Doğal tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğal tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2009 Çarşamba

KANTARON YAĞI VE İKSİR

Geçen hafta yerden birşey alırken dengem bozuldu, ters bir hareket oluştu ve bacağım zorlandı,dizimin arka tarafının gerildiğini hissettim. Ertesi gün ayak üstünde biraz fazla zaman geçirdiğimden o bölgede başlayan ağrılar arttı, giderek dayanılmaz oldu. Ayak üstünde duramaz oldum, oturunca kalkamıyordum, kalkınca da ayağımı sürüyerek hareket ettirebiliyordum. Gece bir ara hazırlanıp acile gitmeye karar verdim, kapıdan geri döndüm bu gece dinlenince bakalım nasıl olacak diye.Ağrının artmasıyla birlikte hemen bolca kantaron yağıyla ovarak üstüne biraz pamuğa döktüğüm isveç iksirini koydum. Sabaha kadar tekrar, tekrar bunu tazeledim. Sabah ağrım hafiflemişti ama ayağımın üstüne basınca ağrılar yeniden başlıyordu. Gün boyunca da yine kantaron yağı ile masaj yapıp üstüne isveç iksiri koydum. Şiddetli ağrılar yokolmuştu ya, ayağa kalkınca yine acılarım devam ediyordu. Buna üç gün devam ettim. Bir de baktım ki artık ayağımı sürümüyorum ve topallamıyorum.

Elimde bitkilerle ilgili birçok kitap var. Bunların içinde kantaron yağının nelere iyi geldiği, nasıl kullanıldığıyla ilgili bilgiler olmasına karşın yıllarca hiç ilgilenmemişim. Bir gün elindeki yarayla ilgili konuştuğum bir arkadaş " kantaraon yağı " sürdüğünü başka birşey kullanmadığını söyledi. İyileştirici ve hücre yenileyici özelliğinden bahsetti. Onunda bitkilerle ilgili bilgisine güvendiğimden, hemen kitaplarımdan araştırdım. O günden beri İsveç iksirinin yanında kantaron yağı da yerini aldı.

Böylece bir ağrıyı daha atlatmış oldum. Ama beklemeyip doktora gitseydim belki de daha çabuk geçecekti bilemiyorum.

Not:Bunlar kendi deneyimlerim. Kimseye tavsiye amacım yoktur.

27 Ekim 2009 Salı

GRİP VE ARDIÇ YAĞI

Geçen hafta ailecek grip olduk. Nerden geldiği belli olmayan bir grip. Bir anda boğaz ağrısı, baş ağrısı derken burun akıntısı da tüm şiddetiyle kendini gösterdi. Eren de aynı. Hapşırıyor, burnu akıyor, ateşi yükseliyor. O' na ateş düşürücü ilaçlarını verdik, burnuna damla damlattık. Kendimiz için ise her zaman elimizin altında bulunan isveç iksiri, kantaron yağı , ardıç yağı, zencefil, havlucan, ıhlamur, tarçın ve karanfilden oluşan karışık bitki çayına başvurduk. Bir de tuzlu su. Burun akıntısı yeni başladığında ele biraz tuzlu su koyup burna çekilerek burun içi hiç olmazsa yarım saatte bir yıkanırsa nezleyi ilerlemeden durduruyor. Aynı şeyi biraz sulandırarak hazırladığımız isveç şurubuyla da yaptık. Yetmedi birazcık kaynayan suya bir kaç damla ardıç yağı damlatıp buharını kokladık. Burundan nefes alınmayacak kadar olan tıkanıklığı bile hemen açıyor. Adaçayı kaynatıp boğazımız için sık sık gargara yaptık. Yine biraz sulandırarak hazırladığımız isveç şurubuyla da gargara yaptık. Boğaz ağrısının ilerlemesine izin vermedik sanki. Ardıç yağı bir kesme şeker üzerine birkaç damla damlatılarak ağızda emilirse boğaza o da iyi geliyor. Bir ara bu yağdan azıcık burnuma süreyim, daha çabuk iyileştirir gibi bir düşünceye kapıldıysam da bu bana bir müddet çığlıklar atarak dövünmeme mal oldu. Hemen kantaron yağıyla bolca yağladım da o dayanılmaz acıyı aldı. Ey mucizeleri bitmez doğa!. Birinin yaktığını öbürü söndürüyor. Böylece ardıç yağının direk olarak kullanılmayacağını deneyimleyerek öğrendim. Kantaron yağına gitti aklım herhalde. Onu her ağrıyan, acıyan yere bolca boca ettiğimizden olacak. Her kuşun eti yenmez misali.
Boğaz ve burnu böyle hallettik, sabah akşam bir tatlı kaşığı iksiri sulandırıp içtik. Yine sabah akşam zencefil, tarçın, havlucan ve karanfili kaynatıp üstüne biraz ıhlamur atıp demleyip içtik. Ateş ve kırgınlık içinse birer Parol yuttuk. İşte o kadar. Aynı gün geceyi bile rahat geçirdik, ertesi güne çok da fazla bir şikayetimiz kalmamıştı. Ama biz yine iksire ve çayımıza devam ettik. Zaten bu zencefilli çay normal zamanlarda da içilecek, bünyeyi kuvvetlendiren bir çaydır.
Bir gribi daha ilerlemeden böylece nerden geldiğini bilmediğimiz yere yolcu ettik.

13 Mart 2009 Cuma

İSVEÇ İKSİRİ


İsveç İksiriyle tanışmamız internetteki bir gruba katılmam dolayısıyla oldu. Bu iksiri Maria Treben tanıtmış topluma, Tanrı' nın Eczanesinden Sağlık adlı kitabıyla. Maria Treben'in kitabında faydalarını inceleyince:' Yok artık bu kadarı da fazla ' dediğimi anımsıyorum. O kadar çok şeye iyi geliyordu ki bu cümlenin söylenmesi fazla bir tepki sayılmazdı. Yine de, biraz şüpheyle de olsa kullanmaya başladık. Başlayış o başlayış. Kitabın bir yerinde Maria Treben kendi deneyimlerinizle de birçok yararını göreceksiniz diyordu ya, doğruymuş. Bu kadar yıldır, hani anımsamıyorum ama herhalde hiç antibiyotik ve grip ilacı kullanmadık ailece. Her zaman her yerde elimizin altında, çantamızda bulundu. Son yıllarda artık kendimiz yapmaya başladık. Gerçi faydasını düşünürsek pahalı gelmeyebilir insana ama yine de evde yapmak çok daha ucuza maloluyor.

Üşüttük mü, içiyoruz, gargarasını yapıyoruz, burnumuza biraz pamukla koyuyoruz.

Bir yere mi çarptık hemen iksir koyuyoruz. Geçenlerde bir yakınımızın ayağına taşınırken gardolabın kapağı düştü: Başparmağı oldukça ağır ezilmişti. Bolca kantaron yağı sürdük, üstüne de bolca iksir koyup naylonla sardık. O kıvrandığı ağrı bir müddet sonra geçti ve şişme bile olmadıydı da her zaman olduğu gibi yine şaşırmıştık.
Hani derler ya baş ağrısına, diş ağrısana işte öyle birşey.

Faydasını saymak uzundur, herşeye iyi gelir desek de olur; yine de belli başlılarını yazayım:
İçten ve dıştan kullanılıyor.
İçten kullanımda suya ya da bitki çayına karıştırılarak bir çay kaşığı, bir tatlı kaşığı duruma göre bir yemek kaşığı da alınabiliyor.
Dıştan kullanımda ise bir parça pamuk iksirle ıslatılıp kompres yapılıyor hasta bölgeye. Ama önce o bölgeye kantaron yağı ya da zeytinyağı sürülmesi iyi olur. Deri tahriş olmasın diye. Gerçi biz hiçbir şey sürmeden koyuyoruz herhangi bir tahriş falan olmadı. Belki hassas ciltler için gerekiyordur.

Tek dikkat edilmesi gereken içten kullanıldığında iki saat süreyle süt içilmemesi.
10 yaş altı çocuklarda içten kullanım denenmemiş bir de gebelere önerilmiyor.

-Mide, safrakesesi, romatizma ağrılarında
-Kan temizliğinde 2-3 haftalık kürler yapılıyor.
-Uykusuz kişiler mayıs papatyası çayı içine 1 tatlı kaşığı katarak yatmadan önce içebilirler.
-Sabah akşam kullanılırsa bağışıklık sistemini güçlendirir. Bedeni güçlü kılar.
-Gırtlak, yutak, dişeti iltihaplarında çok işe yarıyor.
-Sivilcelerin üstüne dıştan kompres yapılır.
-Arı, böcek , sivrisinek sokmalarında kompres yapılınca şişmez, kaşınmaz.
-Burkulmalarda, çarpmalarda kompres yapılınca şişmez, ağrılar geçer.
Daha sayamayacağım birçok rahatsızlıkta fayda sağlayan bir iksir. Bulanlara ve yayılmasını sağlayanlara teşekkürümüz çok.

Bu konuda daha çok bilgi için: Bir Yudum Sağlık ( Yazan: Niyazi Eröztürk )

19 Şubat 2009 Perşembe

KANTARON YAĞININ FAYDALARI

Kantaron yağını uzun zamandır kullanıyoruz.Eski, yeni farketmez yaralarda, bir yere çarptığınızda oluşan kızarıklık ve morluklarda, kaşıntılarda, sırt ve bel ağrılarında, yanıklarda çok kullandık.Kısa sürede iyileştirdiğini gördük.
Eren geceleri ağlayarak uyandığında, susturamadığımızda karnına kaç kez sürdük ılıcık yapıp işe yaradı.Poposu biraz kızardığında sürdük hemen iyileştirdi.
Daha birçok yararı olan bir yağ.Hücre yenileyici özelliği var.
Kantaron yağının elde edildiği sarı kantaron bitkisi çay olarak da kullanılıyor. Basında okumuştum:Kimyasallardan oluşan kanseri önlüyormuş.(Egzos gazı, yanmış et, sigara dumanı gibi)Sarı kantaronun diğer bir adı da kılıçotu.Binbirdelik otu da deniyormuş.
Depresyona iyi geldiği zaten biliniyor.

Kaynak:Bir Yudum Sağlık
Niyazi Eröztürk