24 Nisan 2009 Cuma

İTHAL ZEHİRLER

Türkiye'deki oyuncak piyasasına denetimsiz giren Çin yapımı oyuncaklar tehlike saçıyor.Devlet Bakanı hayati Yazıcı, başta kurşun olmak üzere kanserojen madde içeren çok sayıda oyuncağın toplatılıp imha edileceğini bildirdi.

CHP Bursa milletvekili Kemal Demirel' in 'son yıllarda yapılan denetimlerde sağlığa zararlı oyuncakların türleri ve üretildiği ülkeye' ilişkin sorusu üzerine Yazıcı, 1'i hariç Çin tarafından üretilen çeşitli oyuncakların denetiminde sağlığa aykırı madde bulunduğunu bildirdi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan analizlerde, özellikle oyuncak arabalarda kurşun miktarının yasal sınırın üzerinde çıktığını anlatan Yazıcı, oyun hamurlarının 'küflü' ve asgari güvenlik koşullarını taşımadığını belirtti.

Oyuncak tabancalardaki kurşun miktarının verilenden fazla çıktığını, su oyuncaklarının ' flatalat' testinde izin verilen düzey üzerinde flatalat' maddesine rastlandığını kaydeden Yazıcı, bu oyuncakların Sağlık Bakanlığı'nca toplatıldığını ve firmalara para cezası verildiğini ifade etti. Plastik ve tekstil üretiminde kullanılan ' flatalat', kanserojen madde olarak biliniyor.



Haber Cumhuriyet Gazetesi' nden alıntıdır.

21 Nisan 2009 Salı

SOYALI KEK



Eren 4 gün önce onbirinci ayına girdi. Bugün ona ilk olarak kek yaptım. Soyalı kek. Soyalarını ayıklayıp verdim, çok sevdi.
Bu keki ben bir ölçü yapıyorum. Diğer kekler gibi yüksek hacimli olmuyor. 2 ya da 3 ölçü yapılırsa daha hacimli olur sanıyorum. Zaten bir ölçü yapıldığında 3-4 kişilik oluyor ancak.

Soyayı Adana da bu işe gönül vermiş, Ahmet Nedim Nazlıcan Bey' den istetiyoruz. İsteyen herkese gönderiyor. Piyasadan da oldukça ucuz. Kendisi Çukurova Tarımsal Araştırma Merkezinde yüksek ziraat mühendisi olarak çalışıyor. Yerli tohumdan üretiyor. Sanırım piyasada ki soyaların çoğu genetiği değiştirilmiş, bu yüzden almıyoruz marketlerden. Soyanın da faydası çoktur, hele bayanlar için dengeli yendiğinde.
Soyalı kekin tarifini nerden aldığımı anımsayamadım. Tarifin sahibi kusura bakmasın.

Malzemeler şöyle:

1 yumurta
1 fincan pekmez
2-3 kaşık yağ
tarçın
1 fincan yulaf ezmesi
1 bardak haşlanmış soya
1 bardak tam un
1 çay kaşığı karbonat
1 elma ( doğranacak )
varsa portakal reçeli
Yapılışı:
Önce sıvı olanları karıştır, sonra diğerlerini ilave et.
180 derece fırında pişir.
Not: Bu keki daha sonraki yapışlarımda soyayı püre yapıp karışıma öyle kattım, elmayı rendeledim, bazen elma yerine şeftali koydum. Eren için yemesi daha kolay oldu.


16 Nisan 2009 Perşembe

NİSAN AYINDA TATİL

Zeytin bahçesi içinde papatyalar

Kısa bir kaçamak yaptık Nisan ayında Kuşadası' na. Eren' in Teyzo' su da aramıza katıldı. Eren' le kikirdeşip, oynaştılar.Yaşamda hiçbir şey tam olmuyor ; ilk torunum okulunda ve çok yoğun çalışmaları var. O Ankara' da. Aramıza katılamadı. Yazın belki buluşabiliriz, zamanı olursa.

Ege' nin ılık havasını ve baharını yaşamak herkese iyi geldi. İlk iki gün yağmur yağmasına karşın, şemsiyelerle dışarı çıktık, gezindik. Eren yağmurun yağışını yakından yaşadı ve şemsiye tuttu. Sonraki günler güneşliydi, hatta arada bir gün oldukça sıcaktı, Eren' in elleri yanmış yaz gibi, farkında olmamışız. Bulunduğumuz yer Kuşadası' na yarım saat uzaklıkta, ormanın eteğinde olduğundan baharın gelişini, toprağın kış boyunca beslediği bitkilerin yeniden doğuşunu, doğayı çiçeklerle donatışını yaşamak herkesin içini kıpır, kıpır yaptı. Papatyaların, çiçek açan ayvaların, şeftalilerin güzelliği doğayı olduğu kadar içimizi de donattı.


Ayva çiçek açmış...

Papatya toplayıp kurutalım dedik. Faydası çoktur papatyanın: Soğuk algınlığında buğusu burundaki tıkanıklığı açar, ayrıca sinüzit içinde kaynayan suya bir tutam papatya atıp buharını solumak sinüslerdeki iltihabı akıtabilir. Bunun için birkaç gün buğuya devam etmelidir. Mide rahatsızlıklarında iyidir, yatıştırıcı etkisi vardır. Çocuklarda gaz giderici olarak kullanılabilir.


Papatyalar mayıs ayında toplanıyormuş aslında, ama komşular topluyordu, bizde topladık daha sonra ihtiyaç olduğunda kullanmak üzere. Burada mayıs ayında kalmazmış.

Papatyalar öğlen güneşinde toplanıyor, gölge ve havadar bir yerde kurutuluyor.

Bulunduğumuz yere, her hafta organik ürünlerini getirttiğimiz Değirmen çiftliği yakın olduğundan bir gün orayı ziyaret ettik. Zaten orayı görünce insan burada kalayım, burada yaşayayım demekten kendini alamıyor.

Natur-Med kür merkezinin bahçesinden bir görünüş

Yine yakınımızda Natur- Med kür merkezi var. Çocuklar gidemedi ama ben bir gün havuzuna gidebildim. Birçok rahatsızlığa iyi gelen bu şifalı suda ancak yarım saat durabildim. Girip-çıkarak. Zaten onbeş dakika durun, sonra havuzun çevresinde oturup, uzanarak buharını teneffüs edin diyorlar. Buharı astıma, sinüzite iyi geliyormuş. Dışardan gelenler için havuza iki saatliğine girme olanağı var.

Başlayan her şeyin bittiği gibi on günde hemencecik bitti.

Dönüşte Aydın otogarında bizi Isparta' ya götürecek otobüsün saatini beklerken birer çay içelim dedik. Çaylar geldiğinde çay tabağı ve bardağı kızımın dikkatini çekmiş: ' Anne fotoğrafını çeksene. ' dedi.

Şekerler için ayrı bir yer vardı çay tabağında.

Yolculuk boyunca Eren uyumadı desem doğrudur. O uyuduğunda da mola verildi, tabii ki uyandı. Yol için Annesi kaşık maması almıştı. Biraz onu yedirdik, biraz meme emdi. Böylece bu yolculuk da bitti.

Eve döndüğümüzde herkesin tek bir düşüncesi vardı; uyumak. Eren de yorulmuş olmalı ki O da hemen uyudu.

11 Nisan 2009 Cumartesi

EREN EMEKLİYOR

Epeydir kıçın kıçın her tarafa gidiyordu. Öne doğru emekler gibi uzanıyor, geri dönüp oturuyor, ya da yatıp, oturup birşeyler yapıp her yöne gidiyordu.Öne doğru ilerleyemediği için hemen geri vites yapıyordu. Geri vitesci Eren diyordum. Bugün Annesi işten gelince farketmiş. 'Anne emekliyor bak. ' dedi. Sabahtan beri yanındaydım, hiç böyle bir hareket yapmadı. Annesine sürpriz yaptı herhalde. Annesi de hemen telefona sarılıp babasına, teyzesine, kuzenine haber verdi. ' Eren, özgürlüğe doğru bir adım daha ilerledi. ' dedi Annesi.


Az ilerisine birşeyler koyarak küçücük dizleriyle, sanki hep böyle yapıyormuş gibi, rahatça emeklemesini seyrettik. Sanki erik ağacı çiçek açtı, aydede güldü, güneş evimize biraz daha ışığını gönderdi gibi.

Not: Eren 30 mart'ta emeklemeye başladı.

1 Nisan 2009 Çarşamba

TEYZO' nun HEDİYESİ



Teyzesi Ankara'dan converse almış Eren'e. Aslında kuzeni kendine alınırken bunu da Eren' e alalım demiş. Küçücük bu sevimli ayakkabıyı görünce dayanamamışlardır. Eren doğmadan önce evde ve çevrede küçük çocuk olmadığından çocukla ilgili şeyler dikkatimizi çekmiyordu pek. Eren doğduktan sonra hem diğer çocuklar daha çok dikkatimizi çekiyor, hem de çocuklarla ilgili şeyler.
Kargoya vermiş teyzesi hemen. Biz de kargodan alır almaz giydirdik. Minicik ayaklara, minicik converse. Böylece ilk ayakkabısını giymiş oldu bugün. Hava güzeldi, parka gezmeye götürdük. İlk ayakkabısıyla gezmesini de yapmış oldu. Bu küçüklerin her şeyi şirin oluyor, ayaklarında daha bir şirin gözüktü ayakkabı. Biraz büyüklüğü var ama olsun...

Teşekkür ederiz teyzosu ve kuzeni.

31 Mart 2009 Salı

GÜNEŞLENMEYE BAŞLADIK


Sürekli soğuk esen rüzgarlardan dolayı epeydir balkona çıkamıyorduk. Bugün hava güzeldi, rüzgar yoktu. Saat onbir olmadan güneşlenmeye çıktık. On ,onbeş dakika güneşlendik. Eren etrafı seyretti, kuşların ötüşlerini dinledik.
Eğirdir gölünün birkaç poz fotoğrafını çektim balkondan.

EREN' e KAZAK


Ne zaman başladığımı unuttuğum kazak nihayet bitti. Tabii kış da bitti. Yine de bu sene giyilecek bir hava olur umudundayım, olmazsa da seneye inşallah Eren' e olur.

YENİ MODA UYUMALAR


Kucakta sallayarak, ayakta sallayarak veya yatağında yatarak uyuma yok bugünlerde.Son günlerin modası, uykusu gelse bile sonuna kadar direnmek, en sonunda ben ona yiyecek hazırlarken sızmak.

Anlamaya çalışıyorum, annesini arıyor, meme arıyor tamam; ama annesi geldiğinde de aynı durum devam ediyor.

Hadi hayırlısı Eren.

27 Mart 2009 Cuma

UYUTMA SORUNLARI

Uyumaya direnç devam ediyor. Bir çocuk neden uyumaz uykusu geldiğinde. Karnı tok ise, bezi de temizse, uykusu da gelmişse neden uyumaz? ' Uyku ile bir sorunu mu var acaba ?' diye soruyorum ortalığa ? Hani doğuştan getirdiğimiz bilgiler içinde, olur a ?

Uykusu geldiğinde kucağıma alıyorum, yavaşça başlıyorum ninniye. O ne , çırpma makinesi gibi çırpmaya başlıyor ayaklarını.Tüm vücuduyla karşı koyuyor, kalkacağım ,uyumayacağım havalarında. Belki önceden uyuduğu arabasını istiyor diye düşünüyorum: 'Hayır Eren artık böyle uyuyacağız. Araba bitti.' diyorum. Anlıyor mu bilemiyorum. O direniyorsa ben de direnirim diyerek, kucağımda sallamaya devam ediyorum kararlı bir şekilde. Hatta bu kararlılık ninniye bile yansıyor bir ara.
Yüzümü eliyle mıncık mıncık avuçluyor, emzik ağzında durmadan kuş diliyle birşeyler söylüyor. Cevap: ee ee...
İtirazlar gittikçe cılızlaşıyor, kendini uykunun tatlı kollarına bırakıyor.

Bundan sonra uykusu geldiğinde yatağına yatırıp, kendi kendine uyuduğu günleri hayal ediyorum.

24 Mart 2009 Salı

ISIRGAN OTU KAVURMASI


Bu hafta Değirmen Çiftliğinden istediğimiz ürünler arasında ısırgan otu da vardı.15_20 günlük bir ısırgan çayı kürü yapayım diye düşünüyordum. Daha önceki yıllarda yapmış, oldukça da faydasını görmüştüm. Ama baktım ki demet oldukça büyük, her demlemeye 6-7 yaprak bitki koysam gerisi dayanmıyacak kür süresince. Birazını yıkayıp soğanla kavurdum, üstüne de bir yumurta kırdım. Fotoğrafta görülen yemek ortaya çıktı. Pek lezzetliydi bana göre.

Isırgan çayının sayısız faydaları varmış ama ben onu kan temizleyici ve içindeki demir özelliği nedeniyle tercih ediyorum. Çayı yaparken, yıkadığım yaprakları ufak doğrayıp demliğe koyuyorum, üzerine kaynamış su döküp 10 dakika kadar bekletiyorum, süzüp içiyorum. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki bardak.