28 Şubat 2009 Cumartesi

KEFİR


Resimde görüğünüz sevimli şeyler kefir taneleri. Türkler tarafından bulunduğu ispat edilmiş olan kefir içerek birçok hastalığı önleyebilirsiniz.

Kefir tanelerini ılık sütün içine koyup oda sıcaklığına bıraktığınızda 12 - 24 saat içerisinde kefir içeceği oluşuyor. Sonra afiyetle içiyorsunuz. Hazırını almaktansa evde kendimiz doğal olarak yapmayı tercih ediyoruz. Hazır olanları biraz daha ekşi oluyor, evde yapılanı kendiniz ayarlayabilirsiniz.



Eren de çok seviyor, hemen hemen hergün veriyoruz. Bebeklikten itibaren içilen kefir, ileride ortaya çıkabilecek birçok hastalıktan koruyormuş.
Geçen hafta kefirin anne sütünü arttırdığını öğrendik, gerçekten faydası oluyor.

26 Şubat 2009 Perşembe

OYUN PARKI




Eren iyice hareketlendi, henüz emeklemeye başlamadı ama yattığı yerden kalkıp oturuyor, sağa sola yuvarlanıyor.

Oyun oynarken oturduğu yerde durmuyor artık. Bu yüzden etrafını yastıkla çevirip öyle oturtuyorduk. Sanırım çevresindeki yastıklardan sıkıldı ve onları alıp fırlatmaya başladı. Biz de ona evin bir odasında oyun parkı hazırladık.

Kullanmadığımız battaniye ve yorganları üst üste koyarak Eren düştüğünde canı acımayacak yumuşaklıkta geniş bir park yaptık.

Eren artık özgürce yuvarlanıyor, düşe kalka rahatça oyuncakları ile oynayabiliyor. Gerçekten çok yumuşak olmuş, ben de çoğu zaman onun yanında oturuyorum. Oturmasam da bir süre sonra çağırıyor zaten:))


25 Şubat 2009 Çarşamba

YUMURTA YEDİRMEK

Yumurta yedirmek diğer besinlerin içinde en zoru. Ağzını kilitliyor, mümkün değil açmıyor. Yumurta derken tabii sarısından bahsediyorum, iyice pişmiş olacak. Önceleri yumurtanın sarısını ezip, birazcık su ile karıştırıyordum. Muhallebi kıvamında hemen hemen.

Yine de ağzına zorla veriyorum, versem de yutması kolay olmuyordu. Bir kaşık da su veriyordum arkasından.
Yumurtayla ilgili bir araştırma yapmıştım internette, orada yumurta sarısında demir olduğundan; demirin de emilimi C vitamini ile olduğundan söz ediyordu. http://homepage.uludag.edu.tr/~mtayar/YUMURTA%20BESLENME.htm
Ondan sonra yumurta sarısı ile mandalina veya portakal suyu veriyorum.


Yumurta kaşığı gelirken ağzını açmayan Eren, portakal suyu için atılıyor. İki kaşık portakal suyunun arkasından bir kaşık yumurta sarısı vererek yediriyorum. Daha rahat oluyor.
Yumurta ile birlikte peynir yedirilmemesi öneriliyor. Demir ile kalsiyum bir arada sakıncalı demek ki. Ama biz bunu hep yapıyoruz. Dikkat edeceğiz artık.

24 Şubat 2009 Salı

ZENCEFİL (Kullandığımız baharatlar)

Zencefil yıllardır birkaç baharatla birlikte hani başucu kitabım derler ya bizim de başucu baharatlarımızdan birisi. Hiçbir rahatsızlığımız olmasa da bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için tarçın ve zerdeçal ile bala karıştırıp, macun halinde küçük şişelerde nerdeyse çantamızda taşıyoruz. Günde bir nohut büyüklügünde yiyoruz. Tadı da çekici zaten.

Soğuk algınlıklarında veya canınız keyifli bir içecek istediğinde zencefil kökü, tarçın kabuğu, birkaç adet karanfil ve .........kaynatıp bir tutam da ıhlamur atınca içimine doyum olmuyor.

Bildiğimiz etkileri:

Sindirim ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Kansere karşı korur. Aspirin işlevi görür; kanı inceltir. İyi kolesterolü yükseltir. Tansiyonu dengeler. Yorgunluk giderir. Toksin temizleyici ve soğuk algınlığında etkilidir.

Not: Burada anlatılanlar bizim uyguladığımız tavsiyelerdir. Siz uygulamadan önce lütfen doktorunuza danışınız.

23 Şubat 2009 Pazartesi

ÇOCUKLAR VE SORULAR

Bugün oyuncaklarıyla arası pek iyi değildi, alıp alıp fırlattı. Çevresine bakıyor, elini uzatamayacağı yerlerdeki eşyalara uzanıyor, onları almaya çalışıyordu. Değişiklik arıyordu anlaşılan. Ya da yenilik. Önünde, elinin altında her zamanki oyuncaklardan sıkılmıştı besbelli. Yüzlerini görmek istemiyor gibiydi. Bazılarını kaldırıp bir müddet sonra vermeli diye düşündüm.

Bizim olanın ötesinde yeni birşeyler aramak insanda doğuştan gelen bir bilgi mi?

Daha sekiz aylık bir çocuk elindekilerin ötesinde birşeyler arama davranışını nasıl öğrendi?

Büyük küçük sürekli bir arayış içinde miyiz hepimiz?

Bu isteğin büyüme sürecinde geliştirilip veya bastırılması, kösteklenmesiyle ilintili olarak yaşama sanatımız değişiyor mu?

Ne istediğimiz bu sürecin nasıl dokunduğuna mı bağlı?

Yaşam boyunca sorular ve cevapları da arayışın bir başka yönü mü?

İnsanın kafası karışıyor.

22 Şubat 2009 Pazar

EREN'LE OYNADIĞIMIZ OYUNLAR-I

*Büyük resimleri olan çocuk kitaplarını açıp resimlerine baktırıyoruz. Resimlerde neler olduğunu söylüyoruz.(Odaklanma becerisini geliştirir)

(Bu aylara uygun, her sayfada tek resim olan kitap hazırlayacağız evde)



*Oturduğumuz yerde topu ona yuvarlıyoruz, bize yuvarlamasını söylüyoruz. Tabii şimdilik yuvarlamıyor ama tekrar tekrar uygulayınca ileride ne yaptığını göreceğiz. (Hareketleri izleme becerisini kazandırma)


*Avucumuza bir şeyler saklayıp açıyoruz, birkaç kez yapınca elimizi açmasını söylüyoruz ve açmasını bekliyoruz. Şimdilik sadece izliyor.
( Deneme yanılma yöntemiyle öğrenme, olaylar arasındaki ilişki kurma becerisini geliştiriyor)



*Cee-e oynuyoruz, en çok bu oyunu seviyor. (Bebeğe duygusal rahatlık sağlar)

20 Şubat 2009 Cuma

ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRMAK İÇİN YAPTIKLARIMIZ

Eren'in annesinin sütünü arttırmak için birçok şey denedik. Düzenli olarak yapıldığında en çok arttıranlar kuru incir-havuç kürü ile pilates oldu.

*Prof. Dr. Saraçoğlu'nun kuru incir-havuç kürü
http://www.saracoglu.at/bolum.php?name=kitap&s_op=oku&kno=2
*Kuru incir
*Haşlanmış dut kurusu
*Rezene çayı
*Pilates yapmak (Doktorunuza danışarak)
*Mümkün olan boş zamanlarda dinlenmek ve çok aç kalmadan yemek
*Bol su içmek ve sıvı almak
*Bebeği bol bol emzirmek

Deneyebileceğiniz diğer kürler:
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&ArticleID=1029579&AuthorID=201&b=Anne%20sutunu%20artirici%20kurler&a=Prof.Dr.%20İbrahim%20Adnan%20Saraçoğlu&ver=99

19 Şubat 2009 Perşembe

KANTARON YAĞININ FAYDALARI

Kantaron yağını uzun zamandır kullanıyoruz.Eski, yeni farketmez yaralarda, bir yere çarptığınızda oluşan kızarıklık ve morluklarda, kaşıntılarda, sırt ve bel ağrılarında, yanıklarda çok kullandık.Kısa sürede iyileştirdiğini gördük.
Eren geceleri ağlayarak uyandığında, susturamadığımızda karnına kaç kez sürdük ılıcık yapıp işe yaradı.Poposu biraz kızardığında sürdük hemen iyileştirdi.
Daha birçok yararı olan bir yağ.Hücre yenileyici özelliği var.
Kantaron yağının elde edildiği sarı kantaron bitkisi çay olarak da kullanılıyor. Basında okumuştum:Kimyasallardan oluşan kanseri önlüyormuş.(Egzos gazı, yanmış et, sigara dumanı gibi)Sarı kantaronun diğer bir adı da kılıçotu.Binbirdelik otu da deniyormuş.
Depresyona iyi geldiği zaten biliniyor.

Kaynak:Bir Yudum Sağlık
Niyazi Eröztürk

18 Şubat 2009 Çarşamba

DİŞ HEDİĞİ


Eren bugün dokuzuncu ayına girdi, aynı gün üst dişini de çıkardı. Biz de diş hediği yaptık.

Tema' nın organik buğdayından yaptık, sanırım yerli tohum. Çok lezzetliydi. Eren üç tek dişiyle yiyemese de annesi O' nun yerine de yedi.

Diş hediği çocukların ilk dişi çıktığında yapılır, tanıdıklar çağrılır birlikte yenir; Çocuğa da ufak hediyeler alınır.Bazıları başından biraz döküyormuş, ipe dizip boynuna falan asıyorlarmış. Etrafına makas, tarak, kitap gibi şeyler koyup hangisini alırsa o mesleği seçeceği düşünülürmüş. Çocuğun ilk dişini kutlamak için, ya da bu olaya anlam katmak için hoş birşey.

16 Şubat 2009 Pazartesi

PAZARTESİ SENDROMU


Hafta sonunu annesiyle mutlu, mesut geçiren Eren pazartesi günü ayrılık acısı yaşadı sanki. Hiçbir şeyi doğru dürüst yediremedim. Mızmızlanıyor, ağzını kilitliyor yemek istemiyor hatta uyumak da istemiyor. Baktım olmayacak annesinin sağıp, ihtiyaç olduğunda içer diye buzluğa attığı sütlerden birini çıkarıp ılıttım; içti.

Sütü içti ama uyumaya direniyor, mem mem diye meme arıyor. Hey Allahım bu alışkanlık nasıl bir şey böyle; büyük küçük farketmiyor hep alıştığımızı istiyoruz. Gerçi elde edemeyince yeni duruma uyum sağlıyoruz ama acılı, sancılı oluyor geçiş her zaman.

Dışarda kullanmak üzere alınan bebek arabası evde o kadar işimize yaradı ki: Aylardır evde uyuturken, yedirirken, oturtup önüne oyuncak koyarak hep kullandık, çok da rahat ettik.

Bugün de arabasına oturttum dolaştırıyorum evin içinde belki uyur diye; normal uyku saati geçeli iki saat olmuş nerdeyse. Biraz sonra baktım mızmızları hafifledi, hareketleri de öyle. Yavaşça baktım gözlerini kapatmış , daha doğrusu dayanamadığından kapanmış yine hafif mızmız sesler çıkarıyor. Arabayı düz konuma getirip yatırayım dedim hala direniyor, oturduğu yerde başı düşmüş uyuyor; yine de söylenmeye devam ediyor.

İçim acıdı.Kucağıma aldım, başını omuzuma yatırdım, biraz da böyle gezindikten sonra söylenmesi kesildi, uykunun dayanılmaz çekiciliğine kendini bıraktı.