bebek beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2009 Perşembe

BİBERONU DA BIRAKTIK

Ani bir kararla Eren' e biberonu bıraktırma kararı alındı. Eren' e soran yok. Başlarken de sorulmamıştı. Zaten hep birileri bizler için, herkes için sürekli kararlar almıyor mu? Bu da öyle işte. Biberon bu güne dek işimize yararken, artık sorun olmaya başladı: Memeden kestikten sonra, biberon meme gibi kullanılmak istendi Eren tarafından. Gece kesintisiz bir uyku uyuyayım diye Annesi memeden kesti. Ama memeye kalkar gibi biberon istemeye başladı Eren. İçine ne koyacağımızı bilemez olduk. Çünkü nerdeyse sabaha kadar 4 - 5 kez biberondan birşeyler içmek istiyordu. Süt koysak o kadarı fazla, bazen mama yaptık, bazen kefir ya da ayran koyduk. Zaten gece sabaha kadar uyuyup- uyanıp sürekli birşeyler içmesi de önerilmiyor, düşününce de doğru gelmiyor zaten. Akşam karnını iyice doyurup, suyunu içirip yatıralım, sabaha kadar birşey vermeyelim buna alıştıralım diye düşünüldü ve uygulandı. Birkaç gece sabahlama ve Eren' in feryatlarının gecenin sessizliğinde yankılanması göze alınarak.
Ve o feryatlar ilk gece oldukça uzun bir süre yankılandı sessiz odalardan, ıssız karanlıklara doğru.
İkinci gece biraz şiddeti azaldı, üçüncü gece biraz daha. İşte biberon da unutuldu.
Artık kesintisiz, deliksiz bir uyku uyur hane halkı sabaha kadar denildiyse de bu istek şimdilik uzak bir hayal olarak kaldı. Bazen susadı uyandı, bazen emziğini düşürmüş istemek için uyandı, bazen akşamdan az yeyip acıktığı için uyandı ve aralıklarla uyanmaya devam ediyor.
Eren deliksiz bir uyku uyumadan kimsenin de uyuyamıyacağı bilindiğinden bundan sonra nasıl bir yol izleneceğinin hesapları yapılmaya devam edildi.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

MEMEYE VEDA

Bu kez gerçekleşti. Eren' e memeyi unutturma, bıraktırma çabamız sonuçlandı.
10 Ağustos günü Annesi yeniden memeden kesme kararını uygulamaya geçirdi. Ateşli günler geride kalmış, Eren kendini toparlamıştı. Ne var ki hastalığı döneminde eskisinden daha çok düşkün olmuştu memeye. Bu kez daha zor olacağını tahmin ediyorduk ama bu iş nasıl olsa birgün bitirilecekti ve o gün geciktikçe daha acılı olacağı görülüyordu.
Evet, yeniden karar verildi; artık meme yok. Meme yok ama bunu Eren' e nasıl kabul ettireceğiz, hangi yöntemlerle anlatacağız. Evvel zaman içindeki yöntemler memeye kara sürerek, salça sürerek çocuğu tiksindermeye dayanıyordu bir bakıma. Yani daha düne ya da sabaha kadar emdiği memeye bir anda ne oldu da böyle oldu diye çocuğun neler algılayacağı hiç düşünülmüyordu sanırım. Düşünenler ve sorguluyanlar bu yöntemlerin yanlış olduğunu topluma anlatmış olmalılar ki, Annesi de araştırmaları sonunda memenin üstüne birşeyler sürmeyeceğini söyledi. Memenin rengi değişmeyecek tamam ama ne yapacağız?
İlk günü sabaha kadar yarım saatte bir, bir saatte bir uyanan meme arayan Eren' e biberonla kefir, ayran gibi şeyler vermeye çalıştık. İlk gece her iki taraf da uykusuz sabahı bulduk. Gündüz sorun yok, Annesi işte zaten meme yok Eren bunu çoktan biliyor.
İkinci gün akşam üzeri bir çay bahçesinde oturuyoruz. Eren Annesinin kucağına yapışmış bir de meme diye tutturmuş çay bahçesini inletiyor. Ne dolaştırmamız fayda ediyor, ne de ordaki salıncaklara bindirmemiz. Orda bulunan ve hemen hemen Eren yaşıtlarında bir kızı olan genç bir anne soruyor: Neden ağlıyor? Anlatıyoruz; tesadüf O da yeni kesmiş kızını memeden. Memeye limon sürmüşler çocuk da sevmemiş, istememiş. Biz de bunu yapabilir miyiz diye konuşurken Annesi ' Bu olabilir ' dedi. ' Sonuçta memenin doğal görünümü değişmeyecek '.
Eve dönünce Eren yine kıyameti koparıyor, hiçbir şey yemek istemiyor. ' emme, emme ' sadece bunu haykırıyor. Elimize limonu aldık, memelere sürdük bolca. Bir yandan da ' ya aldırmaz emerse ' diye tedirginiz. Memeye yatınca tüm gücüyle bir saidırdı emmeye, anında geri çekildi, eliyle ittirdi... ' İşe yaradı ' diye düşünmeye kalmadı yeniden atıldı memeye ' eyvah emiyor ' diye ben elimde limon memeye sürekli sürüyorum memeyi bir tutuyor, bir bırakıyor bırakınca hemen emziği verip susturmaya çalışıyoruz. Daha fazla devam etmedi Annesi memeyi kapattı , işte bu Eren' in memeden son bir fırt çekişi oldu. Annesi ' memenin dışı ekşi ama emince gelen sütün tadı aynı, memeden çekmesek devam edebilirdi ' dedi. Kuvvetli bir olasılıktı.
Ondan sonraki iki gece zorlu geçti. Apartman değil mahallenin ayağa kalktığı oldu, gece sokak gezmelerimiz oldu, ancak dördüncü gece yavaş yavaş hafiflemeye başladı haykırışlar.
Bugüne geldiğimizde herşey daha rayına oturdu. Yemeklerini daha iyi yemeye başladı; yani karnı doyuncaya kadar yiyor memeye güvenmiyor artık. Geceleri de memeye alışkanlıktan iki de bir uyanıyordu , şimdi de uyanıyor ama daha uzun sürelerde biberonunu emip uyumaya devam ediyor. Annesi de bir uyku yüzü gördü şimdilerde.

26 Temmuz 2009 Pazar

ARTIK ANNE SÜTÜ YOK MU?

Bugün pazar. 26 Temmuz 2009 Eren için yine önemli bir gün. Annesi memeden kesmeye kesin olarak karar verdi. Sabah kahvaltısından önce son olarak emiştiler. Bugün, yarın ve daha sonraki günler artık anne memesinden beslenmiyecek Eren. Annesi bu kararı kolay almadı. Gece sabaha kadar meme için sürekli uyanıyor. Memede süt oluyor ya da olmuyor ama mutlaka memeyi bir emecek. Gerçi o emiş sahneleri çok güzel oluyordu; bir emip bir bırakarak, annesinin tişörtleriyle oynayarak, ayaklarını keyifle uzatıp yayarak, emerken anne kucağında olmanın güveni içinde kendinden emin çevreye gülücükler atarak keyifli ve güzeldi. Ama bugün mutlaka birgün gelecekti.

Memeden kesme için en doğru zaman bir çocuk için ne zamandır? Kaç aylıkken, ya da kaç yaşında? Bunun kesin bir zamanı söylenebilir mi bilmiyorum. Eren ondördüncü ayını yaşıyor. Bir sıkıntısı yok ise diş çıkarma gibi falan, hemen hemen her şeyi yiyor. Bir çok yiyeceği O' nun yiyebileceği gibi ezip yumuşatarak veriyoruz. Hani vitaminsiz kalacak diye bir durum söz konusu değil. Yine de iki yaşına kadar emzirmek istiyordu Annesi. O' nun bu kararı almasında en çok gece uykuları etkili oldu. Gece ne Annesinin, ne de Eren' in doğru dürüst uyku uyuduğu yok. Sık sık uyanıp memede emerken uyuyor, Annesi hep uykuya hasret işine koşturuyor.

İşte tüm bunlar bir araya toplanınca memeye veda günü geldi.

Yeni doğduğu günlerde memeye tutturmak için çabalamıştık, şimdi de ' az acılı ' bir şekilde bıraktırma çabaları başladı.

Bugün pazar, Annesi emzirip uyuturdu. Uyku saatinde ortalarda gözükmedi, biberona kefir koyarak uyuttuk. Önemli olan geceyi atlatmak.

Bu gece bizi ve komşuları Eren' in feryatları bekliyor olabilir...

ERTESİ GÜN
Geceyi beklediğimizden rahat geçirdik diyebiliriz. Rahat geçirmek demek herkesin rahat uyuduğu anlamına gelmiyor, Eren' in feryatlarının beklediğimizden az olması demek oluyor. Annesi dün akşam deliksiz bir uyku uyuyacağım diye sevinirken, bir yandan da Eren' i kucağına aldığında O' nun memeye doğru uzanıp emmek istemesi gözyaşlarını akıtıyordu. Hüzünlü bir ayrılışı yaşıyorlardı sanki. Annesi gece nöbetini bize devredip uyudu gerçekten de aylardan sonra kesintisiz bir uyku. Ama alıştığı gibi sık sık uyanan Eren' e biberonu emdirmek de bize düştü. Herhalde gün içinde de uyurken biberonla kefir, meyve suyu falan içtiği için olacak fazla yaygara koparmadı.

Böylece sabahı ettik.

Bu iş kolay olacak galiba diye sevindik de.

Sabahleyin kahvaltı sırasında baktık ki Eren' in ateşi var.
Gün içinde ateş devam etti .Ateş için verdiğim şurubu da kustu. Akşam üzeri ateşi hala düşmemişti, yine ateş şurubu verdim yine kustu tüm yediklerini de. Hiç hali kalmadı, sarardı soldu bir anda. Annesi hiç istemiyordu ama ateş için fitil koymaya mecbur olduk.

Bu durumda memeden kesme olayı da ertelendi, Eren yeniden memeye kavuştu.

Annesi dünden beri süt azalsın diye adaçayı içiyordu, süt azalmış olmasına rağmen yine de birikmişti. Doya doya emdi ve kusmadı. Ama ateşi devam ediyor.

Memeye veda başka bir zamana kaldı.

15 Mayıs 2009 Cuma

BUGÜNÜN MENÜSÜ

Bugün yine iştahsız günlerinden biriydi Eren' in. Sabahleyin peynirini yedi yalnızca. Peynire hayır demiyor. Diğer öğünlerinde ne verdiysem iteledi, ağzını buruşturdu durdu. Kabak pişirdim, bağırsakları yine sıkı bugünlerde yumuşatır biraz diye. Kabağı uzatıyorum almıyor, yoğurdu verince ağzını açıyor. Kaşığa bakıp ona göre ağzını açıyor. Tarhana çorbası yaptım, onu da istemedi. Ya ağzını kapatıp illallah açmıyor, ya da eliyle kaşığa bir çarpıyor kaşla göz arasında, yemekler her yere saçılmış vaziyette. Önüne oyuncaklarından birini koyuyorum bir an onunla ilgilendiğinde kaşığı ağzına dayıyorum, oyuncağa daldığı için ağzını açıyor, hemen acele ikinci kaşığı da yetiştireyim derken oyuncağı fırlatıyor, ağzı yine kapalı. Başka bir oyuncakla yine bir kaşık, o oyuncak da kendini yerde buluyor. Bu böyle devam ediyor, ben artık çevreme bakınıyorum eline ne versem de biraz daha yedirebilsem diye. Dakikalar sonra yemek yedirme mücadelesi bitince yere bakıyorum, savaş alanı gibi : Çeşitli oyuncaklar, peçete paketleri, plastik mutfak eşyaları büyüklü, küçüklü yerde uzanmış, pes etmiş yatıyorlar.

Bugün böyle. Menüsünde sadece peynir ve yoğurt istiyor. Yine diş oluşum süreçlerinden birini yaşıyoruz sanırım. İşte görüldüğü üzere daha yaşını doldurmamış bir küçük insana istemediği bir şeyi yedirme çabası sonuç vermiyor; 'istenmeyen aş, ya karın ağrıtır, ya baş ' diyerek pes ediyorum. Aslında yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Karnı açsa ve bir sıkıntısı yoksa yiyor diğer zamanlar. Bu şekilde yediğinin farkına da varmıyor, tadını da almıyor zaten. Karnı doymazsa uyumaz, ya da kısa bir süre sonra uyanır diye uğraşıyorum ben de.

Artık uyuma problemi yok diyemiyorum, ama önceki aylara göre oldukça rahatız. Şimdi emekliyor, her yere tutunup kalkıyor, sıralıyor ya, yoruluyor sanırım. Annesinin memesi içinde ağlamıyor artık; ayırdediyor annesinin evde olduğunu-olmadığını. Çevresine bir bakıyor ki kimse yok, ' sadece anneanneyle kalmışım yine, boşuna ağlamıyayım 'diyor herhalde.

İki gün sonra onikinci ayına girecek Eren.

Bakalım onikinci ayında ne gibi gelişmeler olacak.

9 Mart 2009 Pazartesi

Eren'in Menüsü 9 aylık

Yumurta beyazı, bal, tereyağı, tuz ve şekerli yiyecekler dışında herşeyden azar azar yedirmeye çalışıyoruz.

Eren'in Menüsü 7-8 aylık

Sabahları: İyi pişmiş yumurta sarısı ile mandalina ya da portakal suyu (Yumurta sarısındaki demirin emilimi için C vitamini gerekli)
Tuzu alınmış peynir. Acıkma durumuna göre bir iki saat sonra meyve: Muz, elma veya armut rendesi, kivi, avokadodan herhangi biri.
Öğleyin: Sebze çorbası, mercimek çorbası veya yoğurtlu un çorbası (Dönüşümlü olarak veriyoruz) İki saat kadar sonra ( acıkınca ) yine meyve.
Sabah erken saatte ve geceleri meme emiyor.
Akşam üzeri yoğurt veya kefir veya un muhallebisi pekmezli.

28 Şubat 2009 Cumartesi

KEFİR


Resimde görüğünüz sevimli şeyler kefir taneleri. Türkler tarafından bulunduğu ispat edilmiş olan kefir içerek birçok hastalığı önleyebilirsiniz.

Kefir tanelerini ılık sütün içine koyup oda sıcaklığına bıraktığınızda 12 - 24 saat içerisinde kefir içeceği oluşuyor. Sonra afiyetle içiyorsunuz. Hazırını almaktansa evde kendimiz doğal olarak yapmayı tercih ediyoruz. Hazır olanları biraz daha ekşi oluyor, evde yapılanı kendiniz ayarlayabilirsiniz.



Eren de çok seviyor, hemen hemen hergün veriyoruz. Bebeklikten itibaren içilen kefir, ileride ortaya çıkabilecek birçok hastalıktan koruyormuş.
Geçen hafta kefirin anne sütünü arttırdığını öğrendik, gerçekten faydası oluyor.

25 Şubat 2009 Çarşamba

YUMURTA YEDİRMEK

Yumurta yedirmek diğer besinlerin içinde en zoru. Ağzını kilitliyor, mümkün değil açmıyor. Yumurta derken tabii sarısından bahsediyorum, iyice pişmiş olacak. Önceleri yumurtanın sarısını ezip, birazcık su ile karıştırıyordum. Muhallebi kıvamında hemen hemen.

Yine de ağzına zorla veriyorum, versem de yutması kolay olmuyordu. Bir kaşık da su veriyordum arkasından.
Yumurtayla ilgili bir araştırma yapmıştım internette, orada yumurta sarısında demir olduğundan; demirin de emilimi C vitamini ile olduğundan söz ediyordu. http://homepage.uludag.edu.tr/~mtayar/YUMURTA%20BESLENME.htm
Ondan sonra yumurta sarısı ile mandalina veya portakal suyu veriyorum.


Yumurta kaşığı gelirken ağzını açmayan Eren, portakal suyu için atılıyor. İki kaşık portakal suyunun arkasından bir kaşık yumurta sarısı vererek yediriyorum. Daha rahat oluyor.
Yumurta ile birlikte peynir yedirilmemesi öneriliyor. Demir ile kalsiyum bir arada sakıncalı demek ki. Ama biz bunu hep yapıyoruz. Dikkat edeceğiz artık.

20 Şubat 2009 Cuma

ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRMAK İÇİN YAPTIKLARIMIZ

Eren'in annesinin sütünü arttırmak için birçok şey denedik. Düzenli olarak yapıldığında en çok arttıranlar kuru incir-havuç kürü ile pilates oldu.

*Prof. Dr. Saraçoğlu'nun kuru incir-havuç kürü
http://www.saracoglu.at/bolum.php?name=kitap&s_op=oku&kno=2
*Kuru incir
*Haşlanmış dut kurusu
*Rezene çayı
*Pilates yapmak (Doktorunuza danışarak)
*Mümkün olan boş zamanlarda dinlenmek ve çok aç kalmadan yemek
*Bol su içmek ve sıvı almak
*Bebeği bol bol emzirmek

Deneyebileceğiniz diğer kürler:
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&ArticleID=1029579&AuthorID=201&b=Anne%20sutunu%20artirici%20kurler&a=Prof.Dr.%20İbrahim%20Adnan%20Saraçoğlu&ver=99

9 Şubat 2009 Pazartesi

KABIZLIĞI NASIL HALLETTİK


Beşinci aydan sonra doktor demir verdi.Demiri verdikten birkaç gün sonra bağırsakları da demir gibi oldu.Hergün normal kakasınını yapan çocuk kakasını yapamıyordu. Bekliyoruz birgün,iki gün,üç gün kaka maka yok.Dördüncü gün de yok.Beşinci gün kazık gibi birşeyler çıkardı dakikalarca ıkınarak.Doktor demiş zaten kabızlık yapar diye.Bir müddet daha demiri vermeye devam ettik; yine aynı dört beş günde bir ancak yapıyor.Doktora soruldu, fitil koyun demiş.Artık fitille boşaltıyoruz bağırsaklarını. Demiri kestik.

Bekliyoruz ki hemen işler düzelecek,normal seyrine dönecek.Yine bekliyoruz birgün, iki gün yine birşey yok.Ikınmalar devam ediyor parmak kadar birşey ancak çıkıyor.Doktor bir şurup vermiş bu kez de sabah akşam içiriyoruz, aslında pek içirmek de istemiyoruz.Bir faydası da olmadı.Onu da kestik.

Doğal yollardan gıda ile bu işi halletmeye çalıştık.Çorbasına zeytinyağı koyduk olmadı.Ara ara bir çay kaşığı ağzına verdik zeytinyağını,olmadı. Avokado verdik,olmadı. Mercimek çorbası yapıp yedirdik. Kuru kayısıyı haşlayıp suyunu içirdik, püresini verdik.Yine de sonuç alamadık. İnternetten araştırıyoruz,deniyoruz, yine normale dönmüyor.

Cam elma rendesinde armut rendeleyip vermeye başladık günde bir dilim kadar.Artık tüm yaptıklarımız ancak sonuç verdi de armuda mı denk geldi, ya da gerçekten işi armut mu çözdü bilemiyoruz ama çoçuk günde dört beş kez yaparak iki gün boyunca bağırsaklarını ancak boşalttı.

Atalar boşuna dememiş: Dünyanın tadı yeyip içmek... gerisini biliyorsunuz.
Çocuk rahatladı, biz de.

8 Şubat 2009 Pazar

MEMEYLE OYUN





Eren şimdi 8. ayında. Annesinin kucağında meme emiyor. Eliyle bir memeyi tutuyor, bir annesinin giysilerini çekiştiriyor. Ayaklarını durmadan sevinçle çırpıyor. Memeyi iki emip bir bırakıyor, çevresine gülücükler atıyor. Bu anları yaşamak için verilen çabaları anımsamayacak:
Hastanede doğduğundan itibaren memeyi tutturma uğraşlarımız sonuç vermiyordu. İki de bir hemşirelere koşturuyor 'Memeyi tutmuyor, ne yapacağız?diye soruyorumdum.Cevap: 'Memeyi tutturun.' Sabah kontrollerini yapan çocuk doktorlarına söylüyoruz: 'Memeyi tutmuyor'. Cevap: 'Memeyi tutturun.' Bizim istediğimiz ne ki? Emmiyor. Çabalıyoruz, emmiyor. Annesi çay kaşığına memesinden süt sağıyor, ben ağzını memeye dayamaya çalışıyorum, ağzının yanından sütü akıtıyoruz. Nafile çabalar. Emdiremiyoruz. 'Hüzünlü bir telaş' havada dolaşıyordu.


Üçüncü gün hastaneden ayrılırken yanımızda bir kutu da mama vardı.Çabalar evde de devam etti. Annesi emzirmek istiyor, anne sütünden yoksun büyüsün istemiyor. Üzgün.
Bir sabah tebrik için telefonla arayan bir arkadaşı, kendi deneyimini anlatıyor: 'Yeni biberonların ağzı anne memesi gibi, emdikçe süt geliyor. Memeyi hiç tutmama olasılığı yok.Sağma makinesiyle sağın,biberonla içirin.' Bir koşu sağma makinesi ve biberon alınıyor, aynen uyguluyoruz. Aynı zamanda sık sık annesinin memesine yatırıp, memeyi annenin çığlıklarına aldırmadan sıkıp sütü ağzına sağıp emdirmeye çalışmaya da devam ediyoruz.
13. günde annesi çabalarının sonucunu alıyor: Eren memeyi tutuyor, emiyor.
Aylar geçtikçe oynayarak, memeyle dans ederek emiyor.
' Büyüme sırası' nı yaşıyor.