uyuma sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyuma sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2009 Çarşamba

Başlık Bulamadım


Eren uykuda. Evde tek tıkırtı olmaması için parmaklarımın ucuna basarak dolaşıyorum. Her an ve en ufak bir tıkırtıda hemen uyanabilir. Bu hafta gece ve gündüz uykusundan sonu gelmeyen bir ağlamayla uyanıyor.Ne yapsak susturamıyoruz. Gözü hiçbir şeyi görmüyor feryatlarından. Susturmak, yeniden uyutmak dakikaları aşıp saatlere ulaşıyor. Bir huzursuzluk var süregiden anlayamıyoruz. Yemesi desen hergün değişiyor. Bugün severek yediğini ertesi gün tükürüyor. Yani Eren şu yemeği seviyor demek olası değil. Onu yemezse belki bunu yer diye seçenekleri çoğaltmaya çalışıyoruz. Yine de birini yemezse diğerini yiyor, yani iştahı var. Ateşi de yok. Ama eline ne geçerse ısırmaya çalışıyor. Yakınında ne varsa, benim elim kolum da dahil. Yine diş sıkıntıları mı diye varsayımlar üretiyoruz.Ne sıkıntısı varsa söyleyebileceği günleri bekleyerek.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

' YORGUNUM HANCI '


Dün hem Eren' i gezdirmek, hem de bir işimi halletmek için öğleden sonra çarşıya gittik. İşimi görüp eve dönerken Eren arabasında uyudu. Uyku saati gelmişti, hatta geçiyordu bile; sabahleyin bir saat kadar uyumuştu ve uyanalı beş saat falan olmuştu, bu uyuma normaldi. Beş on dakika içinde eve geldik. Uyanmasın aman, yavaşça alıp yatağına götüreyim derken uyandı. Bu kez uykusu açılmasın hemen birşeyler yedirip yeniden yatırayım düşüncesiyle acele yemeğini hazırlayıp yedirdim. Yatağına yatırdım, yatırdım ama bir mızmızlık tutturdu gidiyor. Herhalde doymadı diye yarım muz getirip yedirdim. Boşalan tabağı götürürken ağlamaya başladı. Yine doymadı diye yarım muz daha getirdim, onu da yedi. Artık uyur ümidindeyim ben de çok yoruldum, hem dinlenmek istiyorum biraz, hem de uyumazsa akşam erkenden yatacak, gece yine olaylı geçecek; bizim yatacağımız zaman uyanacak, acıkacak falan. Ne var ki mızıltılar devam ediyor; galiba biberon istiyor dedim kendi kendime, bazen biberonsuz uyumuyor karnı tok da olsa biberonla birşey içecek. Acele biberona süt doldurup koşturdum. Bir güzel onu da içti. Yine mızmızlığa devam, hiç uyumaya niyeti yok. Derdi açlık değilmiş dedim, ' artık biraz uzanmak istiyorum Eren hadi başını koy yastığına ayıcık da uyuyor bak ' falan diyorum ama nafile. Uyumaya niyeti yok. Yataktan aldım yere bıraktım. Sanki uzun bir uykudan yeni kalkmış gibi oyuncaklarına saldırmasın mı? Uykusu şaştı mı, açıldı mı bilmiyorum. Haydi bakalım ne yapacağız şimdi, benim dinlenmem bir yana bu gece şenlik var diye düşüne düşüne kaldım.


Akşam hergünkü uyuma saati geldiğinde bile hala top koşturma peşindeydi, şaşırttı bizi. Bazen böyle değişiklikler yaparak O da yaşamını rutinden çıkarıyordu herhalde. Ne bu kalk oyun oyna, yemek ye yat, sonra kalk yine oyuncaklarla oyna yine yat. Yatmayacağım on dakika kestirdim bana yetti der gibiydi.

Gece uykusuna yatarken de hergünkünden daha zor uyudu. Uyuma sorunlarımız oldukça azalmıştı. Karnını doyurup yatağına yatırıyoruz, müzik çalıyoruz hafifçe, veya bildiğimiz çocuk şarkılarını ninni formunda söyleyerek uyuyana kadar yatağına yakın yerde oturup, yatıp bekliyoruz. Bazen masal okuyoruz. Yatağında bir aşağı, bir yukarı dönüp yumuşak oyuncaklarıyla oyalanıp sonunda uykuya dalıyordu kendi kendine. Ama bu gün o günlerden biri değildi.
Yemekten sonra yatağıma zor attım kendimi.

31 Mart 2009 Salı

YENİ MODA UYUMALAR


Kucakta sallayarak, ayakta sallayarak veya yatağında yatarak uyuma yok bugünlerde.Son günlerin modası, uykusu gelse bile sonuna kadar direnmek, en sonunda ben ona yiyecek hazırlarken sızmak.

Anlamaya çalışıyorum, annesini arıyor, meme arıyor tamam; ama annesi geldiğinde de aynı durum devam ediyor.

Hadi hayırlısı Eren.

27 Mart 2009 Cuma

UYUTMA SORUNLARI

Uyumaya direnç devam ediyor. Bir çocuk neden uyumaz uykusu geldiğinde. Karnı tok ise, bezi de temizse, uykusu da gelmişse neden uyumaz? ' Uyku ile bir sorunu mu var acaba ?' diye soruyorum ortalığa ? Hani doğuştan getirdiğimiz bilgiler içinde, olur a ?

Uykusu geldiğinde kucağıma alıyorum, yavaşça başlıyorum ninniye. O ne , çırpma makinesi gibi çırpmaya başlıyor ayaklarını.Tüm vücuduyla karşı koyuyor, kalkacağım ,uyumayacağım havalarında. Belki önceden uyuduğu arabasını istiyor diye düşünüyorum: 'Hayır Eren artık böyle uyuyacağız. Araba bitti.' diyorum. Anlıyor mu bilemiyorum. O direniyorsa ben de direnirim diyerek, kucağımda sallamaya devam ediyorum kararlı bir şekilde. Hatta bu kararlılık ninniye bile yansıyor bir ara.
Yüzümü eliyle mıncık mıncık avuçluyor, emzik ağzında durmadan kuş diliyle birşeyler söylüyor. Cevap: ee ee...
İtirazlar gittikçe cılızlaşıyor, kendini uykunun tatlı kollarına bırakıyor.

Bundan sonra uykusu geldiğinde yatağına yatırıp, kendi kendine uyuduğu günleri hayal ediyorum.

16 Şubat 2009 Pazartesi

PAZARTESİ SENDROMU


Hafta sonunu annesiyle mutlu, mesut geçiren Eren pazartesi günü ayrılık acısı yaşadı sanki. Hiçbir şeyi doğru dürüst yediremedim. Mızmızlanıyor, ağzını kilitliyor yemek istemiyor hatta uyumak da istemiyor. Baktım olmayacak annesinin sağıp, ihtiyaç olduğunda içer diye buzluğa attığı sütlerden birini çıkarıp ılıttım; içti.

Sütü içti ama uyumaya direniyor, mem mem diye meme arıyor. Hey Allahım bu alışkanlık nasıl bir şey böyle; büyük küçük farketmiyor hep alıştığımızı istiyoruz. Gerçi elde edemeyince yeni duruma uyum sağlıyoruz ama acılı, sancılı oluyor geçiş her zaman.

Dışarda kullanmak üzere alınan bebek arabası evde o kadar işimize yaradı ki: Aylardır evde uyuturken, yedirirken, oturtup önüne oyuncak koyarak hep kullandık, çok da rahat ettik.

Bugün de arabasına oturttum dolaştırıyorum evin içinde belki uyur diye; normal uyku saati geçeli iki saat olmuş nerdeyse. Biraz sonra baktım mızmızları hafifledi, hareketleri de öyle. Yavaşça baktım gözlerini kapatmış , daha doğrusu dayanamadığından kapanmış yine hafif mızmız sesler çıkarıyor. Arabayı düz konuma getirip yatırayım dedim hala direniyor, oturduğu yerde başı düşmüş uyuyor; yine de söylenmeye devam ediyor.

İçim acıdı.Kucağıma aldım, başını omuzuma yatırdım, biraz da böyle gezindikten sonra söylenmesi kesildi, uykunun dayanılmaz çekiciliğine kendini bıraktı.