sola fırlatıp kitaba doğru gitmeye çalışıyor. Tabii emekleyemediği için bir yatıyor bir kalkıyor, derken bir şekilde kitaba ulaşıyor. Önce kitaba bir göz atıyor, sonra yerden yere vuruyor. Kitapcağız kendine gelememişken tadına da bakmayı ihmal etmiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitapla uzun süre yuvarlanarak oyalanıyor:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa5YlhdPx8I/AAAAAAAAAQ4/lKBKyuYBaQs/s1600-h/DSC00226.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309278412375836610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa5YlhdPx8I/AAAAAAAAAQ4/lKBKyuYBaQs/s400/DSC00226.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5 aylıkken de dergi, gazete mıncıklamaya çok meraklıydı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309707449036290114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 158px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa_eyvkNuEI/AAAAAAAAARY/jCNGPtjUGXA/s200/eren+1349x1713.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Annesi kitap okuyor ama Eren'in aklı sadece kitabı yemekte olduğu için dinlemiyor doğal olarak. Umarım büyüyünce kitapları karıştırmayı ve okumayı sever. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2260091926364120396?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2260091926364120396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2260091926364120396&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2260091926364120396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2260091926364120396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/kitap-askimiz.html' title='KİTAP AŞKIMIZ'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Sa5Yvj7T2UI/AAAAAAAAARA/FDEcM3SpBM8/s72-c/DSC00227.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-59014129205066609</id><published>2009-03-03T12:57:00.004+02:00</published><updated>2009-03-03T13:03:18.296+02:00</updated><title type='text'>ÇOCUK OLMAK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eren' in büyümesini izlerken, gençlikte çocuk büyütmekle, bu yaşta çocuk büyütmenin farklı duygularını yaşıyorum. Gün boyunca yaptıklarını, büyüklerin davranışlarıyla kıyaslıyorum. Ne kadar özgür, içten ve istediğince yaşadığını görüyorum. Ne denli zor uyusa da, uykusu geldiğinde uyuyor, acıktığında yemek istiyor, keyfince gülüyor, gülümsüyor. Bakıyorsunuz gülmek için bahaneler yaratıyor; pişt deseniz kikirdiyor. Gülmeye doyunca başka şeylerle meşgul oluyor. Hep bir işi var; ya oyun oynuyor, ya etrafı inceliyor, gözlüyor, ya da elinin uzandığı her şeyi yakalamaya çalışıyor. Ne isterse onu yapıyor ve yaptırıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İnsanın yeniden çocuk olası geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-59014129205066609?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/59014129205066609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=59014129205066609&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/59014129205066609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/59014129205066609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/cocuk-olmak.html' title='ÇOCUK OLMAK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2190627497124507133</id><published>2009-03-02T10:53:00.009+02:00</published><updated>2009-03-02T17:08:02.674+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kullandığımız Baharatlar'/><title type='text'>ZERDEÇAL  (Kullandığımız Baharatlar)</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaufUC7td2I/AAAAAAAAAQw/6mzDT2pKmS8/s1600-h/Turmeric.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308511752519776098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaufUC7td2I/AAAAAAAAAQw/6mzDT2pKmS8/s320/Turmeric.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zerdeçalı kök olarak alıyoruz. Çok sert odunsu bir yapısı var bu yüzden toz haline getirmek kolay değil. Önce kalın bir bezin içinde sert bir zeminde ufak parçalara ayırıyoruz, sonra elektrikli kahve değirmeninde un haline getirene kadar çekiyoruz. Uygun olan yemeklere atıyoruz bir parça, zencefil ve tarçınla bala karıştırıp macun halinde günde bir çay kaşığı yiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bildiğimiz etkileri:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Enerji verir. Yenileyici, temizleyici etkisi vardır. Karaciğeri arındırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Alerji, alerjik astım, deride kaşıntıda kullanılır. Bedendeki zehri nötrleştirir. Kolesterolü düşürür. Sütle alındığında etkisi düzenleyici olur. Antiseptik ve onarıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Not: Burada anlatılanlar bizim uyguladığımız tavsiyelerdir. Siz uygulamadan önce lütfen doktorunuza danışınız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2190627497124507133?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2190627497124507133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2190627497124507133&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2190627497124507133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2190627497124507133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/zerdecal-kullandgumz-baharatlar.html' title='ZERDEÇAL  (Kullandığımız Baharatlar)'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaufUC7td2I/AAAAAAAAAQw/6mzDT2pKmS8/s72-c/Turmeric.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-896839761448371161</id><published>2009-03-01T23:04:00.009+02:00</published><updated>2009-11-05T22:30:35.469+02:00</updated><title type='text'>Eren Büyürken Uygulamaya Çalıştıklarımız</title><content type='html'>*Poposunu temizlerken ıslatılmış pamuk kullanıyoruz.&lt;br /&gt;*Pişiklerde kantaron yağının çok faydasını gördük.&lt;br /&gt;*Fişe takılı elektrikli eşyaların yakınında tutmuyoruz. (Radyasyon yaydığı için)&lt;br /&gt;*Cep telefonundan uzak tutuyoruz. (Radyasyon beyne zarar veriyor)&lt;br /&gt;*Televizyon seyrettirmiyoruz.&lt;br /&gt;*Annesi fazla sütünü sağıyor, buzluğa atıyoruz.&lt;br /&gt;*Organik ürünler tercih ediyoruz.&lt;br /&gt;*Cam biberon kullanıyoruz.&lt;br /&gt;*Kucağa almaktan kaçınmıyoruz.&lt;br /&gt;*Müzik dinletiyoruz. (Farklı türde müzik: En çok klasiklerden Mozart, Bach, Vivaldi; new age tarzı *Kitaro, Merlin's Magic)&lt;br /&gt;*Yapabileceği şeyleri yapmıyoruz. (Uzanabileceği oyuncağını kendisinin alması gibi)&lt;br /&gt;*Çocuk arabasını ev içinde kullanıyoruz, çok rahat ettik. Arabasıyla ev içinde gezinti yapmayı çok seviyor, uyutmak için de gezdiriyoruz bazen. Ama artık arabadan dışarı çok uzanmaya başladı, yakında arabayı sadece dışarıda kullanacağız.)&lt;br /&gt;*Evde sağlıklı oyuncaklar yapıyoruz.&lt;br /&gt;*Annesi Eren her istediğinde emziriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-896839761448371161?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/896839761448371161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=896839761448371161&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/896839761448371161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/896839761448371161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/03/eren-buyurken-uygulama-calstklarmz.html' title='Eren Büyürken Uygulamaya Çalıştıklarımız'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-2543288654658030936</id><published>2009-02-28T00:36:00.005+02:00</published><updated>2009-03-02T23:47:25.879+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><title type='text'>KEFİR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaiJ9QdvhUI/AAAAAAAAAQQ/jo-RmCqBtKo/s1600-h/kefirtane.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307643846340871490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaiJ9QdvhUI/AAAAAAAAAQQ/jo-RmCqBtKo/s400/kefirtane.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Resimde görüğünüz sevimli şeyler kefir taneleri. Türkler tarafından bulunduğu ispat edilmiş olan kefir içerek birçok hastalığı önleyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kefir tanelerini ılık sütün içine koyup oda sıcaklığına bıraktığınızda 12 - 24 saat içerisinde kefir içeceği oluşuyor. Sonra afiyetle içiyorsunuz. Hazırını almaktansa evde kendimiz doğal olarak yapmayı tercih ediyoruz. Hazır olanları biraz daha ekşi oluyor, evde yapılanı kendiniz ayarlayabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307644750423702690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaiKx4b4vKI/AAAAAAAAAQo/VerSj8yJ6_c/s320/kefir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eren de çok seviyor, hemen hemen hergün veriyoruz. Bebeklikten itibaren içilen kefir, ileride ortaya çıkabilecek birçok hastalıktan koruyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta kefirin anne sütünü arttırdığını öğrendik, gerçekten faydası oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-2543288654658030936?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/2543288654658030936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=2543288654658030936&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2543288654658030936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/2543288654658030936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/02/kefir.html' title='KEFİR'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaiJ9QdvhUI/AAAAAAAAAQQ/jo-RmCqBtKo/s72-c/kefirtane.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-1172434827761352603</id><published>2009-02-26T17:00:00.003+02:00</published><updated>2009-02-26T17:03:32.240+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek oyunları'/><title type='text'>OYUN PARKI</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307120424117704626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 233px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Saat6EvBl7I/AAAAAAAAAP4/crVxvXXBeVk/s400/oyunpark%C4%B11.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307120609015798930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaauE1iKnJI/AAAAAAAAAQA/IwR9UzOhgVg/s400/oyunpark%C4%B12.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren iyice hareketlendi, henüz emeklemeye başlamadı ama yattığı yerden kalkıp oturuyor, sağa sola yuvarlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oyun oynarken oturduğu yerde durmuyor artık. Bu yüzden etrafını yastıkla çevirip öyle oturtuyorduk. Sanırım çevresindeki yastıklardan sıkıldı ve onları alıp fırlatmaya başladı. Biz de ona evin bir odasında oyun parkı hazırladık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kullanmadığımız battaniye ve yorganları üst üste koyarak Eren düştüğünde canı acımayacak yumuşaklıkta geniş bir park yaptık. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eren artık özgürce yuvarlanıyor, düşe kalka rahatça oyuncakları ile oynayabiliyor. Gerçekten çok yumuşak olmuş, ben de çoğu zaman onun yanında oturuyorum. Oturmasam da bir süre sonra çağırıyor zaten:))&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307120718725372434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaauLOO92hI/AAAAAAAAAQI/_lcY-NlvWuQ/s400/oyunpark%C4%B13.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-1172434827761352603?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/1172434827761352603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=1172434827761352603&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1172434827761352603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/1172434827761352603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/02/oyun-parki.html' title='OYUN PARKI'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/Saat6EvBl7I/AAAAAAAAAP4/crVxvXXBeVk/s72-c/oyunpark%C4%B11.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6521175830771674112.post-5380116071681475185</id><published>2009-02-25T15:59:00.002+02:00</published><updated>2009-05-14T23:00:42.437+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>YUMURTA YEDİRMEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaVObeTqcEI/AAAAAAAAAPw/UXsj1j6P_04/s1600-h/yum.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306733969824968770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 243px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaVObeTqcEI/AAAAAAAAAPw/UXsj1j6P_04/s400/yum.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yumurta yedirmek diğer besinlerin içinde en zoru. Ağzını kilitliyor, mümkün değil açmıyor. Yumurta derken tabii sarısından bahsediyorum, iyice pişmiş olacak. Önceleri yumurtanın sarısını ezip, birazcık su ile karıştırıyordum. Muhallebi kıvamında hemen hemen. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine de ağzına zorla veriyorum, versem de yutması kolay olmuyordu. Bir kaşık da su veriyordum arkasından.&lt;br /&gt;Yumurtayla ilgili bir araştırma yapmıştım internette, orada yumurta sarısında demir olduğundan; demirin de emilimi C vitamini ile olduğundan söz ediyordu. &lt;a href="http://homepage.uludag.edu.tr/~mtayar/YUMURTA%20BESLENME.htm"&gt;http://homepage.uludag.edu.tr/~mtayar/YUMURTA%20BESLENME.htm&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ondan sonra yumurta sarısı ile mandalina veya portakal suyu veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306733853345241458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 328px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaVOUsYu2XI/AAAAAAAAAPo/a8WL8vJuWBA/s400/port.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yumurta kaşığı gelirken ağzını açmayan Eren, portakal suyu için atılıyor. İki kaşık portakal suyunun arkasından bir kaşık yumurta sarısı vererek yediriyorum. Daha rahat oluyor.&lt;br /&gt;Yumurta ile birlikte peynir yedirilmemesi öneriliyor. Demir ile kalsiyum bir arada sakıncalı demek ki. Ama biz bunu hep yapıyoruz. Dikkat edeceğiz artık.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6521175830771674112-5380116071681475185?l=anneanneningunlugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/feeds/5380116071681475185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6521175830771674112&amp;postID=5380116071681475185&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5380116071681475185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6521175830771674112/posts/default/5380116071681475185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anneanneningunlugu.blogspot.com/2009/02/yumurta-yedirmek.html' title='YUMURTA YEDİRMEK'/><author><name>Salime Alan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08792666100813735842</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gIkM_SJf5P8/SaVObeTqcEI/AAAAAAAAAPw/UXsj1j6P_04/s72-c/yum.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
